TÜRKİYE’NİN
SON YİRMİ BEŞ (25) YILI
Abdullah Çağrı ELGÜN
TÜRKİYE’DE SON 25 YILDA KAMU KAYNAKLARININ KULLANIMI, ÖZELLEŞTİRMELER, BÜYÜK ALTYAPI PROJELERİ, BAKANLIK ALIMLARI, BELEDİYE OPERASYONLARI VE KAMU KURUMLARI ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLEN SÜREÇLERDE, ANA AKIM VE BAĞIMSIZ BASINA, MECLİS SORU ÖNERGELERİNE, SAYIŞTAY RAPORLARINA VE ADLİ SORUŞTURMA DOSYALARINA YANSIYAN İDDİALAR, İDDİA OLUNAN KURUMLAR VE RAKAMSAL BÜYÜKLÜKLERİN DETAYLANDIRILMASI:1.
Büyük Altyapı Projeleri, KÖİB (Kamu-Özel İş Birliği) Vurgun ve Komisyon
İddiaları:
Kamu-Özel
İş Birliği Yap-İşlet-Devret (YİD) modeliyle hayata geçirilen otoyol, köprü,
tünel ve havalimanı projelerinde, maliyetlerin olması gereken seviyenin kat kat
üzerine çıkarıldığı, yüklenici şirket ve Firmalara döviz bazlı aşırı yüksek
yolcu/araç garantilerinin verildiği ve aradaki farkların Hazine Tarafından
Ödendiği İfade Edilmektedir.
a.Osmangazi
Köprüsü ve Gebzi Orhangazi-İzmir-Otoyolu:
Yatırım/Yatırım
Maliyeti: Yaklaşık 1,2-1,4 Milyar.
Sözleşme
ve Garanti Tutar Toplamı: Yaklaşık 6,3 milyar geçiş garantisi ve taahhüdü.
İddia
Edilen ve Basına Yansıyan Boyut: Normal şartlarda öz kaynakla veya standart
ihale usulüyle çok daha düşük maliyetlerle tamamlanabilecekken, projenin toplam
maliyet ve garanti taahhütlerinin 6,3 milyar dolar seviyesini aştığı
belirtilmektedir.
Garanti
Açığı: Günlük 40.000 araç geçiş garantisi verilmiş; ancak gerçekleşen rakamlar
bu hedefinin gerisinde kaldığı için aradaki fark her yıl yüz milyonlarca dolar
olarak, Hazine bütçesinden (yani halkın zar-zor verebildiği vergilerinden)
şirketlere kasasına, hazineden ödenerek aktarılmıştır.
Kaynaklar:
Sayıştay Denetim Raporları, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Tutanakları, Bağımsız
Ekonomi Analizleri.
b.1915
Çanakkale Köprüsü ve Malkara-Çanakkale Otoyolu:
İddia
Edilen / Basına Yansıyan Boyut: Günlük 45.000 araç geçiş garantisi ve araç başı
15 Euro + KDV geçiş ücreti belirlenmiştir.
c.Kamu
Zararı Boyutu: Geçiş yapmayan on binlerce araç için Hazine’nin her yıl
şirketlere ortalama 150-200 milyon Euro dolayında garanti ödemesi yaptığı
hesaplanmaktadır. Projenin toplam garanti yükünün 25 yıllık süre zarfında
milyarlarca AVROYU bulacağı raporlanmıştır.
Kaynaklar:
Sayıştay Raporları, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bütçe Görüşmeleri, Ekonomi
Basını Araştırmaları.
c.Zafer
Havalimanı (Kütahya-Afyon-Uşak):
İddia
Edilen / Basına Yansıyan Boyut: Müteahhide yaklaşık 50 milyon AVRO’ya mal olan
Havalimanı için şirkete 2044 yılına kadar, toplamda 208 milyon Euro garanti
ödemesi taahhüt edilmiştir.
Hata
/ Sapma Oranı: Yıllık yolcu garantisi gerçekleşme oranının ortalama %2 ila %3
seviyelerinde kaldığı (yani %97-98 oranında isabet etmediği), DHMİ bütçesinden
her yıl milyonlarca EURO’nun şirkete aktarıldığı, Sayıştay raporlarına resmen
yansımıştır.
Kaynaklar: Sayıştay, DHMİ Denetim Raporları.
2.
Bakanlık Alımları, Kamu İhale Kanunu (21/b) ve Komisyon Çarkları:
Kamu
İhale Kanunu’nun (4734 sayılı kanun) 25 yıl içerisinde 200'den fazla
değiştirilmesiyle, rekabet ortamını ortadan kaldıran, istisna maddelerinin ve
21/b (Pazarlık Usulü) maddesinin, olağan bir yöntem haline getirildiği
vurgulanmaktadır.
a.Pazarlık
Usulü (21/b) İhaleleri ve "Beşli Çete" İddiaları:
İddia
Edilen / Basına Yansıyan Boyut: Sağlık, Ulaştırma, Enerji ve Tarım
Bakanlıklarına bağlı büyük bütçeli altyapı ve bilişim ihalelerinin ilan
edilmeksizin, kapalı kapılar ardında, belirli konsorsiyumlara (kamuoyunda
"Beşli Çete" olarak adlandırılan yapıya) dağıtıldığı iddia
edilmiştir.
b.Komisyon
ve Maliyet Şişirme İddiaları: İhale bedellerinin piyasa rayicinin çok üzerinde
(15-20 katı gibi rakamlarla) sözleşmeye bağlandığı, aradaki farkların yüksek
komisyonlar adı altında ilgili bürokratik ve siyasî yapılara aktarıldığına
dair, muhalefet partilerinin ve araştırmacı gazetecilerin çok sayıda dosyası
bulunmaktadır.
Kaynaklar:
Kamu İhale Kurumu (KİK) Verileri, CHP ve Diğer Muhalefet Partilerinin Yolsuzluk
Dosyaları, Bağımsız Basın Arşivleri.
c.Elektrik,
Gaz ve Akaryakıt Alım Anlaşmaları (BOTAŞ, TEDAŞ, EİAŞ) İddia Edilen / Basına
Yansıyan Boyut:
Enerji
arz güvenliği ve uluslararası alım sözleşmelerinde (özellikle doğalgaz
tedarikinde) aracı firmaların devreye sokulmasıyla, milyarlarca dolarlık kamu
zararının oluştuğu, dağıtım özelleştirmelerinde şirketlerin borçlarının, devlet
tarafından üstlenildiği ifade edilmiştir.
Kaynaklar:
KİT Komisyonu raporları, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Verileri.
3.
Taşınmaz, Sahil, Mera, Vakıf ve Bakanlık Arazi Satışları (Özelleştirme
Rantları):
a.Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı / Maden ve Rödovans İhaleleri
Türkiye’nin
yer altı zenginliklerinin ve maden sahalarının işletilmesinde kamu yararının
gözetilmediği, aksine belirli sermaye gruplarına peşkeş çekildiği iddiaları
uzun yıllardır gündemdedir:
b.Maden
Ruhsatlarının Devri ve Rödovans Sözleşmeleri:
Altın,
gümüş, bakır ve kömür gibi stratejik maden sahalarının arama ve işletme
ruhsatlarının düşük bedellerle özel şirketlere verildiği, devletin alması
gereken hak edişlerin (rüsum ve payların) eksik hesaplandığı veya tahsil
edilmediği Sayıştay raporlarında yer almıştır.
c.İliç
ve Çevre Felaketleri Bağlantılı İhale Süreçleri:
Erzincan
İliç'teki Maden Kazası gibi büyük çevre felaketleriyle sonuçlanan projelerin
izin süreçlerinde, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporlarının nasıl
esnetildiği, denetimlerin ihmal edildiği ve şirketlere sağlanan idarî
imtiyazlar, kamuoyunda geniş yankı bulmuştur.
Kaynaklar: Adli Dosyalar, Sayıştay Denetim Raporlarına, Meclis Araştırma Önergelerine ve Bağımsız Basına Yansıyan Diğer Önemli Yolsuzluk, Usulsüzlük ve Rant Başlıkları ve Dosyaları
4.Çevre
Ajansı ve Sıfır Atık / Poşet Gelirleri Üzerinden Oluşturulan Fonlar:
Son
yıllarda kurulan yeni kamu ajansları ve fon yönetimi mekanizmaları:
ç.Türkiye
Çevre Ajansı ve Kesintiler:
Marketlerdeki
plastik poşet satışlarından, depozito iade makinelerinden ve çeşitli çevre
vergilerinden toplanan milyonlarca liralık fonların harcama kalemlerinin şeffaf
olmadığı, bu kaynakların belirli projelere veya kurumlara ihalesiz olarak
aktarıldığı yönünde eleştiriler yöneltilmiştir.
a.Ulaştırma
ve Altyapı Bakanlığı / Demiryolu ve Liman Projelerindeki Maliyet Şişirmeleri:
Otoyolların
yanı sıra demiryolu ve liman yatırımlarında da benzer maliyet artışları
gözlemlenmiştir:
b.Yüksek
Hızlı Tren (YHT) Projeleri ve Ek İhaleler:
Yüksek
Hızlı Tren Hatlarının yapım ve sinyalizasyon ihalelerinde, ana yüklenici
firmalara sürekli "Ek İş Artışı" (Keşif Artışı) verilerek, ihale
bedellerinin İlk Sözleşme Tutarlarının çok çok üzerine çıkarıldığı, Projelerin
Yıllarca Gecikmesine Rağmen, Cezai İşlemlerin Uygulanmadığı Tespit Edilmiştir.
İcra
Daireleri ve Yediemin Otoparkları Çarkı:
İcra
Daireleri Tarafından Haczedilen Araçların ve Malların Çekildiği Yediemin
Otoparklarında Yaşanan Usulsüzlükler, Fahiş Otopark Ücretleri ve Araçların
Rızaî veya Usulsüz Satışları Üzerinden Milyonlarca Liralık Haksız Kazanç
Sağlandığına Dair, Adli Şikayetler ve Basın Haberleri Yer Almıştır.
Adli
Dosyalar, Sayıştay Denetim Raporları, Meclis Tutanakları ve Bağımsız Basına
Yansıyan Diğer Önemli Yolsuzluk, Usulsüzlük ve Kayırmacılık Başlıkları:
Adalet
Bakanlığı, Adliye Binaları ve İcra İhaleleri Usulsüzlükleri, Emanete bırakılan
Altın, Dolar, Avro, Türk Lirası ve Kıymet Değeri Yüksek Emanetlerin Adliye
Çalışanları tarafından kaçırılması, soyulması…
Yargı
ve Adalet Hizmetlerinin Yürütüldüğü Alanlarda da Kamusal Kaynakların
Kullanımına Dair Çeşitli İddialar Basına ve Raporlara Yansımıştır:
Adliye
Sarayı İnşaatları ve Keşif Artışları:
Türkiye
Genelinde Son Yıllarda İnşa Edilen Devasa Adliye Saraylarının Yapım
İhalelerinde, Tıpkı Ulaştırma Projelerinde Olduğu Gibi Sürekli Ek Ödenekler
Çıkarıldığı, Projelerin İlk Maliyetlerinin Kat Kat Üzerine Çıkıldığı ve Bazı
Müteahhitlere Ayrıcalıklı, Hak Edişler Ödendiği, Sayıştay Raporlarında
Eleştirilmiştir.
Ali
Dibo Hadisesi (2006):
Olay:
Hatay başta olmak üzere kamu ihalelerinin partili isimlere ve akrabalara
usulsüz şekilde paylaştırılması.
İsimler:
Sadullah Ergin (Dönemin AKP Grup Başkanvekili ve sonrasında Adalet Bakanı).
Akıbeti:
Siyasi tartışmalara yol açtı ancak hukuki/idari bir yaptırıma dönüşmedi.
Şaban Dişli - 1 Milyon
Dolar İş Takibi (2008):
Olay:
Silivri’deki bir arsanın imar durumunun değiştirilmesi karşılığında 1 milyon
dolar "iş takip ücreti", rüşvet alındığına dair belgenin ortaya
çıkması.
İsimler: Şaban Dişli (AKP Genel Başkan Yardımcısı).
Akıbeti: Dişli partideki görevinden istifa etti, ancak ilerleyen yıllarda bürokrasi ve diplomaside görev almaya devam etti.
2010 Sonrası ve En Büyük Rüşvet/Sermaye Transferi İddiaları:
17-25
Aralık Yolsuzlık ve Rüşvet Soruşturmaları (2013):
Olay:
Cumhuriyet tarihinin en geniş kapsamlı yolsuzluk ve rüşvet iddiaları. Kara para
aklama, ambargoyu delme, imar usulsüzlükleri, kamu ihalelerine fesat karıştırma
ve bakan çocuklarına/bürokratlara sıfırlama kasetleri ile para dolu ayakkabı
kutuları/çelik kasalar üzerinden rüşvet verilmesi iddiaları.
İsimler:
Reza Zarrab (Rıza Sarraf -
kilit isim)
Süleyman
Aslan (Halkbank Eski Genel Müdürü-evinde ayakkabı kutularında milyonlarca
dolar
bulundu)
Zafer
Çağlayan (Eski Ekonomi Bakanı-lüks saat ve nakit rüşvet iddiaları)
Muammer
Güler (Eski İçişleri Bakanı)
Egemen
Bağış (Eski AB Bakanı)
Erdoğan
Bayraktar (Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı-"Ne yaptıysam Başbakan Erdoğan
'ın talimatıyla yaptım" açıklaması yaptı)
Akıbeti:
Hükümet soruşturmayı "darbe girişimi" ilan etti. Soruşturmayı yürüten
polisler ve savcılar görevden alındı/tutuklandı. TBMM'de yapılan oylamada
bakanların Yüce Divan'a gönderilmesi reddedildi ve dosya kapatıldı.
Sınav Kopyalama ve Kamu Personeli Alımı Skandalları (2010–2012):Olay:
2010
KPSS, 2011 YGS ve SBS sınavlarında soruların çalınması, cemaat ve iktidar
yakınlarına sızdırılması.
İsimler:
ÖSYM Başkanlığı yöneticileri (Ali Demir vb.).
Akıbeti: Yıllarca milyonlarca gencin hakkının yenildiği bu süreç uzun süre "sehven oldu" veya "şifre iddiaları asılsız" diyerek geçiştirildi; 15 Temmuz sonrası FETÖ davalarına konu edildi.
Ticaret
Bakanlığı Dezenfektan Skandalı (2021):
Olay:
Pandemi döneminde Ticaret Bakanı'nın kendi ve eşine ait şirket üzerinden
Bakanlığa piyasa fiyatının üstünde dezenfektan satması.
İsimler:
Ruhsar Pekcan (Eski Ticaret Bakanı).
Akıbeti:
Pekcan görevden alındı ancak hakkında adli/cezai bir soruşturma açılmadı ya da
takipsizlikle sonuçlandı.
SPK
ve Borsa Manipülasyonu-Rüşvet Ağı İddiaları (2022):
Olay:
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) üzerinden borsaya giren şirketlerden işlerinin
halledilmesi için milyonlarca lira rüşvet ve hisse talep edildiği iddiaları.
İsimler:
Ali Fuat Taşkesenlioğlu (Eski SPK Başkanı), Zehra Taşkesenlioğlu (AKP Erzurum
Milletvekili), Ünsal Ban.
Akıbeti:
Sedat Peker'in ifşaları ve çıkan belgeler sonrası adli süreçler başlatılsa da
ana failler bakımından etkili bir yargılama yapılmadı.
Kamu-Özel
İş birliği (KÖİ) ve "Beşli Çete" İhaleleri:
Olay:
Osmangazi Köprüsü, Zafer Havalimanı, Şehir Hastaneleri gibi dev altyapı
projelerinde döviz bazlı yüksek yolcu/geçiş garantileri verilerek kamu
kaynaklarının belirli müteahhit gruplarına aktarılması.
İsimler:
Cengiz Holding, Kolin, Kalyan, MNG, Limak yöneticileri ve dönemin
Ulaştırma/Maliye bakanları.
Akıbeti:
Meclis araştırma önergeleri iktidar oylarıyla reddedildi; sözleşmeler ticari
sır kapsamında saklandı.
Süreçlerin
Üstünün Kapatılmasında Kullanılan Yöntemler:
a. Yargı ve Emniyette Tasfiyeler: Soruşturmayı başlatan hâkim, savcı ve
emniyet
müdürlerinin
görev yerlerinin değiştirilmesi veya meslekten ihraç edilmesi.
b. TBMM Koruması: Soruşturma komisyonlarında çoğunluk oylarıyla bakanların
Yüce
gönderilmesinin
engellenmesi.
c. Medyaya Yayın Yasağı: Skandalların hemen ardından mahkeme kararlarıyla
haberlere
erişim engeli ve yayın yasağı getirilmesi.
d. Söylem Değişikliği: Yolsuzluk iddialarının "dış güçlerin
operasyonu", "devlete kumpas"
veya "milli iradeye saldırı" olarak çerçevelenmesi.
Mehmet Cemil Acar’ın evinde 26 kilo altın, Milyonlarca Dolar. Eski Devlet Hava Meydanları
İşletmesi (DHMİ) Daire Başkanı Mehmet Cemil Acar hakkında yürütülen rüşvet,
yolsuzluk ve mal varlığı aklama soruşturmasında öne çıkan detaylar şunlardır:
Ele
Geçirilen Mal Varlığı ve Aramalar:
Yapılan
adli aramalarda ve kasa incelemelerinde Acar'a ait olduğu belirlenen şu
varlıklara el konulmuştur:
26 kilogram külçe altın
1
milyon 320 bin ABD Doları
121
bin Avro
Üzerine
kayıtlı 12 gayrimenkul ve Batman’da bir mercimek fabrikası
Banka
kayıtlarında birden fazla hesap (tek bir bankada 128 ayrı hesap)
Hukuki
Süreç:
Acar,
"rüşvet" ve "yolsuzluk" iddialarıyla tutuklandıktan sonra
yargılandığı davada mahkemece tutukluluk süresi göz önüne alınarak tahliye
edilmiş, ancak savcılığın "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini
aklama" gerekçesiyle yaptığı itiraz üzerine tekrar gözaltına alınarak
yeniden tutuklanmıştır.
Esenyurt Belediyesi'ne yönelik yürütülen rüşvet ve ihale soruşturması
kapsamında Kayyımın Atadığı, Evinde Yapılan Aramada Bulunanlar:
Soruşturma
kapsamında tutuklanan Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş’ın kendi
ikametinde yapılan adli aramada:
450.854
ABD Doları
31.815
Avro
2.580.000
Türk LirasıÇeşitli ziynet eşyaları, lüks saatler ve ruhsatsız silahlar ele
geçirilmiştir.
2. Saklı Kasalarda Bulunan
Paralar:
Soruşturmada
tutuklanan bir diğer şüphelinin (Park ve Bahçeler Müdürü) ifadesi ve takibi
doğrultusunda, Ulutaş'ın rüşvet gelirlerini saklamak amacıyla Küçükçekmece'de
kiraladığı boş bir daire tespit edilmiştir.
Bu adresteki özel çelik
kasalarda yapılan incelemede:
7
Milyon ABD Doları
400
Bin Avro nakit para bulunmuştur.
Toplam Miktar: Evinde ele geçirilen nakit döviz ile kasalarda bulunan nakit birleştirildiğinde toplam miktar yaklaşık 7,5 milyon dolar ve 430-500 bin Avro seviyesine ulaşmaktadır.
Türkiye'de
geçmişten günümüze kamuoyunda büyük yankı uyandıran ve adli kayıtlara ya da
iddialara yansıyan bazı önemli olayların Dolar, Avro, TL ve Altın cinsinden
bilançoları / ele geçirilen rakamları şu şekildedir:
1. 17-25 Aralık
Soruşturmaları (2013) Bilançosu:
Halkbank
Genel Müdürü Süleyman Aslan'ın Evi:
TL
/ Döviz Karşılığı: Ayakkabı kutularının içerisinde saklanan 4.5 Milyon Dolar
nakit para bulundu.
Bakan
Rüşvet İddiaları (Fezleke Rakamları):
Zafer
Çağlayan (Eski Ekonomi Bakanı): Sadece Reza Zarrab'dan alındığı öne sürülen
yirmi sekiz (28) ayrı rüşvete ilişkin toplam 52 Milyon Dolar ve ayrıca
yaklaşık 45-50 Milyon Avro değerinde lüks saat ve nakit transferi.
Muammer
Güler (Eski İçişleri Bakanı): Fezlekelere yansıyan bilgilere göre toplam 1
Milyon Dolar rüşvet.
Egemen
Bağış: Yaklaşık 1.5 Milyon Dolar rüşvet iddiaları.
Genel
Soruşturma Çarkı: Operasyon Dönemindeki toplam para trafiğinin ve iddiaların
Yüz (100) Milyar Doları aştığı tahmin edilmiştir...
2.
Deniz Feneri E.V. Davası (2008):
Bağış
ve Yardım Olarak Toplanan ve Aklandıran Kara Para Miktarı: Almanya’daki mahkeme
kararlarına ve iddianamelere göre, Yoksullar İçin Toplanıp Amaç Dışı Kullanılan
ve Türkiye'ye Aktarılan Ana Para yaklaşık on sekiz (18) Milyon Avro
civarındadır. (Dönemin Döviz Kuruyla yüz milyonlarca Türk Lirası yapmaktadır.)
3.
Güncel Benzer Operasyonlar ve Yakalanan Nakit Varlıklar:
Yukarıda
bahsettiğiniz son dönemdeki bazı operasyonlarda şüphelilerin ev ve kasalarından
çıkan somut rakamlar:
Esenyurt
Belediyesi / Yusuf Ulutaş Dosyası:
Evinde
Bulunan:450.854 Dolar, 31.815 Avro, 2.580.000 TL ve ziynet eşyaları.
Gizli
Kasalarda Bulunan:7 Milyon Dolar, 400 Bin Avro.
Toplam
Bilanço: Yaklaşık 7.5 Milyon Dolar + 430 Bin-500 Bin Avro + 2.580.000 TL.
Devlet
Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Daire Başkanı Mehmet Cemil Acar Dosyası;
Altın:26
kilogram külçe altın (Altın kuru ve gram hesabı üzerinden dönemin en yüksek
fizikî varlığa el koymalarından biri Döviz: Bir Milyon Üç Yüz Yirmi Bin Dolar
(1.320.000) ve yüz yirmi bir bin (121.000) Avro.
Gayrimenkul/Ticari:
12 Tapulu Mülk ve Batman'da Bir Mercimek Fabrikası.
1.
Otoyol, Köprü ve Tünel Maliyetleri (Gelir Garantili KÖİ Projeleri):
Normal
şartlarda öz kaynakla yapılsa maliyetinin çok altında tamamlanabileceği, ancak
Yap-İşlet-Devret (YİD) ve Kamu-Özel İş Birliği (KÖİ) modelleriyle maliyetlerin
15-20 katına ve uzun vadeli döviz yüküne çıkarıldığı iddiaları öne çıkmaktadır:
Yavuz Sultan Selim (3. Köprü)
ve Kuzey Marmara Otoyolu:
Köprü
ve Otoyol Toplam Garantisi: Yıllık 135.000 araç geçiş garantisi. Hazine’den
şirketlere aktarılan yıllık kur ve yolcu farkı ödemeleri yüz milyonlarca dolar
bandındadır.
1915
Çanakkale Köprüsü ve Malkara-Çanakkale Otoyolu:
Garantili
Geçiş Tutarı: Günlük 45.000 araç; araç başı 15 AVRO+KDV.
Kamudaki
Fark: Geçiş yapmayan araçlar için Hazine’den yıllık ortalama 150-200 Milyon
AVRO bandında garanti ödemesi yapıldığı hesaplanmaktadır.
Eskişehir-Kütahya Zafer
Havalimanı (DHMİ / KÖİ Projesi):
Müteahhit
Yapım Maliyeti: Yaklaşık 50 Milyon AVRO.
Hazine'ye
Maliyet / Garanti Toplamı (2044’e kadar): 208 Milyon AVRO
Garantide
Sapma Oranı: Yıllık ortalama %95-%97 sapma (Örn. 1,3 milyon yolcu garantisine
karşı 10.000-45.000 Milyar AVRO civarı kullanım garantisi verilmiş…
Şehir
Hastaneleri (Kira ve Hizmet Bedelleri):
Yıllık
Hazine Bütçesi Yükü: Şehir hastanelerine ödenen kira ve hizmet bedelleri
bütçeden yıllık ortalama 30-50 Milyar TL. üzerinde pay almakta; 25 yıllık
sözleşme sürelerinde toplam maliyetin tesis yapım maliyetlerinin 10-15 katına
ulaştığı ifade edilmektedir.
2. Kamu İhaleleri, Bakanlık Alımları ve Bölge Müdürlükleri:
Kamu
İhale Kanunu’nun 200’den fazla kez değiştirilmesi ve 21/b (Pazarlık/İstisna)
usulü ile davet usulü ihaleler düzenlenmesi ana tartışma konusudur:
Pazarlık Usulü (21/b) İhaleleri Toplamı: Muhalefet ve Sayıştay analizlerine
göre son 10-15
yılda milyarlarca dolarlık altyapı, tünel, hastane ve yol ihalesi ilan
verilmeden belirli şirketlere ("Beşli Çete" olarak anılan yapılar)
dağıtılmıştır.
Usulsüzlük ve Fark İddiaları (Sayıştay Raporları): Sayıştay'ın yıllık denetim raporlarına
yansıyan ve kesinleşen yıllık kamu zararları, onaylı doğrudan teminler ve iş
artışlarıyla birlikte milyarlarca TL tutarına ulaşmaktadır.
Elektrik ve Doğal Gaz Alım/Dağıtım Anlaşmaları:
Dağıtım
şirketlerinin özelleştirilmesi sonrasında devletin üstlendiği altyapı yenileme
ve borç erteleme maliyetlerinin kamuya faturası milyarlarca doları bulmuştur.
BOTAŞ
ve TEDAŞ/EİAŞ alım anlaşmalarındaki arz-talep ve fiyatlama kayıplarında
milyarlarca dolarlık kamu zararı oluştuğu Meclis KİT Komisyonu raporlarına
yansımıştır.
3.
Taşınmaz, Sahil, Mera ve Vakıf Arazilerinin Satışları (Özelleştirme ve Rant):
2B Arazileri ve Kıyı Kenar Şeridi: Milyonlarca metrekarelik Orman vasfını
yitirmiş arazi, mera ve sahil şeritleri imara açılarak özel şirketlere
devredilmiştir.
Türk Telekom Özelleştirmesi:
Oger
Grubuna Satış Bedeli: 6,55Milyar Dolar (2005).
Süreç
Bilançosu: Oger Grubu, Türk Telekom’un gayrimenkullerini ve temettü gelirlerini
(yaklaşık 7-8 Milyar Dolar elde edip bankalara olan 4,75 Milyar Dolar Borcunu
ödemeyerek şirketi bankalara devretmiştir. Türk Telekom altyapısı yıpratılmış,
kamu doğrudan milyarlarca dolar, zarara uğramıştır.
SÜMERBANK,
SEKA, TEKEL, GÜBRETAŞ, ŞEKER FABRİKALARI:
Taşınmazları,
arsaları ve fabrikaları toplamda piyasa rayicinin çok altında fiyatlarla
(toplamda 60-70 Milyar Dolar tutarındaki özelleştirme hacmi kapsamında elden
çıkarılmıştır.
4.
Kurumlar, Fonlar ve Şans Oyunları Vurgun İddiaları:
Türkiye
Varlık Fonu (TVF):
Ziraat
Bankası, Halkbank, BOTAŞ, THY, PTT gibi kamu devlerinin aktarıldığı TVF’nin
toplam borç yükü yüz milyarlarca lira seviyesine ulaşmış, fon bağımsız Sayıştay
denetimi dışında tutulmuştur.
128
Milyar Dolar İddiası (TCMB Rezervleri):
Merkez
Bankası'nın döviz rezervlerinin 2019-2020 döneminde arka kapı yöntemleriyle
(kamu bankaları üzerinden) kur kontrolü sağlamak amacıyla ortalama 6,85\text{
TL} seviyelerinden satıldığı iddia edilmiş; oluşan kamu kaybı döviz kurlarının
yükselmesiyle yüz milyarlarca TL ile ifade edilmiştir.
Kızılay:
Ensar
Vakfı vb. yapılara Başkentgaz üzerinden aktarılan 7,9 Milyon Dollar}
tutarındaki bağış-aktarım skandalı.
2023
depremlerinde AHBAP vb. kurumlara satılan çadır ve gıda ürünleri nedeniyle
oluşan kurumsal ve maddî tahribat.
Millî Piyango ve Şans Oyunları:
10
yıllığına 1,38\text {Milyar Dollar} bedelle Sisal Şans grubuna devredilmesinin
ardından kamu payı oranlarının düşürülmesi ve KDV muafiyetleri ile kamunun elde
edeceği milyarlarca TL'lik gelirden feragat edildiği eleştirilmiştir.
Denizbank / Çiftlik Bank / Fon Vurgunları:
Yüksek
faizli gizli fon adı altında (Seçil Erzan olayı vb.) milyonlarca dolar kayıt
dışı paranın piyasada döndüğü, denetim kurumlarının (BDDK, SPK) saptama
zafiyetleri tartışılmıştır.
Özet
Mali Rapor ve Genel Bilanço:
Muhalefet
partilerinin (CHP, İYİ Parti, DEVA vb.) hazırladığı "Yolsuzluk ve Kamu
Zararı" raporlarındaki genel tahminî bilanço şu şekildedir:
İçişleri
Bakanlığı, Emniyet ve Yerel Güvenlik Alımları:
Güvenlik
bürokrasisi ve iç işlerinin yönetimiyle ilgili doğrudan teminler:
Zırhlı
Araç, MOBESE ve Güvenlik Teknolojileri Alımları:
Emniyet
Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın envanterine katılan zırhlı
araçlar, MOBESE sistemleri ve siber güvenlik/istihbarat yazılımlarının
alımlarında, Kamu İhale Kanunu dışına çıkılarak, istisnai veya gizli maddelerle
belirli teknoloji firmalarına, yüksek bedeller ödendiği, bu alımların şeffaf
denetimden uzak tutulduğu, rapor edilmiştir.
Gençlik
ve Spor Bakanlığı (GSB) Yurt ve Spor Tesisi İhaleleri:
Gençlik
ve Spor Bakanlığı'nın devasa bütçesiyle hayata geçirilen projeler:
Kredi
ve Yurtlar Kurumu (KYK) Kiralık Yurt Binaları:
Öğrencilerin
barınma ihtiyacı için devlet yurdu yapmak yerine, iktidara yakın kişilere veya
şirketlere ait otellerin/binaların piyasa rayicinin çok üzerinde fahiş kira
bedelleriyle kiralanması, bu sözleşmelerin uzun yıllara yayılmış olarak
devlete, ağır bir mali yük getirdiği eleştirilerine neden olmuştur.
Stadyum
ve Spor Kompleksi İnşaatları:
Anadolu’nun
çeşitli illerinde inşa edilen yeni stadyumların birçoğunun planlanan bütçelerin
çok üzerinde maliyetlerle tamamlanması, aradan geçen yıllara rağmen çatı
akmaları veya zemin çöküntüleri gibi sebeplerle tekrar milyonlarca liralık,
onarım ihalelerine açılması, kamu kaynaklarının israfı olarak kaydedilmiştir.
GÜNCELLENMİŞ
EKSİKSİZ BU VURGUN YALAN DOLAN, SOYGUN VE TALANLARIN, TOPLAM ÖZETİ SON YİRMİ
BEŞ YILLIK (25) YILLIK DÖNEMİ KAPSAYAN TÜM ANA KATEGORİLER VE TAHMİNİ
EKONOMİK-MALİ BÜYÜKLÜKLER ŞU ŞEKİLDEDİR:
İddia
/ Sektör Alanı:
Yaklaşık
Mali Boyut / Tahmini Yük:
KÖI
Projeleri (Yol, Köprü, Tünel, Şehir Hastaneleri Garanti Yükleri)
150-
200 Milyar Dolar ,25 Yıllık Sözleşme Yükü:
Özelleştirmeler
(Türk Telekom, Limanlar, SEKA, Şeker Fabrikaları vb.)
60-70
Milyar Dolar
Bakanlık,
Belediye ve Kamu İhale Usulsüzlükleri (21/b, TOKİ, MEB, Komisyonlar)
50-100
Milyar Dolar
DHMİ,
Kızılay, Sağlık, Banka Kredileri ve Münferit Yolsuzluk Dosyaları
Yüz
milyarlarca TL ve Döviz Bazlı Servetler…
Savunma,
İSF, Kültür/Turizm, Madenler ve Diğer Fon Aktarımları
Milyarlarca
Dolar ve Fon Rezervleri
FONLAR
VE VURGUNLAR:
Kim
Ne Kadar Para Çekti / Kazandı?
Siyasetçilerin
iddialarına ve resmi raporlara yansıyan bazı çarpıcı kazançlar ve para
hareketleri şunlardır:
Fatma
Betül Sayan Kaya ve Eşi: Yeni Parti lideri Özgür Özel'in açıklamasına göre,
fona 163 milyon lira yatırıp karşılığında 2 milyar 200 milyon lira
çekmişlerdir.
Firari
Eski Bürokrat: İsmi açıklanmayan eski bir bürokratın fondan 20 milyar lira çekerek
yurt dışına kaçtığı iddia edilmiştir.
650
Kişilik Grup: SPK'nın tasfiye kararından hemen önce, aralarında siyasetçi,
bürokrat ve iş insanlarının olduğu belirtilen 650 kişinin hesaplardan toplam
227 milyar lira çektiği tespit edilmiştir.
214
Milyoner/Şirket: Soruşturma kapsamında 3 fondan 100 milyon TL'nin üzerinde
haksız kazanç sağlayan 141 gerçek kişi ve 73 şirket (Toplam 214 Odak) mercek
altındadır.
Devletin
Toplam Zararı ve Ekonomik Yıkım:
Soruşturmaya
konu olan Tera, Pusula, Hedef gibi aracı kurumların 130'dan fazla fonu SPK
tarafından tasfiye edilmiştir. Krizin faturası şu verilerle ifade edilmektedir:
Toplam
Ekonomik Zarar: Siyasi değerlendirmelere göre zarar 90 milyar dolar ile 110
milyar dolar arasındadır.
Borsadaki
Toplam Kayıp: Fon işlemlerinin durdurulması ve krizin yayılmasıyla borsa
genelinde 3,5 trilyon liralık bir kayıp oluşmuştur.
Buhar
Olan Fon Kalıntıları: Tasfiye edilen fonlarda kalan ve buharlaşan tutar 800
milyar lira civarındadır.
Devletin
Geri Almayı Hedeflediği Tutar:
TMSF,
haksız kazanç sağlayan kişilerden gönüllü iade yoluyla toplam 187 milyar 653
milyon lirayı tahsil etmeyi amaçlamaktadır. Bu tutarın fonlara göre dağılımı
şöyledir:
Tera
Fonu: ~90 milyar TL
Pusula
Fonu: 79 milyar TL
Hedef
Fonu: ~18 milyar TL
Olayla
ilgili aralarında ünlü ekonomistler ve portföy yöneticilerinin de bulunduğu
atmıştan (60) fazla kişi tutuklu yargılanmaktadır. Soruşturma kapsamında güncel
gelişmeleri NTV Haber Fon Soruşturması sayfasından veya Gazete Oksijen Ekonomi haberlerinden takip
edilebilmektedir.
İstanbul
Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü fon soruşturmasıyla ilgili yeni
ayrıntılar ortaya çıktı. Üç fondan 100 milyon liranın üzerinde kazanç sağladığı
belirlenen 141 gerçek kişi ile 73 şirketin toplam 187 milyar 653 milyon lira
gelir elde ettiği anlaşıldı.
Sabah
gazetesinde yer alan habere göre Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturma
dosyasındaki rakamları aktardı; TERA fonlarından yaklaşık 90 milyar, Pusula
fonlarından 79 milyar ve Hedef fonlarından yaklaşık 18 milyar lira kâr
sağlandığını ifade etti.
Gürlek,
özellikle dört tarihin öne çıktığını vurgulayarak fonlardan satış
gerçekleştiren 214 kişinin mercek altına alındığını belirtti.
4
GÜNDE MİLYARLIK TRAFİK DÖNMÜŞ:
Soruşturma
sırasında yapay zekâ sistemlerinden de destek alındığını ifade eden Gürlek,
bahse konu tarihlerin: 13, 14, 15 ve 16 Eylül olduğunu açıkladı.
İstanbul
Cumhuriyet Başsavcılığı, tespit edilen isimleri Tasarruf Mevduatı Sigorta
Fonu'na (TMSF) bildirdi. TMSF'nin paranın iade edilmesi için resmi
bildirimde bulunmaya başladığı, toplanan tutarın fon yatırımcıları için
oluşturulan hesaplarda bir araya getirileceği öğrenildi.
DHMİ,KIZILAY,
SAĞLIK,BANKA KREDİLERİ VE MÜNFERİT DOSYALAR:
Yüz
Milyarlarca TL, AVRO, DOLAR ve ALTIN bazlı servetler…. Çalınan, Komisyon ve
Rüşvet olarak alınan, İhale ve Komisyon Paraları, Kupon Arsa, Bakanlık Bina ve
Arsa Satışları, Yapılan Stadyumlar, Şehir Hastaneleri, Adliye Binaları, Yol,
Köprü, Tünel, Hızlı Tiren İhaleleri Beşli Çeteye verilen İhale ve Alınan
Komisyon Paraları Rıza Zarrab, 17-25 Aralık Olayları….
Savunma,
İSF, Maden, GSB ve Diğer Fon Aktarımları:
Milyarlarca
Dolar ve Fon Rezervleri İktidarın Yirmi Beş (25) Yılda yarattığı Türkiye
Gerçeği işte budur.
SSK,
BAĞ-KUR, MEMUR VE MEMUR EMEKLİLERİNİN DURUMLARI:
Sınıfının
SSK’lı ve BAĞ-KUR Emeklilerinin Aylık Bağlama Oranı (ABO) 2005 Öncesindeki
Durum (2000 Öncesi Gösterge Sistemi):
1. BAĞ-KUR çalışanları için, 2000 yılından önce işçi ve BAĞ-KUR çalışanları, aylık bağlama oranı, oldukça yüksekti. 25 yıl (9.000 gün) prim ödeyen bir çalışanın maaşına uygulanan taban ABO %60 ile %70 arasındaydı. Prim gün sayısı arttıkça bu oran %75 ile %85 seviyelerine kadar tırmanabiliyordu. Yani kişi emekli olmadan önceki ortalama kazancının, yaklaşık 4'te 3'ünü (%75'ini veya daha fazla çalışmışsa %85’ine kadarını) emekli aylığı olarak alabiliyordu.
2.BAĞ_KUR
ve SGK’da, 2008 Sonrası Dönem (Şimdiki Durum):
1
Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu (SSK)
ile bu sistem tamamen değiştirildi. Yeni sistemde aylık bağlama oranı her yıl
için sabit %2 olarak belirlendi. Dolayısıyla, bugün 25 yıl çalışan bir işçi
veya BAĞ-KUR' lunun ve SSK’lının aylık bağlama oranı %50'ye düşmüştür. Bu
tam rezalettir! Hükümetler, İktidar ve Muhalefet için de utanç verici bir durum
olması gerekir. Hiçbir yurttaşa verilmiş olan hak geri alınmaz. Bu hakkın
üzerine haklar ilave edilir; fakat “Kısıtlama ve Hak Gaspı”, adalet
uygulamalarında yetersizlik ve iktidarın basiretsizliği ve yönetim
yoksunluğundandır.
3.
Memur Emeklileri (Emekli Sandığı):
2005
Öncesindeki Durum: 2008 yılı öncesinde göreve başlamış memurlarda, 25 yıl
hizmet süresini dolduranların emekli aylığı bağlama oranı %75'ti. Memur
çalıştığı sürece aldığı son maaşın (prime esas unsurlarının) yaklaşık 4'te
3'ünü emeklilik hayatında da almaya devam ediyordu.
Devlet
Memurlar İçin Temel Oran, "Eski" Memurlar (5434 Sayılı Kanun): 25 tam
yıl (9.000 iş günü) hizmet süresi için emekli aylığı bağlama oranı %75'tir.
Artış
Kuralı: 25 yılı aşan her 1 tam, çalışma yılı için, bu orana %1 eklenir. İlk 25
yıl için = %75
Fazladan
çalışılan 12 yıl için diyelim: = %75+12 (12 × %1)= 87
Tam
olarak %87 aylık bağlama oranı ile emekli olurlar. Bu gruptaki memurlar fazla
çalıştıkça emekli maaşlarını ve emekli ikramiyelerini (30 yıl sınırı kalktığı
için tüm yıllar üzerinden) artırmış olurlar.
Şimdiki
Oran: 2008 yılından sonra ilk kez memuriyete başlayan yeni nesil Kamu
Görevlileri için de yıllık artış oranı: %2'ye çekildi. Yani 25 yıl hizmeti olan
yeni bir memurun, teorik aylık bağlama oranı %50'ye düşmüştür, yani yarı yarıya
azalmıştır.
Bu
sistemden derhal vaz geçilerek eski sisteme geçilmesi SSK, BAĞKUR’ lu SGK’ lı
İŞÇİ, VE MEMURLARIN geçmiş haklarının iadesi bir mecburiyettir!..
EMEKLİYE
ÖDENMEYEN GEÇMİŞTEKİ “SEYYALEN ZAM”:
“Seyyalen
Zam”, 2023 yılının Temmuz ayında (7456 sayılı Kanun ile) yasalaşmıştır. Emekli
Memura “Geçmiş ödenmeyen aylıkların toplu olarak verilmesi" ve
"Bugünkü 25.153 TL'lik Zammın Kalıcı Olarak Maaşlara Eklenmesi"
talepleri her zaman saklı tutulmaktadır!..
Ekim
Ayı 2026 yılı, “Yeni Kanun Teklifi TBMM Gündeminde, yaklaşık 2 Milyon 540 Bin
Memur Emeklisinin hak kaybını gidermek amacıyla, 20 Ekim 2026 tarihinde TBMM
Başkanlığına yeni bir kanun teklifi sunulmuştur. Teklifin İçeriği: 5510 sayılı
Kanun'a yeni bir madde eklenerek çalışan memurlara verilen, “Seyyanen Zammın”
güncel karşılığı olan: “25.153,05 TL'nin” Memur Emeklilerine de her ay
"İlave Ödeme" olarak ödenmesi ve Temmuz 2023'ten bu yana ödenmeyen
geçmiş “Üç (3) Yıllık Seyyalen Zamların”, "Toplu Olarak Geriye Dönük"
ödemesinin yapılarak, geçmişteki hak mağduriyetinin giderilmesi şarttır!..
Böylelikle “Çalışan ve Emekli Memur” arasındaki adaletsizliğine son verilmesi;
bu kanun ile geriye dönük olarak, hak gaspının giderilmesi, ödenmeyen bu zammın
yasal faizi ile birlikte yaklaşık 2 milyon 540 bin memur emeklisinin (Emekli
Sandığı/4C kapsamındaki pasif Sigortalıların) mağduriyetlerinin giderilmesi,
haklıya hakkını verme ve adaleti tesis etme, her iktidarın en önemli ve ilk
vazifesidir!..
Bu durumda bu kadar zor şartlarda yaşama mücadelesi veren bütün vatandaşlara ELEKTRİK, GAZ VE SU HARCAMALARININ BEDAVA YAPILMASI ise bir zorunluluk olmuştur. Devlet ve iktidarlar bunu bir ulufe olarak değil vatandaşının sağlık, mutluluk ve huzuru için bir mecburiyet olarak görmelidir.
AKP
İKTİDARI:
AKP,
iktidara geldiği 3 Kasım 2992 yılından bu yana geçen yirmi beş (25) yılda,
çeyrek yüz yıldır halkın gözünün içine baka baka ülkeyi soymuş, soydurmuş,
soyulmasını ya seyretmiş veya Meclis Soruşturmalarına İktidar ve Ortaklarının
verdiği oylarla bu soygunların soruşturulmalarına ve faillerin yargılanmalarına
engel olarak suçluları, zanlıları ve soyanları korumuş ve yargılanmalarını
engellemiştir. Bu da yetmemiş Soygun, vurgun, talan, yolsuzluk yapanları
tekraren ödüllendirerek ya Millet Meclisine Vekil yapmış ya Bakan Yardımcılığı,
Müşteşar, Genel Müdür…vb. Üst Kurum ve ünvanlı yerlere getirerek ödüllendirdiği
yapılan yolsuzluklarda, gazete ve basına yansıyan haberlerde ayan beyan ortaya
çıkmıştır.
Bu
iktidar Görevini hiçbir şekilde yerine getirememektedir. Yolsuzluğa,
hırsızlığa, rüşvete, yalana, dolana, talana bulaşmıştır. Güvenli bir liman
olmaktan çıkmıştır. Bu iktidar yorulmuş, hastalıklı ve çaresizdir. Dertlere
çare olacak ilaçtan mahrumdur. GÜVEN ve GÜVENİRLİĞİNİ ÇOKTAN KAYBETMİŞTİR.
Tez
Vakitte, Milletin Selâmeti, Vatanın istiklâli ve memleketin daha fazla zarar
görmemesi için istifası ve çekip gitmesi bir mecburiyettir.
Sorumlu
Olan Bütün Vekilleri ve Bakanları ve Üst Düzey Yetkilileri Uyarıyor, İkaz
Ediyor ve Saltanatlarını Bırakmaya Davet Ediyoruz… Bugün bir eli yağda diğer
eli balda olanlarla:
Diğer
yanda, aç, açıkta kalmaktansa Cumhurbaşkanına Hakeret Suçlamasıyla Hapse girip
başını sokacak bir çatıya kavuşmayı uman yuttaşlar...
Sığınacak
bir yeri olmadığı için Mezarlıkta yatıp kalykan atmış (60) yaşında çaresiz
kadın...Bir yanda milyonlarca yuttaşın rızkına göz dikikenler, halkın kemer
sıkarak, boğazından kısarak ödediği vergilerini, emekliye verilmeyen
seyyalen ve normal zammı, sadaka zanneden, halk oyunun tamamına yakının
kaybetmiş bu gayri meşru iktidar...
Asgari
ücretliye verilmeyen parayı ve geçinemeyen; fakat devlete yıllarca hizmet
etmiş, parasını ödemiş SSK, BaĞ-KUR, İŞÇİ, MEMUR Emeklilerinin, emekelerini
kene gibi emip, sömüren bir iktidar... Ondan nemalenen bir avuç ortakları, bir
eli yağda, bir eli balda, yeni mezun olmuş çocukları ve torunları Mecliste
Danışman, diğerleri yurt dışında en iyi okullarda okurken, vatanadaşın
çocuklarının İmamhatip Liselerine Yönlendirilerek okutulması, Boğazın ve
Haliç'in Simonları ile Türk Halkının hayat tarzını, arasındaki farkı ortaya
koyması açısından ibretliktir!..
Yolsuzlukların,
Rüşvetin, İltimasın, Sodygunun Suçlularını Meclise getiren duyarlı vekillerin
Kanun Teekliflerini Mecliste Büyük Ç oğunlukla reddeden Kaypak ve Bukelemun
düşünceli, zalimlerin keskin nişancıları gibi halkı her daim ve fırsatta
alnının ortasından vurarak doğrulmasına izin vermemekte ısrar
etmektedirler.
BU
İKTİDAR DAHA O ZAMANDAN, HALKIN GÜVEN OYUNU KAYBETMİŞTİR. İCRAATLARI
GAYRİMEŞRUDUR!. BU DURUMUA GÖRE DE iKTİDAR KOLTUĞUNDA DA GAYRİ MEŞRU OLARAK
OTURMAKTADIR.BU İKTİDAR DAHA O ZAMANDAN, HALKIN GÜVEN OYUNU KAYBETMİŞTİR!
İCRAATLARI GAYRİMEŞRUDUR. İKTİDAR KOLTUĞUNDA DA GAYRİMEŞRU OLARAK,
OTURMAKTADIR!.. Hükümetin eski Başbakanı Binalyı YILDIRIM, bu savı net ve
tartışmaya gerek kalmayacak tarzda FETO ORTAKLIKLARI DÖNEMİNDE basının ve
kameraların ekranları önünde açık etmiştir.
Binali
Yıldırım’ın bu ifadeleri kullandığı konuşma, 29 Eylül 2017 tarihinde, Çanakkale
Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Terzioğlu Yerleşkesi içindeki Troia Kültür
Merkezi'nde gerçekleştirilmiştir. "Bir terör örgütü düşünün; adı FETÖ. Bu
örgüt ne yaptı? Bu milletin parasıyla, vergileriyle alınan tankları, uçakları,
helikopterleri, silahları yine bu milletin üzerine doğrulttu. Gençlerimizi,
insanlarımızı acımasızca şehit etti, gazi etti; ama bundan daha önemlisi, akıl
tutulması yaşattı.
Bir
bakıyorsunuz hiçbir birikimi olmayan, diploması olmayan bir adamın etrafında
üniversite okumuş, profesör olmuş adamlar fırıl fırıl dönüyor. Yarım bıraktığı
ekmeği yemek için birbirleriyle kavga ediyorlar. Allah akıl fikir vermiş.
Akıl
kiraya verilir mi?
Bir
insan aklını, fikrini başka birine teslim eder mi? Dinimiz ne diyor?
'Akıl
etmez misiniz, düşünmez misiniz?' diyor. Her şeyin başı okumak, anlamak ve
sorgulamaktır. Üniversiteler işte tam da bunun için vardır; sorgulayan,
araştıran, biat etmeyen nesiller yetiştirmek için."
Milleti
serbest, diğer yanda aklı başında yazılar yazanve iktidarın yaptıkları
haksızlıkları anlatan, eleştiren, uyaran, ikaz eden bilgili, donanımlı, soran
sorgulayan, hesap isteyen Yazarlar, Akademisyenler, Gazetecilerin hepsi
hapiste, rehin olarak tutulmakta,davaları Allah'ın takdirine ve kadarlerine
terk edilmiş bulunmaktadır.
KAYNAKLAR,
VERİLER VE RAKAMLAR:
1) TBMM
Soru Önergeleri
2)
Sayıştay Denetim Raporları ve Adli Soruşturma Dosyalarına Yannhsıyan Ana
Unsurlar.
3)
Proje Olay Bazlı Resmî ve Gayri ResmÎ Tahmini Rakamlar.
4)
Gelir Garantilerinin Garanti Yüklerive Kamu Zararı İddiaları.
5)
Bağımsız Ekonomistlerin Analizleri.
6)
Basına Yansıyan Araştırma Analiz Raporları,
7)Basında
Kamuoyuna Yansımış Haberler
8)
Muhalefet Partilerinin Raporları
9)Bağımsız
Basın İncelemeleri
10)
Bu Ramkamalar ve Veeriler Yukarıda Belirtilmiş Olan Kaynaklardan Araştırılarak
Elde EdilenRaporlardan Derlenerek Hazırlanmış Rakamlardır.

