(BEN KÜRT MÜYÜM TÜRKMEN Mİ? İlyas SALMAN); Abdullah Çağrı ELGÜN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
(BEN KÜRT MÜYÜM TÜRKMEN Mİ? İlyas SALMAN); Abdullah Çağrı ELGÜN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2026 Cuma

(BEN KÜRT MÜYÜM TÜRKMEN Mİ? İlyas SALMAN); Abdullah Çağrı ELGÜN

      (BEN KÜRT MÜYÜM TÜRKMEN Mİ? İlyas SALMAN)

Abdullah Çağrı ELGÜN

İlyas SALMAN açıklamış: “Kırk (40) yıl kendimi Kürt sandım. Kürtlük için yaşadım. Kavga ettim. Meğerse Karakeçili Türkmeni imişim…”

Yazık olmuş bir ömrü heba etmiş. En verimli çağında, kendine karşı dövüşmüş…. Ne diyelim: Beterin beteri var!..

Evvelsi gün tesadüfen TRT Spora bakıyorduk. Bayanlar Jimnastik Turnuvası var! Çok güzel bir spor. Muhteşem bir estetik. İnsan vücudunun ne kadar elastiki ne kadar çevik, güçlü ve güzel olduğunu görmek mümkün oluyor.

 

İsrailli yarışmacı hanımın adı, dikkatimi çekti. Yani soyadı: “Ataman” dı.  Ataman çok açıkça bir Türk ismi… Türkiye’de her şehrin bir “Gazisi” vardır ya… Örneğin:

Ankara’nın                 : Hüseyin Gazi

Eskişehir’in                : Seyid Baddal Gazi

Çorum’un                   : Melik Gazi

Kayseri’nin                : Melik Gazi

Kocaeli’nin                : Akkoca Gazi

Kastamonu’nun        : Ataman Gazi, …, vb. gibi örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Adı Türkçe olan başka ülkelerin sanatçıları da vardı; ama Türkiye yarışmacılar arasında yoktu!..

İsrail’i bize Yahudi diye hep düşman bellettiler. Bu düşmanlık Emevî Devleti’nin kurucusu Muaviye bin Ebû Süfyan, Sırtında Maymun ezdiren yanın köpekle dolaşan, gayri meşru işlerle adı çıkmış biri iken Muaviye ölmeden önce oğlunun Halifeliğine biatı birkaç Arap Aşiretlerine kabul ettirmişti. Yezit’in Halifeliği’e karşı olan üç nüfuslu kişi daha vardı ki onlar da çok yaşlıydılar. Muaviye onların ölmesini bekledi… Muaviye’nin Ulemayı çağırıp kendisini “İslâm’ın Emirliği” nden sonra, kendini Halife ilan ettirdi… Muaviye’nin, hükümdarlığı (661-680), oğlu I. Yezit’i (646-683) veliaht “İslâm’ın Halifesi” ilan ve tayin ederek, Emevîler bu reisi Muaviye, İslâm tarihinde, Halifeliğini “saltanata” dönüştüren, ilk hükümdardır…

Yezit’in babasının 680’de ölümüyle Halifelik koltuğuna Yezit oturmuş, yönetimini sağlamlaştırmak ve kendi Halifeliğini kabul etmeyen, kendisine biat  etmeyen, şehir ve kabileleri kılıç zoruyla biat ettirmiştir. Bu arada Kerbela Olayını gerçekleştirmiş, kendi gibi düşünmeyen (Hz. Hüseyin’in 72 kişilik kafilesiyle birlikte şehit edilmiştir… Hz. Hasan’ın ise zehirletilerek öldürülmesi gibi olayların müsebbibi olarak tarihe geçmiştir. Bu haliyle Halife Yezit, İslâm tarihinin en kanlı hadiselerini gerçekleştirmiş ve en çok tartışılan isimlerden olmuştur.

Araplar, Müslümanlığın yayılış dönemlerinde, Türkistan Bölgesinde bulunan: Horasan, Talgan, Curcan, Maveraünnehir ve sonrasında da Buhara Harzem, Semerkant, Taşkent ile zenginlikleri dillere destan olmuş: Beykent, Soğdima, Ceyhan ve Seyhan Nehirleri Vadisi arasına, Çin Türkistanı olan bölgelere kadar inerek, Arap Emevi Müslüman Hakimiyetini sağladılar…

Batı Türkistan’ı tamamen kırıp geçirerek zenginliklerini, yağmalayıp kütüphanelerini yakıp, şehirlerini yerle bir ettikten sonra geride, geçmişe dair bir iz, eser bırakmamak için yetişmiş bütün ilim adamlarının tamamını kılıçtan geçirdiler. Yezit Yönetiminde Emevi Zihniyeti, Türk topraklarında inanılması imkânsız katliamlar ve büyük bir “Türk Soykırımı” yaptılar…

Kuteybe, senelerce uğraştıktan sonra 711’de ancak Semerkan’ta girebildi…  Araplar: Beykent, Taşkent, Harzem şehirlerine girdiklerinde çok büyük kan döküp, acımasızca katliam yaptılar. Bu şehirler içinde Beyken Şehri, çok zengin ve çağdaş, görkemli ve gösterişli bir şehirdi. Çok zengin kütüphanelere, çağdaş yapılara ve ibadethanelere, sosyal tesisleri, tiyatro binalarına, spor salonlarına. Alttan ısıtmalı hamamlar, ...,vb. kurumların olduğu büyük, görkemli tarihî binalara ve altın olarak, muhteşem zenginliğe sahipti.  715’li yıllarda Göktürk Kağanlığı 720-725 Bilge ve Kültiğin Kağanlar sahneye çıkınca bu kıyımlar son bulmuştur…

Araplar Beykent’e girdiklerinde, eli silah tutan çoluk çocuk, kız kadı, yaşlı dediğimiz kim varsa herkesi katlettiler… Yetişmiş, bütün aydınları, din adamlarını burada görevli çalışanları, memurları kılıçtan geçirdiler. Kütüphaneleri yıkmakla kalmadılar, içindeki kitapların bir tanesi kalmamak üzere, başında durarak yaktılar. Hükümdar Nizek Tarhan, halkına zulüm yapılmayacağına dair söz aldığı için şehri teslim etmiş ve kale kapılarını açmış olmasına rağmen, mahiyetinde bütün komutanları ve halkıyla birlikte kılıçtan geçirildiler… Bir kısmı Cariye ve Köle olarak ayrıldı. Ayırdıklarını da yanlarında götürüldüler…

Arap Emevilerin en önemli komutanlarından birisi Horasan Valisi olan Kuteybe bin Müslim (699-675) güçlü Irak ve Doğu Valisi Zalim Haccaç’ın gözüne girerek güvenini kazandı. Savaş gücünü artırmak isteyen Kuteybe, Arap Birliklerinin yanında, Yönetimine aldığı Türk şehirlerinden topladığı savaşçı gençlerden, Türk Savaşçı Birlikleri de kurarak, harekete geçirdi. Türk’ü Türk ile savaştırdı…

701 yılında isyan halinde bulunan Türk Rey Şehri’ni de geri alarak buranın Valisi oldu. 704-705 yılında Kuteybe, Halife Adülmelik tarafından Horasan Valisi yapıldı. Kuteybe’nin Türkistan fetihleri 715’te ölümüne kadar devam etti…

Neyse, Türk-Arap Savaşlarını anlatacak değilim. Gelelim konumuza…

Vali Muttasım Billah’tan bu yana, bu zihniyetin biz Türklere sunduğu malûm fikirler Müslüman da olsa eğer, Sunnî değilse bizden biri değil. Yani Müslüman değil anlayışı… Bir başka düşünüş de: “Müslüman değilse Türk de değildir!..” anlayışı… bir tarihçiden okumuştum:

“Yeryüzünde yaşayan Yahudilerin, yüzde yetmişi (%70) Türk kökenlidir.” Diyordu. Hazar Türkleri Yahudiliği kabul ettikten sonra; Avrupa, Asya ve Amerika’ya yayılmışlar. Rusya, Polonya, Almanya Yahudilerinin hemen hepsi Hazaralardır… Yani Hazar Türkleridir. Bu teoriyi, kendi Yahudi olan Macar Yazar Artur Köstler de yazmıştı. Nitekim, halen Baltık Ülkelerinde ana Dilleri Türkçe olan Yahudiler yaşıyormuş… İstanbul’da Karaköy’ün kurucuları da bu Yahudi Hazar Türkleri Karaimler imiş…

Almanya’da en az yarım milyon Alman’ın soy isminin Türk olduğunu bizzat araştırdım ve gördüm… Zaten Kırgız Destanı Kahramanı Manas hitabında: “Kardeşim ALMAN BED!” diye hitap ediyor.

Yani Almanların kökeni de tamamen Türkistan’dan Türklerden geliyor. Almanlar Aşağı Sakalar, Sıkıtın, İskitlerin bir koludurlar… Telefon Rehberini açıp herkes isimleri inceleyebilir. Fransa’da öyle. İtalya’da, Polonya’da…

 

Birincisi: Avusturya’nın adı Avarya’dan geliyor. Fransa’nın eski ismi Türkiye’dir. Keltlerin ülkesi…

Neymiş efendim neymiş?

Türkiye!..

 

İkincisi: İngiltere’nin eski başkentinin adı neydi?

Türkiye!..

Amerika’da da soy adı “Türk” olan

 Yüz bin (100.000) Amerikalı yaşıyor. Bunların kimi Alman kimi İskoçyalı, İtalyan, Polonyalı, bir araya gelip kulüp kurmuşlar… Tabii en kolay yanlış yargı “Türkler” ile ilgili oluyor; çünkü Türkleri koruyan kollayan bir kurum yok!.. Türklerin devletleri var; ama bu devletleri Türkiye’de Atatürk ve Türkmenistan’da Türkmenbaşı … vb. liderler dışında, Türklerin devletini “Türk’ten ve Türklüktün” nefret edenler yönetiyor. Özellikle tarih, kültür, mimarî, sanat, dil konularında Türkler tamamen yağmaya açık bulunmaktadırlar.

Solculuğu yeni öğrendiğimiz gençlik zamanlarımızda, ağabeylerimiz, bol keseden Türkler aleyhine laf ediyorlardı… Biz de onları ciddîye alıyorduk!.. Meselâ: Birisi diyordu ki: “Türkler, ilkel, göçebedirler…” “Ne sanat bilir ne sanattan anlarlar ne de medeniyetten!..”  Bir başkası da: “Saz ilkel bir alet! Sazla söylenen türküler de canhıraş acıklı…”

Bunlardan ilki sonradan PKK’lı oldu. Diğeri türküleri çalıp şiirlerinde kullandı.

Türk Kültürü dağların başında kar gibi sıcak vurunca, eriyip çığıl çığıl berrak su gibi ovalara akar, taze baharı getirir; ama kar içinde yaşamak imkânsızdır. Titrersin, aç kalırsın! Kurda kuşa yem olabilirsin; lâkin Erenler ortaya çıkıp, kendini bilmeyi öğretinceye kadar, o din senin, bu ideoloji benim debelenip durursun.

İki kitap okumuş: “Tarihte Türk yoktur!..” diyor, cehalet fıçısı adam. Oysa adı Türkiye olmayan yer mi var, şu dünya denen planetin yüzünde?..

İlk Türkiye İngiltere adasında kurulmuş. Milattan binlerce yıl önceye ait kalıntılar bulundu. O kalıntılar, bunu söylüyor. Eski İngiltere’nin başkentinin adı Türkiye!.. İngiliz Devleti bunları sır gibi saklamağa çalışıyor…

Milattan önce, İskit Devletinin devamı olarak Hazar Ülkesi devam etmiş… Taki Selçuklu Devleti kuruluncaya kadar…

Nerede?

Bugünkü Ukrayna, Avrupa’dan Kazakistan’a kadar geniş bir coğrafya. Türkiye diye anılıyor…  On değil, yüz değil, beş yüz, hiç değil!.. Bin (1.000) yıldan fazla hüküm sürmüş bu topraklardaki adı Türkiye olan bu devletin, başkentinin adı: İdil’di… “İdyl” diye yazılır. İdil Türkistan topraklarına hayat veren bir nehrin adı: “Cennet”

 

İsrail’de doğalgazın fışkırdığı ve oksijenle birleşerek çok tabi olarak yandığı bir Doğal Gaz Kuyusu… Adı da Cihennum yani: “Cehennem…” Bu kuyu Sümerlerin büyük suç işleyenleri, yargıladıktan sonra, bu kuyuya attığı kötü yer, anlamında: “Cehennem” olarak kullanılıyor.  Kabahatliler Kuyusu…

 

Üçüncü Türkiye: Mısır’da resmen kurulmuş. 1250 yılında Memlûk adıyla: Et Devl’ül Türkiye… (Türkiye Devleti)

Aynı yıllardaki Hacıbektaş Anadolusunun adı Türkiyesidir… 700 yıl sonra burasının adı resmen Türkiye olmuş. Ne tesadüf değil mi?

Hayatta tesadüflere hiçbir zaman yer yoktur!... Adı “Türk” olan şehirler ve köyler de var!..  Almanya’da bizzat gidip gördüm. Avusturya sınırında Salzburg yakınlarında… Köyün adı: “Türk!” Kuruluş tarihi 795. Daha İslâmiyet ile tanışılmadığı yıllarda kurulmuş. Bir diğeri Undertürken (Aşağı Türkler)… Bir diğeri: Obertürken (Yukarı Türkler)… Yine oralarda kurulmuş tarihleri 800.’lü yıllar Hollanda da Türk şehri var! Türk köyleri var!..

Çin, Hindistan, İran, Sibirya zaten tamamen Türk dolu… Buralar Türkistan Bölgesidir (Türklerin Evi).

Yuananistan’ın eski Cumhurbaşkanı Karamanlis, Karamanoğlu demek. Karamanlar, Yunanistan’da ve Anadolu’da, dört yüzlü yıllarda, Bizans’ı fethe gelen Avar Türklerinden kalanlardır…Sonra buralara Türkmenler gelmiş ve burada birbirlerine karışmışlar… Hepsi Türk!.. Hıristiyan olarak yaşamışlar ve halen Yunanistan’da yaşamaya devam ediyorlar. Yunanistan Osmanlı İmparatorluk içerisinde bir eyalet olarak tamı tamına dört yüz yetmiş beş (475) yıl birlikte yaşamışız. En ünlü Yunan edebiyatçılarından… Yaşayan büyük yıldız futbolcu, Karagünes de bunlardan…

Yani, İlyas SALMAN’ın Kürtleşmesi ve Kürtlük uğruna ömrünü geçirmesi ilk değil… Örneğin:

Sinemili Aşireti bir kısmı Kürtçü, Kürtçe konuşuyor bir kısmı da Türkmen olduklarını belgelerle ispat ediyorlar…

Türklüğü: İslâmlık, Alevîlik, Sunnîlik, Hanefîlik, MaturidÎlik ve Nakşibendilik ile sınırlayan ve ayıran bölüp bölüp parçalayan; otuz altı etnik gruba ayıran ve sonrasında da: Kürt-Arap-Türk Ortaklığı uyduranların büyük Türk âlimi Ziya GÖKALP’in ülkesine, ihanet ediyorlar… Türkler bu kılıflara uymadıkları için sahipsiz, kimsesiz ve yağmalanıyorlar…

Tabii siyasette bilgili ve donanımlı kişiler partilerde aday olmadıkları için bizi daha çok da cahil zümre yönetiyor… Bununla birlikte zamanın sahibi Erenlerdir. Erenler Ermişlerdir. Toprağın en deruna, ağacın özüne, çiçeğin balına, insanın arısına ermişlerdir. Erenlerin sahibi zamandır. Vakti saati gelince göğ-erir, aşk ile yer yarılır ve bir adam çıkar ki: 

“YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ!” diyerek dünyaya sesini yeniden duyurur…

 

KAYNAKLAR:

1.      https://www.islamveihsan.com/hz-hasan-ra-halifeligi-neden-birakti.html

2.      https://islamansiklopedisi.org.tr/kuteybe-b-muslim

3.      https://tr.wikipedia.org/wiki/Kuteybe_bin_M%C3%BCslim

4.      https://www.britannica.com/biography/Qutaybah-ibn-Muslim

5.      https://tr.wikipedia.org/wiki/H%C3%BCseyin    

Translate