25 Temmuz 2026 Cumartesi

AKIL, BİLİM, MANTIK VE TEKNOLOJİYE DAYALI BİR DEVLET YÖNETİMİ; Abdullah Çağrı ELGÜN

             AKIL, BİLİM, MANTIK,VE TEKNOLOJİYE DAYALI BİR DEVLET YÖNETİMİ

Abdullah Çağrı ELGÜN; 09.02.2026, Pazartesi

Devlet yönetimi, tarih boyunca farklı ideolojiler ve çıkarlar doğrultusunda şekillenmiştir.

Çağımızda, akla, mantığa, bilime ve teknolojiye dayalı bir yönetim anlayışı hem bireysel özgürlükleri hem de toplumsal barışı garanti altına alabilecek en güçlü modeldir.

Bu makale, insanların barış ve mutluluk içinde yaşadığı; kimsenin, kimseye müdahalesinin olmadığı, insanların birbirlerinin dinine, ırkına, rengine, cinsiyetine; nasıl inanıp inanmadığına, hiçbir şekilde karışmadığı, baskı kurmadığı, mobbik uygulamadığı, tebliğ ve telkin yapmadığı ve hiçbir gerekçe ile karışmadığı; savaşsız, adaletli ve bilimsel temellere dayalı, bir devlet yönetimini incelemektedir.

1. Hak, Hukuk ve Adalet:

Devletin temelinde hukukun üstünlüğü yer almalıdır. Bütün insanlar kanun önünde eşit olmalı, hiçbir ayrıcalık tanınmamalıdır. Rawls’un Bir Adalet Teorisi’nde belirttiği gibi: “Adalet, toplumun ilk erdemidir” [3].

Bu ilke, eşitlik ve özgürlüklerin güvence altına alınmasını sağlar.

 

2. Akıl ve Mantık Temelli Yönetim:

Karl Popper’ın: “Açık Toplum ve Düşmanları” ’nda vurguladığı gibi, yönetim dogmalardan uzak durmalı ve eleştiriye açık olmalıdır [1]. Kararlar rasyonel temellere dayanmalı, ideolojik, dinî, siyasal olmayan ilmî verilere, sağlam belgelere, bilimsel verilere, delillere dayanan realiteye göre alınmalıdır.

 

3. Bilim ve Teknolojinin Rolü:

Habermas’ın İletişimsel Eylem Kuramı’ nda belirttiği gibi, rasyonel tartışma toplumsal kararların en adil biçimde alınmasını sağlar [2]. Bugünkü kararlar gibi TBMM ve diğer Meclislerin oturumunda görülen: “Senin adamın, benim adamım” çıkarcılığında değil bütün halkın iyiliği, refahı, sağlığı, sağlamlığı, modernizasyonu ve menfaatine yarayan: Teknoloji, eğitimden sağlığa, ekonomiden, çevreye kadar her alanda verimliliği artıran kararların: “Oy Çokluğu” ile değil, “Oy Birliği” ile alındığı hummalı oturumlarda alınan kararlar ile olmalıdır…

 

4. Denetlenebilirlik ve Yaptırımlar:

Devletin şeffaflığı yalnızca kararların halka açık olmasıyla sınırlı kalmamalıdır. Denetim mekanizmaları bağımsız kurumlar tarafından yürütülmeli ve usulsüzlük yapan kamu görevlilerine ağır yaptırımlar uygulanmalıdır:

Görevden azledilebilme:

Bir daha hiçbir şekilde Kamu Görevine dönememe, Kamu Görevinden men…

Kişinin bugüne kadar edinmiş olduğu Mal Varlığına el koyma

Yargı önünde hesap verme

Bu yaptırımlar, halkın güvenini korumak için zorunludur.

 

5. Ücretsiz Kamu Hizmetleri:

Bilimsel demokrasi anlayışında, halkın temel ihtiyaçları devlet tarafından ücretsiz karşılanmalıdır:

Ulaşım: Yollar, tüneller, köprüler, otobanlar ücretsiz olmalıdır.

Sağlık: Yataklı tedaviler dahil hiçbir hizmetten ücret alınmamalıdır.

Yurt Dışı Tedavi: Gerektiğinde doktor, hemşire ve refakatçi eşliğinde yurt dışı tedavi masrafları devlet tarafından karşılanmalıdır.

Eğitim: Tüm eğitim kademeleri ücretsiz ve bilimsel temele dayalı olmalıdır.

Enerji ve Su: Elektrik, gaz ve su gibi temel ihtiyaçlar ücretsiz sağlanmalıdır.

WHO’nun “Universal Health Coverage” raporunda belirtildiği gibi, sağlık hizmetlerinin ücretsiz olması toplumun refahını doğrudan artırır [5].

Aşırı vergilerin kaldırılarak sade belli kullanımlara, mal ve ticaret varlığına, gelir çokluğu veya azlığına göre düzenlenecek vergiler ile her türdeki vatandaşta ailiyet sağlanacaktır.

Çalışan Hakları ve Tatil Garantisi

Devlet çalışanları için tatil hakkı anayasal güvenceye alınmalıdır.

Bedava tatil İmkânının sunulması.

Serbestiyet içinde Yurt İçi ve Yurt Dışında Tatil yerini tercih hakkı

Tatil masrafların devlet tarafından karşılanması

Bu uygulama, toplumda adaletin sağlanmasına katkı sunar.

Emanet Bilinci ve Kaynakların Korunması

Devlet yönetiminde en kritik ilke, emanet şuurudur. Halkın malı, doğal kaynaklar, kamu kurumları ve devletin imkânları yöneticilerin kişisel çıkarı için değil, gelecek nesillerin refahı için korunmalıdır.

Kamu malları özelleştirme adı altında yok pahasına satılmamalıdır.

Devletin imkânları bugünün değil, yarının çocuklarının hakkıdır.

Enerji, su, toprak ve doğal kaynaklar bilimsel planlamayla korunmalı, israf önlenmelidir.

Sonuç:

Devletler için hayata ve insanlığın yaşam tarzına vedevletin ezelden ebede devamına uygun "Sistem Kurmak" Akla, Mantığa, Bilime ve Teknolojiye dayalı bir devlet sistemini işleyişi, yönetim zafiyetlerin arınmış bir sistem, yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da barış ve mutluluk içinde yaşamasını garanti eder. Bu sistemin hayata geçmesi için:

1. Hak, hukuk ve adaletin üstünlüğü sağlanmalı, bütün insanlar, kanun önünde eşit olmalıdır.

2. Bağımsız denetim ve yaptırım mekanizmaları kurulmalı, usulsüzlük yapan kamu görevlileri ağır şekilde cezalandırılmalıdır.

3. Ücretsiz kamu hizmetleri (ulaşım, sağlık, eğitim, enerji, su) garanti altına alınmalıdır.

4. Çalışanlara tatil hakkı, anayasal güvenceye alınmalı, masraflar devletçe karşılanmalıdır.

5. Sağlık ve yurt içi ve yurt dışı eğitim garantisi doğumdan ölüme kadar, ücretsiz sağlanmalı, gerekirse; yurt dışı tedavi imkânı sunulmalıdır.

6.Kadınlara doğumdan önce Dört ay isteğe bağlı, Doğum Sonrası iki yıl ücretli izin hakkı, verilerek gelecek nesillerin sağlıklı ve sağlam bedenli, sağlam ruh dengesine sahip olarak anne yanında, aile bireyleri arasında yetiştirilmeleri sağlanmalıdır. 

7.Halkın Yenidoğan Bebekleri için çok titiz bir koruma, beslenme, sağlık ve sağlık ve sağlamlığın garanti edilebilirliği devletçe sağlanacak. Bu konuda ihmali görülenler, çocukluk dönemi aşıları, evde bakım hizmetleri, beslenme, ilaç ihtiyaçları devlet gözetimi ve garantisinde olacaktır; çünkü bu çocuklar yarın devletin sağlam vücutlu ve sağlam kafalı vatandaşları olarak devlete ve milleti veya vatandaş olarak hizmet vereceklerdir. Çocuk çeteciliği, Çocuğa şiddet, Uyuşturu Bataklı…vb. veren alan, bu işe teşvik eden şebekeler, yuvalar, en ağır şekilde cezalandırılarak bir daha bu suça hiç kimsenin kolay kolay cesaret etmelerinin önüne geçilecektir.

8   Barış Anayasası ile "savaş" mecburiyet olmadıkça, devlet politikası olmaktan çıkarılmalıdır. Yurtta barış, dünyada barış politikası izlenmelidir.

9.Emanet bilinci ile devletin malı ve imkânları gelecek kuşaklaraemin eller vasıtasıyla aktarılmalı, satılıp savulmasına asla izin verilmemelidir.

10.Böyle bir yönetimde insanlar barış ve mutluluk içinde yaşar; tek şikâyetleri hayatın doğal akışı olan ölümlerden ibaret kalır. Devletin kaynakları ise torunlarımızın emaneti olarak korunup, gözetilerek gelecek kuşaklara emanet olarak bırakılır.

KAYNAKÇA

1.      “Ben de Yazdım” Millî Mücadeleye Giriş 8 Cilt Takım Celal Bayar'ın Anıları 

2.      Popper, Karl. Açık Toplum ve Düşmanları. Çev. Mete Tunçay. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1989. (İlk baskı: London: Routledge, 1945).

3.      Cumhuriyet'in 100 Günü – İnkılabın Ayak Sesleri – Emrah Safa Gürkan

4.      Habermas, Jürgen. İletişimsel Eylem Kuramı. Çev. Mustafa Tüzel. İstanbul: Kabalcı Yayınevi, 2001. (Orijinal: Theorie des kommunikativen Handelns, Frankfurt: Suhrkamp Verlag, 1981).

5.      Cumhuriyet'in İlk Yüzyılı – İlber Ortaylı – İsmail Küçükkaya.

6.      Rawls, John. Bir Adalet Teorisi. Çev. Sezai Ozan Zeybek. Ankara: Phoenix Yayınevi, 2010. (Orijinal: A Theory of Justice, Cambridge, MA: Harvard University Press, 1971).

7.      1922: Ateşten Gömlek - Halide Edib Adıvar.

8.      UNESCO. Culture of Peace: Declaration and Programme of Action. Paris: UNESCO Publishing, 1999.

9.      World Health Organization (WHO). Universal Health Coverage and Primary Health Care. Geneva: WHO Press, 2019.

10.  OECD. Science, Technology and Innovation Outlook 2023. Paris: OECD Publishing, 2023.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Translate