(BEN KÜRT MÜYÜM TÜRKMEN Mİ? İlyas SALMAN)
Abdullah Çağrı ELGÜN
İlyas
SALMAN açıklamış: “Kırk (40) yıl kendimi Kürt sandım.
Kürtlük için yaşadım. Kavga ettim. Meğerse Karakeçili Türkmeni imişim…”
Yazık
olmuş bir ömrü heba etmiş. En verimli çağında, kendine karşı dövüşmüş…. Ne
diyelim: Beterin beteri var!..
Evvelsi
gün tesadüfen TRT Spora bakıyorduk. Bayanlar Jimnastik Turnuvası var!
Çok güzel bir spor. Muhteşem bir estetik. İnsan vücudunun ne kadar elastiki ne
kadar çevik, güçlü ve güzel olduğunu görmek mümkün oluyor.
İsrailli
yarışmacı hanımın adı, dikkatimi çekti. Yani soyadı: “Ataman” dı. Ataman çok açıkça bir Türk ismi…
Türkiye’de her şehrin bir “Gazisi” vardır ya… Örneğin:
Ankara’nın : Hüseyin Gazi
Eskişehir’in : Seyid Baddal Gazi
Çorum’un : Melik Gazi
Kayseri’nin
: Melik Gazi
Kocaeli’nin : Akkoca Gazi
Kastamonu’nun
: Ataman Gazi, …, vb. gibi
örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Adı
Türkçe olan başka ülkelerin sanatçıları da vardı; ama Türkiye yarışmacılar
arasında yoktu!..
İsrail’i
bize Yahudi diye hep düşman bellettiler. Bu düşmanlık Emevî
Devleti’nin kurucusu Muaviye bin Ebû Süfyan, Sırtında Maymun ezdiren
yanın köpekle dolaşan, gayri meşru işlerle adı çıkmış biri iken Muaviye ölmeden
önce oğlunun Halifeliğine biatı birkaç Arap Aşiretlerine kabul ettirmişti. Yezit’in
Halifeliği’e karşı olan üç nüfuslu kişi daha vardı ki onlar da çok yaşlıydılar.
Muaviye onların ölmesini bekledi… Muaviye’nin Ulemayı çağırıp
kendisini “İslâm’ın Emirliği” nden sonra, kendini Halife ilan ettirdi…
Muaviye’nin, hükümdarlığı (661-680), oğlu I. Yezit’i (646-683)
veliaht “İslâm’ın Halifesi” ilan ve tayin ederek, Emevîler bu
reisi Muaviye, İslâm tarihinde, Halifeliğini “saltanata”
dönüştüren, ilk hükümdardır…
Yezit’in
babasının 680’de ölümüyle Halifelik koltuğuna Yezit oturmuş,
yönetimini sağlamlaştırmak ve kendi Halifeliğini kabul etmeyen,
kendisine biat etmeyen, şehir ve
kabileleri kılıç zoruyla biat ettirmiştir. Bu arada Kerbela Olayını
gerçekleştirmiş, kendi gibi düşünmeyen (Hz. Hüseyin’in 72 kişilik
kafilesiyle birlikte şehit edilmiştir… Hz. Hasan’ın ise zehirletilerek
öldürülmesi gibi olayların müsebbibi olarak tarihe geçmiştir. Bu haliyle Halife
Yezit, İslâm tarihinin en kanlı hadiselerini gerçekleştirmiş ve en çok
tartışılan isimlerden olmuştur.
Araplar,
Müslümanlığın
yayılış dönemlerinde, Türkistan Bölgesinde bulunan: Horasan, Talgan,
Curcan, Maveraünnehir ve sonrasında da Buhara Harzem, Semerkant, Taşkent ile
zenginlikleri dillere destan olmuş: Beykent, Soğdima, Ceyhan ve Seyhan
Nehirleri Vadisi arasına, Çin Türkistanı olan bölgelere kadar inerek,
Arap Emevi Müslüman Hakimiyetini sağladılar…
Batı
Türkistan’ı tamamen kırıp geçirerek zenginliklerini, yağmalayıp kütüphanelerini
yakıp, şehirlerini yerle bir ettikten sonra geride, geçmişe dair bir iz, eser
bırakmamak için yetişmiş bütün ilim adamlarının tamamını kılıçtan geçirdiler. Yezit
Yönetiminde Emevi Zihniyeti, Türk topraklarında inanılması imkânsız
katliamlar ve büyük bir “Türk Soykırımı” yaptılar…
Kuteybe,
senelerce uğraştıktan sonra 711’de ancak Semerkan’ta
girebildi… Araplar: Beykent,
Taşkent, Harzem şehirlerine girdiklerinde çok büyük kan döküp, acımasızca
katliam yaptılar. Bu şehirler içinde Beyken Şehri, çok zengin ve
çağdaş, görkemli ve gösterişli bir şehirdi. Çok zengin kütüphanelere, çağdaş
yapılara ve ibadethanelere, sosyal tesisleri, tiyatro binalarına, spor
salonlarına. Alttan ısıtmalı hamamlar, ...,vb. kurumların olduğu büyük,
görkemli tarihî binalara ve altın olarak, muhteşem zenginliğe sahipti. 715’li yıllarda Göktürk Kağanlığı 720-725
Bilge ve Kültiğin Kağanlar sahneye çıkınca bu kıyımlar son bulmuştur…
Araplar
Beykent’e girdiklerinde, eli silah tutan çoluk çocuk, kız kadı, yaşlı
dediğimiz kim varsa herkesi katlettiler… Yetişmiş, bütün aydınları, din
adamlarını burada görevli çalışanları, memurları kılıçtan geçirdiler.
Kütüphaneleri yıkmakla kalmadılar, içindeki kitapların bir tanesi kalmamak
üzere, başında durarak yaktılar. Hükümdar Nizek Tarhan, halkına zulüm
yapılmayacağına dair söz aldığı için şehri teslim etmiş ve kale kapılarını
açmış olmasına rağmen, mahiyetinde bütün komutanları ve halkıyla birlikte
kılıçtan geçirildiler… Bir kısmı Cariye ve Köle olarak ayrıldı. Ayırdıklarını
da yanlarında götürüldüler…
Arap
Emevilerin en önemli komutanlarından birisi Horasan Valisi
olan Kuteybe bin Müslim (699-675) güçlü Irak ve Doğu Valisi Zalim
Haccaç’ın gözüne girerek güvenini kazandı. Savaş gücünü artırmak isteyen Kuteybe,
Arap Birliklerinin yanında, Yönetimine aldığı Türk şehirlerinden
topladığı savaşçı gençlerden, Türk Savaşçı Birlikleri de kurarak,
harekete geçirdi. Türk’ü Türk ile savaştırdı…
701
yılında isyan halinde bulunan Türk Rey Şehri’ni de geri alarak buranın
Valisi oldu. 704-705 yılında Kuteybe, Halife Adülmelik tarafından
Horasan Valisi yapıldı. Kuteybe’nin Türkistan fetihleri 715’te
ölümüne kadar devam etti…
Neyse,
Türk-Arap Savaşlarını anlatacak değilim. Gelelim konumuza…
Vali
Muttasım Billah’tan bu yana, bu zihniyetin biz Türklere
sunduğu malûm fikirler Müslüman da olsa eğer, Sunnî değilse bizden
biri değil. Yani Müslüman değil anlayışı… Bir başka düşünüş de: “Müslüman
değilse Türk de değildir!..” anlayışı… bir tarihçiden okumuştum:
“Yeryüzünde
yaşayan Yahudilerin, yüzde yetmişi (%70) Türk kökenlidir.”
Diyordu. Hazar Türkleri Yahudiliği kabul ettikten sonra; Avrupa, Asya
ve Amerika’ya yayılmışlar. Rusya, Polonya, Almanya Yahudilerinin hemen
hepsi Hazaralardır… Yani Hazar Türkleridir. Bu teoriyi, kendi
Yahudi olan Macar Yazar Artur Köstler de yazmıştı. Nitekim, halen
Baltık Ülkelerinde ana Dilleri Türkçe olan Yahudiler yaşıyormuş…
İstanbul’da Karaköy’ün kurucuları da bu Yahudi Hazar Türkleri Karaimler
imiş…
Almanya’da
en az yarım milyon Alman’ın soy isminin Türk olduğunu bizzat araştırdım ve
gördüm… Zaten Kırgız Destanı Kahramanı Manas hitabında:
“Kardeşim ALMAN BED!” diye hitap ediyor.
Yani
Almanların kökeni de tamamen Türkistan’dan Türklerden
geliyor. Almanlar Aşağı Sakalar, Sıkıtın, İskitlerin bir koludurlar… Telefon
Rehberini açıp herkes isimleri inceleyebilir. Fransa’da öyle.
İtalya’da, Polonya’da…
Birincisi: Avusturya’nın
adı Avarya’dan geliyor. Fransa’nın eski ismi Türkiye’dir.
Keltlerin ülkesi…
Neymiş
efendim neymiş?
Türkiye!..
İkincisi:
İngiltere’nin eski başkentinin adı neydi?
Türkiye!..
Amerika’da
da soy adı “Türk” olan
Yüz bin (100.000) Amerikalı yaşıyor.
Bunların kimi Alman kimi İskoçyalı, İtalyan, Polonyalı, bir
araya gelip kulüp kurmuşlar… Tabii en kolay yanlış yargı “Türkler” ile
ilgili oluyor; çünkü Türkleri koruyan kollayan bir kurum yok!..
Türklerin devletleri var; ama bu devletleri Türkiye’de Atatürk ve
Türkmenistan’da Türkmenbaşı … vb. liderler dışında, Türklerin
devletini “Türk’ten ve Türklüktün” nefret edenler yönetiyor. Özellikle
tarih, kültür, mimarî, sanat, dil konularında Türkler tamamen yağmaya
açık bulunmaktadırlar.
Solculuğu
yeni öğrendiğimiz gençlik zamanlarımızda, ağabeylerimiz, bol keseden Türkler
aleyhine laf ediyorlardı… Biz de onları ciddîye alıyorduk!.. Meselâ:
Birisi diyordu ki: “Türkler, ilkel, göçebedirler…” “Ne sanat bilir ne
sanattan anlarlar ne de medeniyetten!..” Bir başkası da: “Saz ilkel bir alet! Sazla
söylenen türküler de canhıraş acıklı…”
Bunlardan
ilki sonradan PKK’lı oldu. Diğeri türküleri çalıp şiirlerinde
kullandı.
Türk
Kültürü dağların başında kar gibi sıcak vurunca, eriyip çığıl
çığıl berrak su gibi ovalara akar, taze baharı getirir; ama kar içinde yaşamak
imkânsızdır. Titrersin, aç kalırsın! Kurda kuşa yem olabilirsin; lâkin Erenler
ortaya çıkıp, kendini bilmeyi öğretinceye kadar, o din senin, bu ideoloji benim
debelenip durursun.
İki
kitap okumuş: “Tarihte Türk yoktur!..” diyor, cehalet fıçısı adam. Oysa
adı Türkiye olmayan yer mi var, şu dünya denen planetin yüzünde?..
İlk
Türkiye İngiltere adasında kurulmuş. Milattan binlerce yıl
önceye ait kalıntılar bulundu. O kalıntılar, bunu söylüyor. Eski İngiltere’nin
başkentinin adı Türkiye!.. İngiliz Devleti bunları sır gibi saklamağa
çalışıyor…
Milattan
önce, İskit Devletinin devamı olarak Hazar Ülkesi devam etmiş… Taki
Selçuklu Devleti kuruluncaya kadar…
Nerede?
Bugünkü
Ukrayna, Avrupa’dan Kazakistan’a kadar geniş bir coğrafya. Türkiye
diye anılıyor… On değil, yüz değil, beş
yüz, hiç değil!.. Bin (1.000) yıldan fazla hüküm sürmüş bu
topraklardaki adı Türkiye olan bu devletin, başkentinin adı: İdil’di…
“İdyl” diye yazılır. İdil Türkistan topraklarına hayat veren bir
nehrin adı: “Cennet”
İsrail’de
doğalgazın fışkırdığı ve oksijenle birleşerek çok tabi olarak yandığı bir Doğal
Gaz Kuyusu… Adı da Cihennum yani: “Cehennem…” Bu kuyu Sümerlerin
büyük suç işleyenleri, yargıladıktan sonra, bu kuyuya attığı kötü yer,
anlamında: “Cehennem” olarak kullanılıyor. Kabahatliler Kuyusu…
Üçüncü
Türkiye: Mısır’da resmen kurulmuş. 1250 yılında
Memlûk adıyla: Et Devl’ül Türkiye… (Türkiye Devleti)
Aynı
yıllardaki Hacıbektaş Anadolusunun adı Türkiyesidir… 700 yıl
sonra burasının adı resmen Türkiye olmuş. Ne tesadüf değil mi?
Hayatta
tesadüflere hiçbir zaman yer yoktur!... Adı “Türk” olan
şehirler ve köyler de var!.. Almanya’da
bizzat gidip gördüm. Avusturya sınırında Salzburg yakınlarında…
Köyün adı: “Türk!” Kuruluş tarihi 795. Daha İslâmiyet ile
tanışılmadığı yıllarda kurulmuş. Bir diğeri Undertürken (Aşağı Türkler)… Bir
diğeri: Obertürken (Yukarı Türkler)… Yine oralarda kurulmuş tarihleri
800.’lü yıllar Hollanda da Türk şehri var! Türk köyleri var!..
Çin,
Hindistan, İran, Sibirya zaten tamamen Türk dolu… Buralar Türkistan Bölgesidir (Türklerin
Evi).
Yuananistan’ın
eski Cumhurbaşkanı Karamanlis, Karamanoğlu demek. Karamanlar, Yunanistan’da
ve Anadolu’da, dört yüzlü yıllarda, Bizans’ı fethe gelen Avar
Türklerinden kalanlardır…Sonra buralara Türkmenler gelmiş ve burada
birbirlerine karışmışlar… Hepsi Türk!.. Hıristiyan olarak yaşamışlar ve
halen Yunanistan’da yaşamaya devam ediyorlar. Yunanistan Osmanlı İmparatorluk
içerisinde bir eyalet olarak tamı tamına dört yüz yetmiş beş (475) yıl birlikte
yaşamışız. En ünlü Yunan edebiyatçılarından… Yaşayan büyük yıldız
futbolcu, Karagünes de bunlardan…
Yani,
İlyas SALMAN’ın Kürtleşmesi ve Kürtlük uğruna ömrünü geçirmesi
ilk değil… Örneğin:
Sinemili
Aşireti bir kısmı Kürtçü, Kürtçe konuşuyor bir kısmı da
Türkmen olduklarını belgelerle ispat ediyorlar…
Türklüğü:
İslâmlık, Alevîlik, Sunnîlik, Hanefîlik, MaturidÎlik ve Nakşibendilik
ile sınırlayan ve ayıran bölüp bölüp parçalayan; otuz altı etnik gruba
ayıran ve sonrasında da: Kürt-Arap-Türk Ortaklığı uyduranların büyük Türk
âlimi Ziya GÖKALP’in ülkesine, ihanet ediyorlar… Türkler bu kılıflara
uymadıkları için sahipsiz, kimsesiz ve yağmalanıyorlar…
Tabii
siyasette bilgili ve donanımlı kişiler partilerde aday olmadıkları için bizi
daha çok da cahil zümre yönetiyor… Bununla birlikte zamanın sahibi Erenlerdir.
Erenler Ermişlerdir. Toprağın en deruna, ağacın özüne, çiçeğin balına, insanın
arısına ermişlerdir. Erenlerin sahibi zamandır. Vakti saati gelince göğ-erir,
aşk ile yer yarılır ve bir adam çıkar ki:
“YURTTA
BARIŞ DÜNYADA BARIŞ!” diyerek dünyaya sesini yeniden duyurur…
KAYNAKLAR:
1. https://www.islamveihsan.com/hz-hasan-ra-halifeligi-neden-birakti.html
2. https://islamansiklopedisi.org.tr/kuteybe-b-muslim
3. https://tr.wikipedia.org/wiki/Kuteybe_bin_M%C3%BCslim
4. https://www.britannica.com/biography/Qutaybah-ibn-Muslim
5. https://tr.wikipedia.org/wiki/H%C3%BCseyin