2 Kasım 2026 Pazartesi

TÜRKİYE’NİN SON YİRMİ BEŞ (25) YILI; Abdullah Çağrı ELGÜN

TÜRKİYE’NİN SON YİRMİ BEŞ (25) YILI

Abdullah Çağrı ELGÜN

TÜRKİYE’DE SON 25 YILDA KAMU KAYNAKLARININ KULLANIMI, ÖZELLEŞTİRMELER, BÜYÜK ALTYAPI PROJELERİ, BAKANLIK ALIMLARI, BELEDİYE OPERASYONLARI VE KAMU KURUMLARI ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLEN SÜREÇLERDE, ANA AKIM VE BAĞIMSIZ BASINA, MECLİS SORU ÖNERGELERİNE, SAYIŞTAY RAPORLARINA VE ADLİ SORUŞTURMA DOSYALARINA YANSIYAN İDDİALAR, İDDİA OLUNAN KURUMLAR VE RAKAMSAL BÜYÜKLÜKLERİN DETAYLANDIRILMASI: 

​1. Büyük Altyapı Projeleri, KÖİB (Kamu-Özel İş Birliği) Vurgun ve Komisyon İddiaları:

Kamu-Özel İş Birliği Yap-İşlet-Devret (YİD) modeliyle hayata geçirilen otoyol, köprü, tünel ve havalimanı projelerinde, maliyetlerin olması gereken seviyenin kat kat üzerine çıkarıldığı, yüklenici şirket ve Firmalara döviz bazlı aşırı yüksek yolcu/araç garantilerinin verildiği ve aradaki farkların Hazine Tarafından Ödendiği İfade Edilmektedir.  

a.Osmangazi Köprüsü ve Gebzi Orhangazi-İzmir-Otoyolu: 

Yatırım/Yatırım Maliyeti: Yaklaşık 1,2-1,4 Milyar.

Sözleşme ve Garanti Tutar Toplamı: Yaklaşık 6,3 milyar geçiş garantisi ve taahhüdü.

İddia Edilen ve Basına Yansıyan Boyut: Normal şartlarda öz kaynakla veya standart ihale usulüyle çok daha düşük maliyetlerle tamamlanabilecekken, projenin toplam maliyet ve garanti taahhütlerinin 6,3 milyar dolar seviyesini aştığı belirtilmektedir.

Garanti Açığı: Günlük 40.000 araç geçiş garantisi verilmiş; ancak gerçekleşen rakamlar bu hedefinin gerisinde kaldığı için aradaki fark her yıl yüz milyonlarca dolar olarak, Hazine bütçesinden (yani halkın zar-zor verebildiği vergilerinden) şirketlere kasasına, hazineden ödenerek aktarılmıştır.

Kaynaklar: Sayıştay Denetim Raporları, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Tutanakları, Bağımsız Ekonomi Analizleri.

b.1915 Çanakkale Köprüsü ve Malkara-Çanakkale Otoyolu:

İddia Edilen / Basına Yansıyan Boyut: Günlük 45.000 araç geçiş garantisi ve araç başı 15 Euro + KDV geçiş ücreti belirlenmiştir.

c.Kamu Zararı Boyutu: Geçiş yapmayan on binlerce araç için Hazine’nin her yıl şirketlere ortalama 150-200 milyon Euro dolayında garanti ödemesi yaptığı hesaplanmaktadır. Projenin toplam garanti yükünün 25 yıllık süre zarfında milyarlarca AVROYU bulacağı raporlanmıştır.

Kaynaklar: Sayıştay Raporları, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bütçe Görüşmeleri, Ekonomi Basını Araştırmaları. 

c.Zafer Havalimanı (Kütahya-Afyon-Uşak):

İddia Edilen / Basına Yansıyan Boyut: Müteahhide yaklaşık 50 milyon AVRO’ya mal olan Havalimanı için şirkete 2044 yılına kadar, toplamda 208 milyon Euro garanti ödemesi taahhüt edilmiştir.

Hata / Sapma Oranı: Yıllık yolcu garantisi gerçekleşme oranının ortalama %2 ila %3 seviyelerinde kaldığı (yani %97-98 oranında isabet etmediği), DHMİ bütçesinden her yıl milyonlarca EURO’nun şirkete aktarıldığı, Sayıştay raporlarına resmen yansımıştır.

Kaynaklar: Sayıştay, DHMİ Denetim Raporları. 

​2. Bakanlık Alımları, Kamu İhale Kanunu (21/b) ve Komisyon Çarkları:

​Kamu İhale Kanunu’nun (4734 sayılı kanun) 25 yıl içerisinde 200'den fazla değiştirilmesiyle, rekabet ortamını ortadan kaldıran, istisna maddelerinin ve 21/b (Pazarlık Usulü) maddesinin, olağan bir yöntem haline getirildiği vurgulanmaktadır.

a.Pazarlık Usulü (21/b) İhaleleri ve "Beşli Çete" İddiaları:

İddia Edilen / Basına Yansıyan Boyut: Sağlık, Ulaştırma, Enerji ve Tarım Bakanlıklarına bağlı büyük bütçeli altyapı ve bilişim ihalelerinin ilan edilmeksizin, kapalı kapılar ardında, belirli konsorsiyumlara (kamuoyunda "Beşli Çete" olarak adlandırılan yapıya) dağıtıldığı iddia edilmiştir. 

b.Komisyon ve Maliyet Şişirme İddiaları: İhale bedellerinin piyasa rayicinin çok üzerinde (15-20 katı gibi rakamlarla) sözleşmeye bağlandığı, aradaki farkların yüksek komisyonlar adı altında ilgili bürokratik ve siyasî yapılara aktarıldığına dair, muhalefet partilerinin ve araştırmacı gazetecilerin çok sayıda dosyası bulunmaktadır.

Kaynaklar: Kamu İhale Kurumu (KİK) Verileri, CHP ve Diğer Muhalefet Partilerinin Yolsuzluk Dosyaları, Bağımsız Basın Arşivleri. 

c.Elektrik, Gaz ve Akaryakıt Alım Anlaşmaları (BOTAŞ, TEDAŞ, EİAŞ) İddia Edilen / Basına Yansıyan Boyut:

Enerji arz güvenliği ve uluslararası alım sözleşmelerinde (özellikle doğalgaz tedarikinde) aracı firmaların devreye sokulmasıyla, milyarlarca dolarlık kamu zararının oluştuğu, dağıtım özelleştirmelerinde şirketlerin borçlarının, devlet tarafından üstlenildiği ifade edilmiştir.

Kaynaklar: KİT Komisyonu raporları, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Verileri.

3. Taşınmaz, Sahil, Mera, Vakıf ve Bakanlık Arazi Satışları (Özelleştirme Rantları):


a.​Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı / Maden ve Rödovans İhaleleri

​Türkiye’nin yer altı zenginliklerinin ve maden sahalarının işletilmesinde kamu yararının gözetilmediği, aksine belirli sermaye gruplarına peşkeş çekildiği iddiaları uzun yıllardır gündemdedir:

b.Maden Ruhsatlarının Devri ve Rödovans Sözleşmeleri:

Altın, gümüş, bakır ve kömür gibi stratejik maden sahalarının arama ve işletme ruhsatlarının düşük bedellerle özel şirketlere verildiği, devletin alması gereken hak edişlerin (rüsum ve payların) eksik hesaplandığı veya tahsil edilmediği Sayıştay raporlarında yer almıştır.

c.İliç ve Çevre Felaketleri Bağlantılı İhale Süreçleri:

Erzincan İliç'teki Maden Kazası gibi büyük çevre felaketleriyle sonuçlanan projelerin izin süreçlerinde, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporlarının nasıl esnetildiği, denetimlerin ihmal edildiği ve şirketlere sağlanan idarî imtiyazlar, kamuoyunda geniş yankı bulmuştur.

Kaynaklar: Adli Dosyalar, Sayıştay Denetim Raporlarına, Meclis Araştırma Önergelerine ve Bağımsız Basına Yansıyan Diğer Önemli Yolsuzluk, Usulsüzlük ve Rant Başlıkları ve Dosyaları

​4.Çevre Ajansı ve Sıfır Atık / Poşet Gelirleri Üzerinden Oluşturulan Fonlar:

​Son yıllarda kurulan yeni kamu ajansları ve fon yönetimi mekanizmaları: 

ç.Türkiye Çevre Ajansı ve Kesintiler:

Marketlerdeki plastik poşet satışlarından, depozito iade makinelerinden ve çeşitli çevre vergilerinden toplanan milyonlarca liralık fonların harcama kalemlerinin şeffaf olmadığı, bu kaynakların belirli projelere veya kurumlara ihalesiz olarak aktarıldığı yönünde eleştiriler yöneltilmiştir.

a.Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı / Demiryolu ve Liman Projelerindeki Maliyet Şişirmeleri:

​Otoyolların yanı sıra demiryolu ve liman yatırımlarında da benzer maliyet artışları gözlemlenmiştir:

b.Yüksek Hızlı Tren (YHT) Projeleri ve Ek İhaleler:

Yüksek Hızlı Tren Hatlarının yapım ve sinyalizasyon ihalelerinde, ana yüklenici firmalara sürekli "Ek İş Artışı" (Keşif Artışı) verilerek, ihale bedellerinin İlk Sözleşme Tutarlarının çok çok üzerine çıkarıldığı, Projelerin Yıllarca Gecikmesine Rağmen, Cezai İşlemlerin Uygulanmadığı Tespit Edilmiştir.

​İcra Daireleri ve Yediemin Otoparkları Çarkı:

İcra Daireleri Tarafından Haczedilen Araçların ve Malların Çekildiği Yediemin Otoparklarında Yaşanan Usulsüzlükler, Fahiş Otopark Ücretleri ve Araçların Rızaî veya Usulsüz Satışları Üzerinden Milyonlarca Liralık Haksız Kazanç Sağlandığına Dair, Adli Şikayetler ve Basın Haberleri Yer Almıştır.

Adli Dosyalar, Sayıştay Denetim Raporları, Meclis Tutanakları ve Bağımsız Basına Yansıyan Diğer Önemli Yolsuzluk, Usulsüzlük ve Kayırmacılık Başlıkları:

​Adalet Bakanlığı, Adliye Binaları ve İcra İhaleleri Usulsüzlükleri, Emanete bırakılan Altın, Dolar, Avro, Türk Lirası ve Kıymet Değeri Yüksek Emanetlerin Adliye Çalışanları tarafından kaçırılması, soyulması…

​Yargı ve Adalet Hizmetlerinin Yürütüldüğü Alanlarda da Kamusal Kaynakların Kullanımına Dair Çeşitli İddialar Basına ve Raporlara Yansımıştır:

Adliye Sarayı İnşaatları ve Keşif Artışları:

Türkiye Genelinde Son Yıllarda İnşa Edilen Devasa Adliye Saraylarının Yapım İhalelerinde, Tıpkı Ulaştırma Projelerinde Olduğu Gibi Sürekli Ek Ödenekler Çıkarıldığı, Projelerin İlk Maliyetlerinin Kat Kat Üzerine Çıkıldığı ve Bazı Müteahhitlere Ayrıcalıklı, Hak Edişler Ödendiği, Sayıştay Raporlarında Eleştirilmiştir.

 

Ali Dibo Hadisesi (2006):

Olay: Hatay başta olmak üzere kamu ihalelerinin partili isimlere ve akrabalara usulsüz şekilde paylaştırılması.

İsimler: Sadullah Ergin (Dönemin AKP Grup Başkanvekili ve sonrasında Adalet Bakanı).

Akıbeti: Siyasi tartışmalara yol açtı ancak hukuki/idari bir yaptırıma dönüşmedi.
​          Şaban Dişli - 1 Milyon Dolar İş Takibi (2008):

Olay: Silivri’deki bir arsanın imar durumunun değiştirilmesi karşılığında 1 milyon dolar "iş takip ücreti", rüşvet alındığına dair belgenin ortaya çıkması.


          İsimler: Şaban Dişli (AKP Genel Başkan Yardımcısı).

Akıbeti: Dişli partideki görevinden istifa etti, ancak ilerleyen yıllarda bürokrasi ve diplomaside görev almaya devam etti.


          2010 Sonrası ve En Büyük Rüşvet/Sermaye Transferi İddiaları:

17-25 Aralık Yolsuzlık ve Rüşvet Soruşturmaları (2013):

Olay: Cumhuriyet tarihinin en geniş kapsamlı yolsuzluk ve rüşvet iddiaları. Kara para aklama, ambargoyu delme, imar usulsüzlükleri, kamu ihalelerine fesat karıştırma ve bakan çocuklarına/bürokratlara sıfırlama kasetleri ile para dolu ayakkabı kutuları/çelik kasalar üzerinden rüşvet verilmesi iddiaları.

​İsimler:
​          Reza Zarrab (Rıza Sarraf - kilit isim)

​Süleyman Aslan (Halkbank Eski Genel Müdürü-evinde ayakkabı kutularında milyonlarca

dolar bulundu)

Zafer Çağlayan (Eski Ekonomi Bakanı-lüks saat ve nakit rüşvet iddiaları)

​Muammer Güler (Eski İçişleri Bakanı)

Egemen Bağış (Eski AB Bakanı)

Erdoğan Bayraktar (Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı-"Ne yaptıysam Başbakan Erdoğan 'ın talimatıyla yaptım" açıklaması yaptı)

Akıbeti: Hükümet soruşturmayı "darbe girişimi" ilan etti. Soruşturmayı yürüten polisler ve savcılar görevden alındı/tutuklandı. TBMM'de yapılan oylamada bakanların Yüce Divan'a gönderilmesi reddedildi ve dosya kapatıldı.


​          Sınav Kopyalama ve Kamu Personeli Alımı Skandalları (2010–2012):Olay:

2010 KPSS, 2011 YGS ve SBS sınavlarında soruların çalınması, cemaat ve iktidar yakınlarına sızdırılması.

İsimler: ÖSYM Başkanlığı yöneticileri (Ali Demir vb.).

Akıbeti: Yıllarca milyonlarca gencin hakkının yenildiği bu süreç uzun süre "sehven oldu" veya "şifre iddiaları asılsız" diyerek geçiştirildi; 15 Temmuz sonrası FETÖ davalarına konu edildi.


Ticaret Bakanlığı Dezenfektan Skandalı (2021):

Olay: Pandemi döneminde Ticaret Bakanı'nın kendi ve eşine ait şirket üzerinden Bakanlığa piyasa fiyatının üstünde dezenfektan satması.

​İsimler: Ruhsar Pekcan (Eski Ticaret Bakanı).

​Akıbeti: Pekcan görevden alındı ancak hakkında adli/cezai bir soruşturma açılmadı ya da takipsizlikle sonuçlandı.


SPK ve Borsa Manipülasyonu-Rüşvet Ağı İddiaları (2022):

Olay: Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) üzerinden borsaya giren şirketlerden işlerinin halledilmesi için milyonlarca lira rüşvet ve hisse talep edildiği iddiaları.

​İsimler: Ali Fuat Taşkesenlioğlu (Eski SPK Başkanı), Zehra Taşkesenlioğlu (AKP Erzurum Milletvekili), Ünsal Ban.

​Akıbeti: Sedat Peker'in ifşaları ve çıkan belgeler sonrası adli süreçler başlatılsa da ana failler bakımından etkili bir yargılama yapılmadı.

 

​Kamu-Özel İş birliği (KÖİ) ve "Beşli Çete" İhaleleri:

Olay: Osmangazi Köprüsü, Zafer Havalimanı, Şehir Hastaneleri gibi dev altyapı projelerinde döviz bazlı yüksek yolcu/geçiş garantileri verilerek kamu kaynaklarının belirli müteahhit gruplarına aktarılması.

​İsimler: Cengiz Holding, Kolin, Kalyan, MNG, Limak yöneticileri ve dönemin Ulaştırma/Maliye bakanları.

Akıbeti: Meclis araştırma önergeleri iktidar oylarıyla reddedildi; sözleşmeler ticari sır kapsamında saklandı.

​Süreçlerin Üstünün Kapatılmasında Kullanılan Yöntemler:


          a. ​Yargı ve Emniyette Tasfiyeler: Soruşturmayı başlatan hâkim, savcı ve emniyet

müdürlerinin görev yerlerinin değiştirilmesi veya meslekten ihraç edilmesi.


          b. ​TBMM Koruması: Soruşturma komisyonlarında çoğunluk oylarıyla bakanların Yüce

gönderilmesinin engellenmesi.


          c. ​Medyaya Yayın Yasağı: Skandalların hemen ardından mahkeme kararlarıyla

haberlere erişim engeli ve yayın yasağı getirilmesi.


          d. ​Söylem Değişikliği: Yolsuzluk iddialarının "dış güçlerin operasyonu", "devlete 
kumpas" veya "milli iradeye saldırı" olarak çerçevelenmesi.


          Mehmet Cemil Acar
’ın evinde 26 kilo altın, Milyonlarca Dolar. Eski Devlet Hava 
Meydanları İşletmesi (DHMİ) Daire Başkanı Mehmet Cemil Acar hakkında yürütülen rüşvet, yolsuzluk ve mal varlığı aklama soruşturmasında öne çıkan detaylar şunlardır:


​            Ele Geçirilen Mal Varlığı ve Aramalar:

​Yapılan adli aramalarda ve kasa incelemelerinde Acar'a ait olduğu belirlenen şu varlıklara el konulmuştur:

​26 kilogram külçe altın

1 milyon 320 bin ABD Doları

121 bin Avro

​Üzerine kayıtlı 12 gayrimenkul ve Batman’da bir mercimek fabrikası

Banka kayıtlarında birden fazla hesap (tek bir bankada 128 ayrı hesap)


​            Hukuki Süreç:

Acar, "rüşvet" ve "yolsuzluk" iddialarıyla tutuklandıktan sonra yargılandığı davada mahkemece tutukluluk süresi göz önüne alınarak tahliye edilmiş, ancak savcılığın "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" gerekçesiyle yaptığı itiraz üzerine tekrar gözaltına alınarak yeniden tutuklanmıştır.


Esenyurt Belediyesi'ne yönelik yürütülen rüşvet ve ihale soruşturması kapsamında Kayyımın Atadığı, Evinde Yapılan Aramada Bulunanlar:

​Soruşturma kapsamında tutuklanan Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş’ın kendi ikametinde yapılan adli aramada:

450.854 ABD Doları

31.815 Avro

2.580.000 Türk Lirası​Çeşitli ziynet eşyaları, lüks saatler ve ruhsatsız silahlar ele geçirilmiştir.


​         2. Saklı Kasalarda Bulunan Paralar:

Soruşturmada tutuklanan bir diğer şüphelinin (Park ve Bahçeler Müdürü) ifadesi ve takibi doğrultusunda, Ulutaş'ın rüşvet gelirlerini saklamak amacıyla Küçükçekmece'de kiraladığı boş bir daire tespit edilmiştir.


​         Bu adresteki özel çelik kasalarda yapılan incelemede:

7 Milyon ABD Doları

​400 Bin Avro nakit para bulunmuştur.

Toplam Miktar: Evinde ele geçirilen nakit döviz ile kasalarda bulunan nakit birleştirildiğinde toplam miktar yaklaşık 7,5 milyon dolar ve 430-500 bin Avro seviyesine ulaşmaktadır.

Türkiye'de geçmişten günümüze kamuoyunda büyük yankı uyandıran ve adli kayıtlara ya da iddialara yansıyan bazı önemli olayların Dolar, Avro, TL ve Altın cinsinden bilançoları / ele geçirilen rakamları şu şekildedir:


​         1. 17-25 Aralık Soruşturmaları (2013) Bilançosu:

Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan'ın Evi:

TL / Döviz Karşılığı: Ayakkabı kutularının içerisinde saklanan 4.5 Milyon Dolar nakit para bulundu.

​Bakan Rüşvet İddiaları (Fezleke Rakamları):

Zafer Çağlayan (Eski Ekonomi Bakanı): Sadece Reza Zarrab'dan alındığı öne sürülen yirmi sekiz (28)  ayrı rüşvete ilişkin toplam 52 Milyon Dolar ve ayrıca yaklaşık 45-50 Milyon Avro değerinde lüks saat ve nakit transferi.

​Muammer Güler (Eski İçişleri Bakanı): Fezlekelere yansıyan bilgilere göre toplam 1 Milyon Dolar rüşvet.

Egemen Bağış: Yaklaşık 1.5 Milyon Dolar rüşvet iddiaları.

Genel Soruşturma Çarkı: Operasyon Dönemindeki toplam para trafiğinin ve iddiaların Yüz (100) Milyar Doları aştığı tahmin edilmiştir...

​2. Deniz Feneri E.V. Davası (2008):

Bağış ve Yardım Olarak Toplanan ve Aklandıran Kara Para Miktarı: Almanya’daki mahkeme kararlarına ve iddianamelere göre, Yoksullar İçin Toplanıp Amaç Dışı Kullanılan ve Türkiye'ye Aktarılan Ana Para yaklaşık on sekiz (18) Milyon Avro civarındadır. (Dönemin Döviz Kuruyla yüz milyonlarca Türk Lirası yapmaktadır.)

​3. Güncel Benzer Operasyonlar ve Yakalanan Nakit Varlıklar:

Yukarıda bahsettiğiniz son dönemdeki bazı operasyonlarda şüphelilerin ev ve kasalarından çıkan somut rakamlar:

 

Esenyurt Belediyesi / Yusuf Ulutaş Dosyası:

​Evinde Bulunan:450.854 Dolar, 31.815 Avro, 2.580.000 TL ve ziynet eşyaları.

​Gizli Kasalarda Bulunan:7 Milyon Dolar, 400 Bin Avro.

​Toplam Bilanço: Yaklaşık 7.5 Milyon Dolar + 430 Bin-500 Bin Avro + 2.580.000 TL.

 

Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Daire Başkanı Mehmet Cemil Acar Dosyası;

​Altın:26 kilogram külçe altın (Altın kuru ve gram hesabı üzerinden dönemin en yüksek fizikî varlığa el koymalarından biri Döviz: Bir Milyon Üç Yüz Yirmi Bin Dolar (1.320.000)  ve yüz yirmi bir bin (121.000) Avro.

​Gayrimenkul/Ticari: 12 Tapulu Mülk ve Batman'da Bir Mercimek Fabrikası.

 

​1. Otoyol, Köprü ve Tünel Maliyetleri (Gelir Garantili KÖİ Projeleri):

Normal şartlarda öz kaynakla yapılsa maliyetinin çok altında tamamlanabileceği, ancak Yap-İşlet-Devret (YİD) ve Kamu-Özel İş Birliği (KÖİ) modelleriyle maliyetlerin 15-20 katına ve uzun vadeli döviz yüküne çıkarıldığı iddiaları öne çıkmaktadır:


​         Yavuz Sultan Selim (3. Köprü) ve Kuzey Marmara Otoyolu:

Köprü ve Otoyol Toplam Garantisi: Yıllık 135.000 araç geçiş garantisi. Hazine’den şirketlere aktarılan yıllık kur ve yolcu farkı ödemeleri yüz milyonlarca dolar bandındadır.

​1915 Çanakkale Köprüsü ve Malkara-Çanakkale Otoyolu:

​Garantili Geçiş Tutarı: Günlük 45.000 araç; araç başı 15 AVRO+KDV.

Kamudaki Fark: Geçiş yapmayan araçlar için Hazine’den yıllık ortalama 150-200 Milyon AVRO bandında garanti ödemesi yapıldığı hesaplanmaktadır.


         Eskişehir-Kütahya Zafer Havalimanı (DHMİ / KÖİ Projesi):

Müteahhit Yapım Maliyeti: Yaklaşık 50 Milyon AVRO.

Hazine'ye Maliyet / Garanti Toplamı (2044’e kadar): 208 Milyon AVRO

Garantide Sapma Oranı: Yıllık ortalama %95-%97 sapma (Örn. 1,3 milyon yolcu garantisine karşı 10.000-45.000 Milyar AVRO civarı kullanım garantisi verilmiş…

 

Şehir Hastaneleri (Kira ve Hizmet Bedelleri):

​Yıllık Hazine Bütçesi Yükü: Şehir hastanelerine ödenen kira ve hizmet bedelleri bütçeden yıllık ortalama 30-50 Milyar TL. üzerinde pay almakta; 25 yıllık sözleşme sürelerinde toplam maliyetin tesis yapım maliyetlerinin 10-15 katına ulaştığı ifade edilmektedir.


         2. Kamu İhaleleri, Bakanlık Alımları ve Bölge Müdürlükleri:

Kamu İhale Kanunu’nun 200’den fazla kez değiştirilmesi ve 21/b (Pazarlık/İstisna) usulü ile davet usulü ihaleler düzenlenmesi ana tartışma konusudur:


     Pazarlık Usulü (21/b) İhaleleri Toplamı: Muhalefet ve Sayıştay analizlerine göre son 
10-15 yılda milyarlarca dolarlık altyapı, tünel, hastane ve yol ihalesi ilan verilmeden belirli şirketlere ("Beşli Çete" olarak anılan yapılar) dağıtılmıştır.


       Usulsüzlük ve Fark İddiaları (Sayıştay Raporları): Sayıştay'ın yıllık denetim 
raporlarına yansıyan ve kesinleşen yıllık kamu zararları, onaylı doğrudan teminler ve iş artışlarıyla birlikte milyarlarca TL tutarına ulaşmaktadır.


          Elektrik ve Doğal Gaz Alım/Dağıtım Anlaşmaları:

Dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesi sonrasında devletin üstlendiği altyapı yenileme ve borç erteleme maliyetlerinin kamuya faturası milyarlarca doları bulmuştur.

​BOTAŞ ve TEDAŞ/EİAŞ alım anlaşmalarındaki arz-talep ve fiyatlama kayıplarında milyarlarca dolarlık kamu zararı oluştuğu Meclis KİT Komisyonu raporlarına yansımıştır.

​3. Taşınmaz, Sahil, Mera ve Vakıf Arazilerinin Satışları (Özelleştirme ve Rant):
​2B Arazileri ve Kıyı Kenar Şeridi: Milyonlarca metrekarelik Orman vasfını yitirmiş arazi, mera ve sahil şeritleri imara açılarak özel şirketlere devredilmiştir.


          Türk Telekom Özelleştirmesi:

Oger Grubuna Satış Bedeli: 6,55Milyar Dolar (2005).

Süreç Bilançosu: Oger Grubu, Türk Telekom’un gayrimenkullerini ve temettü gelirlerini (yaklaşık 7-8 Milyar Dolar elde edip bankalara olan 4,75 Milyar Dolar Borcunu ödemeyerek şirketi bankalara devretmiştir. Türk Telekom altyapısı yıpratılmış, kamu doğrudan milyarlarca dolar, zarara uğramıştır.

 

SÜMERBANK, SEKA, TEKEL, GÜBRETAŞ, ŞEKER FABRİKALARI:

Taşınmazları, arsaları ve fabrikaları toplamda piyasa rayicinin çok altında fiyatlarla (toplamda 60-70 Milyar Dolar tutarındaki özelleştirme hacmi kapsamında elden çıkarılmıştır.

​4. Kurumlar, Fonlar ve Şans Oyunları Vurgun İddiaları:

Türkiye Varlık Fonu (TVF):

Ziraat Bankası, Halkbank, BOTAŞ, THY, PTT gibi kamu devlerinin aktarıldığı TVF’nin toplam borç yükü yüz milyarlarca lira seviyesine ulaşmış, fon bağımsız Sayıştay denetimi dışında tutulmuştur. 

128 Milyar Dolar İddiası (TCMB Rezervleri):

​Merkez Bankası'nın döviz rezervlerinin 2019-2020 döneminde arka kapı yöntemleriyle (kamu bankaları üzerinden) kur kontrolü sağlamak amacıyla ortalama 6,85\text{ TL} seviyelerinden satıldığı iddia edilmiş; oluşan kamu kaybı döviz kurlarının yükselmesiyle yüz milyarlarca TL ile ifade edilmiştir.

Kızılay:

​Ensar Vakfı vb. yapılara Başkentgaz üzerinden aktarılan 7,9 Milyon Dollar} tutarındaki bağış-aktarım skandalı.

 

2023 depremlerinde AHBAP vb. kurumlara satılan çadır ve gıda ürünleri nedeniyle oluşan kurumsal ve maddî tahribat.


           Millî Piyango ve Şans Oyunları:

10 yıllığına 1,38\text {Milyar Dollar} bedelle Sisal Şans grubuna devredilmesinin ardından kamu payı oranlarının düşürülmesi ve KDV muafiyetleri ile kamunun elde edeceği milyarlarca TL'lik gelirden feragat edildiği eleştirilmiştir.


          Denizbank / Çiftlik Bank / Fon Vurgunları:

Yüksek faizli gizli fon adı altında (Seçil Erzan olayı vb.) milyonlarca dolar kayıt dışı paranın piyasada döndüğü, denetim kurumlarının (BDDK, SPK) saptama zafiyetleri tartışılmıştır.

Özet Mali Rapor ve Genel Bilanço:

Muhalefet partilerinin (CHP, İYİ Parti, DEVA vb.) hazırladığı "Yolsuzluk ve Kamu Zararı" raporlarındaki genel tahminî bilanço şu şekildedir:

​İçişleri Bakanlığı, Emniyet ve Yerel Güvenlik Alımları:

​Güvenlik bürokrasisi ve iç işlerinin yönetimiyle ilgili doğrudan teminler:

Zırhlı Araç, MOBESE ve Güvenlik Teknolojileri Alımları:

Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın envanterine katılan zırhlı araçlar, MOBESE sistemleri ve siber güvenlik/istihbarat yazılımlarının alımlarında, Kamu İhale Kanunu dışına çıkılarak, istisnai veya gizli maddelerle belirli teknoloji firmalarına, yüksek bedeller ödendiği, bu alımların şeffaf denetimden uzak tutulduğu, rapor edilmiştir.

Gençlik ve Spor Bakanlığı (GSB) Yurt ve Spor Tesisi İhaleleri:

​Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın devasa bütçesiyle hayata geçirilen projeler:

Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) Kiralık Yurt Binaları:

Öğrencilerin barınma ihtiyacı için devlet yurdu yapmak yerine, iktidara yakın kişilere veya şirketlere ait otellerin/binaların piyasa rayicinin çok üzerinde fahiş kira bedelleriyle kiralanması, bu sözleşmelerin uzun yıllara yayılmış olarak devlete, ağır bir mali yük getirdiği eleştirilerine neden olmuştur.

Stadyum ve Spor Kompleksi İnşaatları:

Anadolu’nun çeşitli illerinde inşa edilen yeni stadyumların birçoğunun planlanan bütçelerin çok üzerinde maliyetlerle tamamlanması, aradan geçen yıllara rağmen çatı akmaları veya zemin çöküntüleri gibi sebeplerle tekrar milyonlarca liralık, onarım ihalelerine açılması, kamu kaynaklarının israfı olarak kaydedilmiştir.

GÜNCELLENMİŞ EKSİKSİZ BU VURGUN YALAN DOLAN, SOYGUN VE TALANLARIN, TOPLAM ÖZETİ SON YİRMİ BEŞ YILLIK (25) YILLIK DÖNEMİ KAPSAYAN TÜM ANA KATEGORİLER VE TAHMİNİ EKONOMİK-MALİ BÜYÜKLÜKLER ŞU ŞEKİLDEDİR:

İddia / Sektör Alanı:

Yaklaşık Mali Boyut / Tahmini Yük:

KÖI Projeleri (Yol, Köprü, Tünel, Şehir Hastaneleri Garanti Yükleri)

150- 200 Milyar Dolar ,25 Yıllık Sözleşme Yükü:

 

Özelleştirmeler (Türk Telekom, Limanlar, SEKA, Şeker Fabrikaları vb.)

60-70 Milyar Dolar

 

Bakanlık, Belediye ve Kamu İhale Usulsüzlükleri (21/b, TOKİ, MEB, Komisyonlar)

50-100 Milyar Dolar

 

DHMİ, Kızılay, Sağlık, Banka Kredileri ve Münferit Yolsuzluk Dosyaları

Yüz milyarlarca TL ve Döviz Bazlı Servetler…

 

Savunma, İSF, Kültür/Turizm, Madenler ve Diğer Fon Aktarımları

Milyarlarca Dolar ve Fon Rezervleri 

 

FONLAR VE VURGUNLAR:

Kim Ne Kadar Para Çekti / Kazandı?

Siyasetçilerin iddialarına ve resmi raporlara yansıyan bazı çarpıcı kazançlar ve para hareketleri şunlardır:

Fatma Betül Sayan Kaya ve Eşi: Yeni Parti lideri Özgür Özel'in açıklamasına göre, fona 163 milyon lira yatırıp karşılığında 2 milyar 200 milyon lira çekmişlerdir.

Firari Eski Bürokrat: İsmi açıklanmayan eski bir bürokratın fondan 20 milyar lira çekerek yurt dışına kaçtığı iddia edilmiştir.

650 Kişilik Grup: SPK'nın tasfiye kararından hemen önce, aralarında siyasetçi, bürokrat ve iş insanlarının olduğu belirtilen 650 kişinin hesaplardan toplam 227 milyar lira çektiği tespit edilmiştir.

214 Milyoner/Şirket: Soruşturma kapsamında 3 fondan 100 milyon TL'nin üzerinde haksız kazanç sağlayan 141 gerçek kişi ve 73 şirket (Toplam 214 Odak) mercek altındadır.

Devletin Toplam Zararı ve Ekonomik Yıkım:

Soruşturmaya konu olan Tera, Pusula, Hedef gibi aracı kurumların 130'dan fazla fonu SPK tarafından tasfiye edilmiştir. Krizin faturası şu verilerle ifade edilmektedir:

Toplam Ekonomik Zarar: Siyasi değerlendirmelere göre zarar 90 milyar dolar ile 110 milyar dolar arasındadır.

Borsadaki Toplam Kayıp: Fon işlemlerinin durdurulması ve krizin yayılmasıyla borsa genelinde 3,5 trilyon liralık bir kayıp oluşmuştur.

Buhar Olan Fon Kalıntıları: Tasfiye edilen fonlarda kalan ve buharlaşan tutar 800 milyar lira civarındadır.

Devletin Geri Almayı Hedeflediği Tutar:

TMSF, haksız kazanç sağlayan kişilerden gönüllü iade yoluyla toplam 187 milyar 653 milyon lirayı tahsil etmeyi amaçlamaktadır. Bu tutarın fonlara göre dağılımı şöyledir:

Tera Fonu: ~90 milyar TL

Pusula Fonu: 79 milyar TL

Hedef Fonu: ~18 milyar TL

Olayla ilgili aralarında ünlü ekonomistler ve portföy yöneticilerinin de bulunduğu atmıştan (60) fazla kişi tutuklu yargılanmaktadır. Soruşturma kapsamında güncel gelişmeleri NTV Haber Fon Soruşturması sayfasından veya Gazete Oksijen Ekonomi haberlerinden takip edilebilmektedir.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü fon soruşturmasıyla ilgili yeni ayrıntılar ortaya çıktı. Üç fondan 100 milyon liranın üzerinde kazanç sağladığı belirlenen 141 gerçek kişi ile 73 şirketin toplam 187 milyar 653 milyon lira gelir elde ettiği anlaşıldı.

Sabah gazetesinde yer alan habere göre Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturma dosyasındaki rakamları aktardı; TERA fonlarından yaklaşık 90 milyar, Pusula fonlarından 79 milyar ve Hedef fonlarından yaklaşık 18 milyar lira kâr sağlandığını ifade etti.

Gürlek, özellikle dört tarihin öne çıktığını vurgulayarak fonlardan satış gerçekleştiren 214 kişinin mercek altına alındığını belirtti.

4 GÜNDE MİLYARLIK TRAFİK DÖNMÜŞ:

Soruşturma sırasında yapay zekâ sistemlerinden de destek alındığını ifade eden Gürlek, bahse konu tarihlerin: 13, 14, 15 ve 16 Eylül olduğunu açıkladı.  

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, tespit edilen isimleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) bildirdi.  TMSF'nin paranın iade edilmesi için resmi bildirimde bulunmaya başladığı, toplanan tutarın fon yatırımcıları için oluşturulan hesaplarda bir araya getirileceği öğrenildi.

DHMİ,KIZILAY, SAĞLIK,BANKA KREDİLERİ VE MÜNFERİT DOSYALAR:

Yüz Milyarlarca TL, AVRO, DOLAR ve ALTIN bazlı servetler…. Çalınan, Komisyon ve Rüşvet olarak alınan, İhale ve Komisyon Paraları, Kupon Arsa, Bakanlık Bina ve Arsa Satışları, Yapılan Stadyumlar, Şehir Hastaneleri, Adliye Binaları, Yol, Köprü, Tünel, Hızlı Tiren İhaleleri Beşli Çeteye verilen İhale ve Alınan Komisyon Paraları Rıza Zarrab, 17-25 Aralık Olayları….

Savunma, İSF, Maden, GSB ve Diğer Fon Aktarımları:

Milyarlarca Dolar ve Fon Rezervleri İktidarın Yirmi Beş (25) Yılda yarattığı Türkiye Gerçeği işte budur.


SSK, BAĞ-KUR, MEMUR VE MEMUR EMEKLİLERİNİN DURUMLARI:

Sınıfının SSK’lı ve BAĞ-KUR Emeklilerinin Aylık Bağlama Oranı (ABO) 2005 Öncesindeki Durum (2000 Öncesi Gösterge Sistemi):

1. BAĞ-KUR çalışanları için, 2000 yılından önce işçi ve BAĞ-KUR çalışanları, aylık bağlama oranı, oldukça yüksekti. 25 yıl (9.000 gün) prim ödeyen bir çalışanın maaşına uygulanan taban ABO %60 ile %70 arasındaydı. Prim gün sayısı arttıkça bu oran %75 ile %85 seviyelerine kadar tırmanabiliyordu. Yani kişi emekli olmadan önceki ortalama kazancının, yaklaşık 4'te 3'ünü (%75'ini veya daha fazla çalışmışsa %85’ine kadarını) emekli aylığı olarak alabiliyordu.

2.BAĞ_KUR ve SGK’da, 2008 Sonrası Dönem (Şimdiki Durum):

1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu (SSK) ile bu sistem tamamen değiştirildi. Yeni sistemde aylık bağlama oranı her yıl için sabit %2 olarak belirlendi. Dolayısıyla, bugün 25 yıl çalışan bir işçi veya BAĞ-KUR' lunun ve SSK’lının aylık bağlama oranı %50'ye düşmüştür.  Bu tam rezalettir! Hükümetler, İktidar ve Muhalefet için de utanç verici bir durum olması gerekir. Hiçbir yurttaşa verilmiş olan hak geri alınmaz. Bu hakkın üzerine haklar ilave edilir; fakat “Kısıtlama ve Hak Gaspı”, adalet uygulamalarında yetersizlik ve iktidarın basiretsizliği ve yönetim yoksunluğundandır.

3. Memur Emeklileri (Emekli Sandığı):

2005 Öncesindeki Durum: 2008 yılı öncesinde göreve başlamış memurlarda, 25 yıl hizmet süresini dolduranların emekli aylığı bağlama oranı %75'ti. Memur çalıştığı sürece aldığı son maaşın (prime esas unsurlarının) yaklaşık 4'te 3'ünü emeklilik hayatında da almaya devam ediyordu.

Devlet Memurlar İçin Temel Oran, "Eski" Memurlar (5434 Sayılı Kanun): 25 tam yıl (9.000 iş günü) hizmet süresi için emekli aylığı bağlama oranı %75'tir.

Artış Kuralı: 25 yılı aşan her 1 tam, çalışma yılı için, bu orana %1 eklenir. İlk 25 yıl için = %75

Fazladan çalışılan 12 yıl için diyelim: = %75+12 (12 × %1)= 87

Tam olarak %87 aylık bağlama oranı ile emekli olurlar. Bu gruptaki memurlar fazla çalıştıkça emekli maaşlarını ve emekli ikramiyelerini (30 yıl sınırı kalktığı için tüm yıllar üzerinden) artırmış olurlar.

Şimdiki Oran: 2008 yılından sonra ilk kez memuriyete başlayan yeni nesil Kamu Görevlileri için de yıllık artış oranı: %2'ye çekildi. Yani 25 yıl hizmeti olan yeni bir memurun, teorik aylık bağlama oranı %50'ye düşmüştür, yani yarı yarıya azalmıştır.

Bu sistemden derhal vaz geçilerek eski sisteme geçilmesi SSK, BAĞKUR’ lu SGK’ lı İŞÇİ, VE MEMURLARIN geçmiş haklarının iadesi bir mecburiyettir!..

EMEKLİYE ÖDENMEYEN GEÇMİŞTEKİ “SEYYALEN ZAM”:

“Seyyalen Zam”, 2023 yılının Temmuz ayında (7456 sayılı Kanun ile) yasalaşmıştır. Emekli Memura “Geçmiş ödenmeyen aylıkların toplu olarak verilmesi" ve "Bugünkü 25.153 TL'lik Zammın Kalıcı Olarak Maaşlara Eklenmesi" talepleri her zaman saklı tutulmaktadır!..

Ekim Ayı 2026 yılı, “Yeni Kanun Teklifi TBMM Gündeminde, yaklaşık 2 Milyon 540 Bin Memur Emeklisinin hak kaybını gidermek amacıyla, 20 Ekim 2026 tarihinde TBMM Başkanlığına yeni bir kanun teklifi sunulmuştur. Teklifin İçeriği: 5510 sayılı Kanun'a yeni bir madde eklenerek çalışan memurlara verilen, “Seyyanen Zammın” güncel karşılığı olan: “25.153,05 TL'nin” Memur Emeklilerine de her ay "İlave Ödeme" olarak ödenmesi ve Temmuz 2023'ten bu yana ödenmeyen geçmiş “Üç (3) Yıllık Seyyalen Zamların”, "Toplu Olarak Geriye Dönük" ödemesinin yapılarak, geçmişteki hak mağduriyetinin giderilmesi şarttır!.. Böylelikle “Çalışan ve Emekli Memur” arasındaki adaletsizliğine son verilmesi; bu kanun ile geriye dönük olarak, hak gaspının giderilmesi, ödenmeyen bu zammın yasal faizi ile birlikte yaklaşık 2 milyon 540 bin memur emeklisinin (Emekli Sandığı/4C kapsamındaki pasif Sigortalıların) mağduriyetlerinin giderilmesi, haklıya hakkını verme ve adaleti tesis etme, her iktidarın en önemli ve ilk vazifesidir!..

Bu durumda bu kadar zor şartlarda yaşama mücadelesi veren bütün vatandaşlara ELEKTRİK, GAZ VE SU HARCAMALARININ BEDAVA YAPILMASI ise bir zorunluluk olmuştur. Devlet ve iktidarlar bunu bir ulufe olarak değil vatandaşının sağlık, mutluluk ve huzuru için bir mecburiyet olarak görmelidir.

AKP İKTİDARI:

AKP, iktidara geldiği 3 Kasım 2992 yılından bu yana geçen yirmi beş (25) yılda, çeyrek yüz yıldır halkın gözünün içine baka baka ülkeyi soymuş, soydurmuş, soyulmasını ya seyretmiş veya Meclis Soruşturmalarına İktidar ve Ortaklarının verdiği oylarla bu soygunların soruşturulmalarına ve faillerin yargılanmalarına engel olarak suçluları, zanlıları ve soyanları korumuş ve yargılanmalarını engellemiştir. Bu da yetmemiş Soygun, vurgun, talan, yolsuzluk yapanları tekraren ödüllendirerek ya Millet Meclisine Vekil yapmış ya Bakan Yardımcılığı, Müşteşar, Genel Müdür…vb. Üst Kurum ve ünvanlı yerlere getirerek ödüllendirdiği yapılan yolsuzluklarda, gazete ve basına yansıyan haberlerde ayan beyan ortaya çıkmıştır.

Bu iktidar Görevini hiçbir şekilde yerine getirememektedir. Yolsuzluğa, hırsızlığa, rüşvete, yalana, dolana, talana bulaşmıştır. Güvenli bir liman olmaktan çıkmıştır. Bu iktidar yorulmuş, hastalıklı ve çaresizdir. Dertlere çare olacak ilaçtan mahrumdur. GÜVEN ve GÜVENİRLİĞİNİ ÇOKTAN KAYBETMİŞTİR.

Tez Vakitte, Milletin Selâmeti, Vatanın istiklâli ve memleketin daha fazla zarar görmemesi için istifası ve çekip gitmesi bir mecburiyettir.

Sorumlu Olan Bütün Vekilleri ve Bakanları ve Üst Düzey Yetkilileri Uyarıyor, İkaz Ediyor ve Saltanatlarını Bırakmaya Davet Ediyoruz… Bugün bir eli yağda diğer eli balda olanlarla: 

Diğer yanda, aç, açıkta kalmaktansa Cumhurbaşkanına Hakeret Suçlamasıyla Hapse girip başını sokacak bir çatıya kavuşmayı uman yuttaşlar... 

Sığınacak bir yeri olmadığı için Mezarlıkta yatıp kalykan atmış (60) yaşında çaresiz kadın...Bir yanda milyonlarca yuttaşın rızkına göz dikikenler, halkın kemer sıkarak, boğazından kısarak ödediği vergilerini, emekliye verilmeyen seyyalen  ve normal zammı, sadaka zanneden, halk oyunun tamamına yakının kaybetmiş bu gayri meşru iktidar... 

Asgari ücretliye verilmeyen parayı ve geçinemeyen; fakat devlete yıllarca hizmet etmiş, parasını ödemiş SSK, BaĞ-KUR, İŞÇİ, MEMUR Emeklilerinin, emekelerini kene gibi emip, sömüren bir iktidar... Ondan nemalenen bir avuç ortakları, bir eli yağda, bir eli balda, yeni mezun olmuş çocukları ve torunları Mecliste Danışman, diğerleri yurt dışında en iyi okullarda okurken, vatanadaşın çocuklarının İmamhatip Liselerine Yönlendirilerek okutulması, Boğazın ve Haliç'in Simonları ile Türk Halkının hayat tarzını, arasındaki farkı ortaya koyması açısından ibretliktir!.. 

Yolsuzlukların, Rüşvetin, İltimasın, Sodygunun Suçlularını Meclise getiren duyarlı vekillerin Kanun Teekliflerini Mecliste Büyük Ç oğunlukla reddeden Kaypak ve Bukelemun düşünceli, zalimlerin keskin nişancıları gibi halkı her daim ve fırsatta alnının ortasından vurarak doğrulmasına izin vermemekte  ısrar etmektedirler.

BU İKTİDAR DAHA O ZAMANDAN, HALKIN GÜVEN OYUNU KAYBETMİŞTİR. İCRAATLARI GAYRİMEŞRUDUR!. BU DURUMUA GÖRE DE iKTİDAR KOLTUĞUNDA DA GAYRİ MEŞRU OLARAK OTURMAKTADIR.BU İKTİDAR DAHA O ZAMANDAN, HALKIN GÜVEN OYUNU KAYBETMİŞTİR! İCRAATLARI GAYRİMEŞRUDUR. İKTİDAR KOLTUĞUNDA DA GAYRİMEŞRU OLARAK, OTURMAKTADIR!.. Hükümetin eski Başbakanı Binalyı YILDIRIM, bu savı net ve tartışmaya gerek kalmayacak tarzda FETO ORTAKLIKLARI DÖNEMİNDE basının ve kameraların ekranları önünde açık etmiştir.

Binali Yıldırım’ın bu ifadeleri kullandığı konuşma, 29 Eylül 2017 tarihinde, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Terzioğlu Yerleşkesi içindeki Troia Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilmiştir. "Bir terör örgütü düşünün; adı FETÖ. Bu örgüt ne yaptı? Bu milletin parasıyla, vergileriyle alınan tankları, uçakları, helikopterleri, silahları yine bu milletin üzerine doğrulttu. Gençlerimizi, insanlarımızı acımasızca şehit etti, gazi etti; ama bundan daha önemlisi, akıl tutulması yaşattı.

Bir bakıyorsunuz hiçbir birikimi olmayan, diploması olmayan bir adamın etrafında üniversite okumuş, profesör olmuş adamlar fırıl fırıl dönüyor. Yarım bıraktığı ekmeği yemek için birbirleriyle kavga ediyorlar. Allah akıl fikir vermiş.

Akıl kiraya verilir mi?

Bir insan aklını, fikrini başka birine teslim eder mi? Dinimiz ne diyor?

'Akıl etmez misiniz, düşünmez misiniz?' diyor. Her şeyin başı okumak, anlamak ve sorgulamaktır. Üniversiteler işte tam da bunun için vardır; sorgulayan, araştıran, biat etmeyen nesiller yetiştirmek için."

 Milleti serbest, diğer yanda aklı başında yazılar yazanve iktidarın yaptıkları haksızlıkları anlatan, eleştiren, uyaran, ikaz eden bilgili, donanımlı, soran sorgulayan, hesap isteyen Yazarlar, Akademisyenler, Gazetecilerin hepsi hapiste, rehin olarak tutulmakta,davaları Allah'ın takdirine ve kadarlerine terk edilmiş bulunmaktadır. 

KAYNAKLAR, VERİLER VE RAKAMLAR:

1) TBMM Soru Önergeleri

2) Sayıştay Denetim Raporları ve Adli Soruşturma Dosyalarına Yannhsıyan Ana Unsurlar.

3) Proje Olay Bazlı Resmî ve Gayri ResmÎ Tahmini Rakamlar.

4) Gelir Garantilerinin Garanti Yüklerive Kamu Zararı İddiaları.

5) Bağımsız Ekonomistlerin Analizleri.

6) Basına Yansıyan Araştırma Analiz Raporları,

7)Basında Kamuoyuna Yansımış Haberler

8) Muhalefet Partilerinin Raporları

9)Bağımsız Basın İncelemeleri

10) Bu Ramkamalar ve Veeriler Yukarıda Belirtilmiş Olan Kaynaklardan Araştırılarak Elde EdilenRaporlardan Derlenerek Hazırlanmış Rakamlardır.

 

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Translate