4 Nisan 2025 Cuma

Alparslan TÜRKEŞ (25 KASIM 1917 KIBRIS-4 Nisan 1997 TÜRKİYE)

Alparslan TÜRKEŞ(25 KASIM 1917 KIBRIS - 4 Nisan 1997 TÜRKİYE)

Abdullah Çağrı ELGÜN

Ölümünün 28. yılında rahmet ve minnet ile anıyor, Büyük Türk Milletini başı sağ olsun diyorum.

Kayseri, Pınarbaşı İlçesi’nin Yukarı Köşkerli Köyünde, bir Avşar Obası olan Koyunoğlu Ailesinde dünyaya geldi. 1860 yılında bir toprak meselesi yüzünden kavgaya girişince, Sultan Abdülaziz’in fermanıyla Kıbrıs’a iskân edildi.

25 Kasım 1917 tarihinde Lefkoşa’da Haydarpaşa Mahallesi Kirlizâde Sokağında bir eve yerleştiler. Kıbrıs’a yerleşen Tuzlalı Ahmet Hamdi Bey ve eşi Fatma Zehra Hanım’ın Ali Arslan (Alparslan Türkeş) adını verdikleri oğulları dünyaya geldi. Bununla beraber o, ailenin beşinci çocuğuydu. Ali Arslan, ilköğrenimini Sarayönü İlkokulu’nda, orta öğrenimini ise yine Lefkoşa’da tamamladı. Burada, her biri birbirinden daha değerli Hüsnü Bey, Selahattin Bey, Mehmet Asim Bey, Ragıp Tüzün Bey, Turgut Bey, Osman Zeki Bey ve Faiz Kaymak gibi Türklük ve Türkçülük şuuruyla bilenmiş hançer gibi olan hocalarından feyz alır. Onlar müfredatın yanı sıra, Kıbrıs Türklerinin yalnız olmadığını, hür ve müstakil Türkiye’nin yanı sıra yeryüzünde kendileri gibi bahtsız esaret altında milyonlarca Türk olduğunu da öğretirler. Öğretmenlerinden: Osman Zeki Bey, Ali Arslan’ın adını “Senin adın Alparslan olsun ve Sultan Alparslan’a denk bir yiğit Türk ol!”, diyerek değiştirdi.

1934'ten sonra resmi bir isim olarak aldığı bir savaş adıydı. Eski adı tartışma konusu olmuştur. Resmi biyografisinde Ali Arslan olarak bahsedilirken diğer kaynaklar adının: Hüseyin Feyzullah olduğunu ileri sürmektedirler. Yakın arkadaşları ve onun eski tanıdıkları ona: "Albay" demekteydiler…

Alparslan’ın doğup, yetiştiği o yıllarda Kıbrıs’ın tamamı İngiliz işgali altındadır. Türk’ün istiklâlini kaybetmesinin ne demek olduğu, Alparslan’nın ruhunun derinliklerine işlemiştir. Çocukluk tutkusu, hep asker olmaktır. O bu tutkuyla büyürken, Türkiye’ye gelip asker olma rüyasıyla uyur, uyanır. Nihayet 1933 yılında Kıbrıs’tan ayrılmak üzere babası Ahmet Hamdi Bey’i ve annesi Fatma Zehra Hanım’ı ikna eder… Aile, hür toprakların, Türk’ün Türk olduğundan utanmadığı, boynunun eğik olmadığı anavatanın, Türkiye’nin yoluna düşerler…

TÜRKEŞ:

1917'de Kıbrıslı Türk bir ailenin çocuğu olan TÜRKEŞ’in doğum adı tartışmalıdır, bazıları Hüseyin Feyzullah olduğunu iddia ederken, MHP ise Ali Arslan olduğunu iddia etti. Baba tarafından büyük babası 1860’larda Osmanlı İmparatorluğunun Orta Anadolu bölgesindeki Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesi Köşker Köyü’nden Kıbrıs'a göç etmişlerdi…

Babası Ahmet Hamdi Bey, Gazimağusa yakınlarındaki Tuzla'dan, annesi Fatma Zehra Hanım ise Larnakalıydı; ancak gazeteci Hrant Dink, Akademisyen Fatma Müge Göçek ile yaptığı bir röportajında TÜRKEŞ’in ERMENİ kökenli olduğunu, aslen Sivaslı bir yetim olduğunu ve daha sonra Kıbrıslı bir Müslüman çift tarafından evlat edinildiğini iddia etti…  

1932'de, on beş yaşındayken TÜRKEŞ ailesiyle birlikte İstanbul, Türkiye'ye göç etti. 1933'te İstanbul'daki askeri liseye kaydoldu ve orta öğrenimini 1936'da tamamladı. 1938'de orduya katıldı ve askeri kariyeri başladı. 1933 1963 Kuleli Askerî Lisesinde başlayıp, Türk Kara Harp Okulu ABD Kara Kuvvetleri Komuta ve Genelkurmay’da Askerlik hizmetlerini yürüterek görevini Albay rütbesi ile tamamlar.

        Irkçılık-Turancılık Davaları:

Nihal ATSIZ ve Nejdet SANÇAR gibi diğer milliyetçilerle birlikte TÜRKEŞ, 1945'te "Faşist ve Irkçı Faaliyetler" suçlamasıyla askeri mahkemeye çıkarıldı. Aynı yıl serbest bırakılmadan önce 10 ay hapis yattı. Suçlamalar sonunda 1947'de düşürüldü.  Dava, “Irkçılık-Turancılık” davaları olarak bilinecekti.

27 Mayıs 1960'ta Başbakan Ali Adnan MENDERES Hükümetine karşı gerçekleştirilen ve daha sonra Yassıada Davasının ardından idam edilen darbenin sözcüsü olarak, ün kazandı. 

Başbakanlık Müsteşarlığı görevini üstlendi; ancak TÜRKEŞ, cuntanın diğer üyesiyle birlikte iktidarın sivillere geri verilmesine karşı olduklarını açıkladılar ve bu nedenle cunta içindeki bir iç darbeyle (Milli Birlik Komitesi) ihraç edildiler. TÜRKEŞ, Yeni Delhi'deki Türk büyükelçiliğine sürgüne gönderildi. 

Şubat 1963'te geri döndü ve on dört kişiden diğerleriyle birlikte daha sonra Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'ne (CKMP) katıldı.  TÜRKEŞ, 1 Ağustos 1965'te genel başkan seçildi. 1969'da CKMP'nin adı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) olarak değiştirildi. MHP'nin lideri olarak aynı zamanda Bozkurtlar’ın fiili lideriydi. Bu aşırı sağcı hareket, 1968'de başlayan siyasi cinayetleri işledi. 1968 ile 1980 arasında 600'den fazla kişinin kurban gittiği söyleniyor.

TÜRKEŞ, 1970'lerde sağcı Milliyetçi Cephe hükümetlerinde Başbakan Yardımcısı olarak görev yaptı. 1980 Askeri darbesinden sonra dört yıldan fazla hapis yattı ve Hükümet onun ve diğer Türk milliyetçilerinin idam cezasına çarptırılmasını talep etti. Ancak olayların gelişmesi üzerine 9 Nisan 1985'te serbest bırakıldı.  1987'de Milliyetçi İşçi Partisi, (MÇP) içindeki siyasi arenaya yeniden katıldı ve 1991'de Refah Partisi'nin (RP) adayı olarak Yozgat ilini temsil eden parlamentoya seçildi. 1992'de Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ismi, MÇP ismi yerine yeniden kullanıldı ve üç hilalli parti logosu kamuoyuna sunuldu.

Takip Ettiği İdeolojisi:

TÜRKEŞ, aşırı sağcı MHP aracılığıyla, Nihal Atsız gibi seleflerinin sağcı görüşlerini aldı ve bunları güçlü bir siyasi güce dönüştürdü. 1965'te TÜRKEŞ, CKMP'nin milliyetçi ideolojisinin temelini oluşturan Dokuz Işık Doktrini başlıklı bir siyasi broşür yayınladı.

Bumetin, milliyetçilik; idealizm; ahlakçılık; bilimcilik; toplumculuk; kırsalcılık özgürlükçülük ve kişiselcilik ve halkçılık; endüstricilik, ve teknolojilik olmak üzere dokuz temel ilkeyi sıralamıştı…

Hans-Lukas Kieser: “TÜRKEŞ'in açıkça Pantürkizm ile özdeşleştiğini ve Nasyonal Sosyalizm ile Adolf Hitler'e sempati duyduğunu belirtmesi” ne rağmen, Türk Ordusu saflarında yükselmesine izin verildiğini ve hatta NATO içinde, askeri eğitim ve iş birliği yapmak için Amerika Birleşik Devletleri'ne taşınmasına bile, izin verildiğini belirtiyor.

TÜRKEŞ, Türkiye'de anti-komünizmin öncülüğünü yaptı; Türk Gladio'su olan Kontgerilla’nın kurucu üyesiydi.

Ülkü Ocakları Kültür ve Sanat Vakfı'nın manevi önderi olmuştur. Takipçileri onu Türk milliyetçi hareketinin önde gelen ikonlarından biri olarak görmektedir.
      Siyaset Anlayışı:

Kendisine göre, ister Yunanistan'da, ister Kıbrıs'ta veya başka bir yerde yaşasınlar, Türkleri de kapsayan ve Turan olarak adlandırılan bir ülkede yaşayan daha büyük Türk milletinin refahı, onun siyasi görüşlerinin temel kaygısıydı. 

28 Nisan 1978'de, Almanya'da eski savunma ve maliye bakanı ve CSU partisinin geçici başkanı olan Franz Josef Strauss tarafından kabul edildi.

1992'de Alparslan TÜRKEŞ, Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında Abulfaz Elçibey'i desteklemek için Bakü'yü ziyaret etti. Ayrıca, 1990'larda Ermenistan Cumhurbaşkanı olan Levon Ter-Petrosyan ile bir görüşme yapt. 

Aile Hayatı:

TÜRKEŞ iki kez evlendi ve yedi çocuğu oldu. 1940'ta Muzaffer Hanım ile evlendi ve ondan dört kızı (Ayzıt, Umay, Selcen ve Çağrı) ve bir oğlu ( Tuğrul ) oldu. Evlilikleri, eşinin 1974'teki ölümüne kadar sürdü. 1976'da TÜRKEŞ, Seval Hanım ile evlendi ve bir kızı (Ayyüce) ve bir oğlu (Ahmet Kutalmış) oldu. 

TÜRKEŞ, 4 Nisan 1997'de 80 yaşında kalp krizinden öldü.  Ülke çapında güvenlik önlemleri uygulandığı için ölümünün duyurulması beş saat gecikti; ardından binlerce destekçisi "Liderler asla ölmez" sloganlarıyla Bayındır Hastanesi'ne gitti. Cenazesi Ankara'daki Kocatepe Camii’nde kıldırıldı.

TÜRKEŞ'in en küçük oğlu Ahmet Kutalmış TÜRKEŞ, Adalet ve Kalkınma Partisinden, 2011 yılında İstanbul milletvekili seçilmiştir. Haziran 2015 seçimlerinden birkaç gün önce, partinin parlamenter sistemi başkanlık sistemine dönüştürme planlarını protesto ederek istifa etmiştir.

2015 yılında TÜRKEŞ'in en büyük oğlu Tuğrul TÜRKEŞ, Türkiye'nin Başbakan Yardımcısı olan ilk Kıbrıslı Türk kökenli kişi oldu.

Eylül 2015'te TÜRKEŞ, Kuzey Kıbrıs'a ilk resmi ziyaretini gerçekleştirdi. Bağımsız bir milletvekili olarak TÜRKEŞ, babası tarafından kurulan Milliyetçi Hareket Partisi'ni ve Cumhuriyet Halk Partisi'ni, Kasım 2015 seçimlerine yol açan uzlaşmaya yanaşmamaları nedeniyle eleştirdi.

Türkeş’in Miras Davası:

TÜRKEŞ, 1940'lardan itibaren Türk milliyetçiliğini şekillendirmede ve Pan-Türkizmi yeniden canlandırmada kilit bir figürdü. 1997'deki ölümünden kısa bir süre sonra, Türkiye Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL, onun ölümünün: "Türkiye'nin siyasi hayatı için büyük bir kayıp!.." olduğunu belirtti. Benzer şekilde, Türkiye'nin ilk kadın Başbakanı Tansu ÇİLLER onu "Tarihi bir birey" olarak tanımladı. 

Tartışmalar : Öldüğünde, Avrupa Türk Federasyonu'ndan 2 trilyon lira zimmetine para geçirdiği ortaya çıktı. Pan-Türkist Grup, İkinci Çeçen Savaşı'nı desteklemek ve Abulfaz Elçibey’in Azerbaycan’da başarılı olmasına yardımcı olmak için gizli bir kara para fonu oluşturmuştu…

Bu para, daha önce Azerbaycan Darbe Planında yer alan, Enver ALTAYLI tarafından yönetiliyordu.

Kızları: Ayzıt ve Umay Günay, bu paranın aslında kendilerinin parası olmamasına rağmen, bu paraya kimin hak sahibi olduğu konusunda kavga ettiler. 

İkili, dolandırıcılık nedeniyle Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandı. İddianamede, TÜRKEŞ'in Deutsche Bank'ın İngiltere Şubesindeki Hesabında: 575.000 DM, 845.000 ABD Doları ve 367.000 GBP bulunduğu belirtildi. Mahkeme, Ayzıt'ın 200.000 GBP, Umay Günay'ın ise 42.000 GBP çektiği sonucuna vardı. 

Ayzıt: “1975'ten beri, İngiltere'de yaşadığını ve babasının 1988'de hesabı açtığını ve babası Alpaslan TÜRKEŞ’in kendisi için bu hesaba, tam erişim hakkı verdiğini…”  söyledi. Babasının, ölümünden sonra, belirli ödemeler yaparak: "Türklük Davası"nı desteklemek maksadı ile bu mali yükümlülüklerin yerine getirmesi talimatını verdiğini söyledi. TÜRKEŞ'in ikinci eşi Seval Hanım ise, Ayzıt'ın parayı kendisine saklamadığı iddiasını reddetti.

Seval Hanım, kendisinin ve oğullarının, Ayyüce ve Ahmet Kutalmış'ın çekilen 242.000 GBP'lik payının 112.355 GBP olduğunu iddia ediyor.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, skandalın, partinin kapatılmasına yol açabileceği endişesiyle. Millet vekillerine sessiz kalmaları talimatını verdi…

1917’de doğan Başbuğ TÜRKEŞ 4 Nisan 1997’de Ankara’da kalp krizi neticesinde vefat etmiştir. Ölümünün 28. yılında rahmet ve minnet ile anıyor, Büyük Türk Milletini başı sağ olsun diyorum.

İLGİLİ KAYNAKLAR:

1)   Ülkücülük; Hamle Yayınevi; İstanbul, 1995.

2)   12 Eylül Adaleti : Savunma; Hamle Yayınevi; İstanbul, 1994.

3)   1944 Milliyetçilik Olayı: Hamle Yayınevi;

4)   TÜRKEŞ'li Yıllar: Hasan Sami BOLAK, Modern Türkiye; İstanbul.

5)   Milliyetçilik Olayları: Berikan Elektronik Basım Yayım.

6)   27 Mayıs ve Gerçekler: Berikan Elektronik Basım Yayım.

7)   27 Mayıs, 13 Kasım, 21 Mayıs ve Gerçekler: İstanbul, 1996.

8)   Ahlakçılık: Berikan Elektronik Basım Yayım.

9)   Etik (Ahlak Felsefesi), Etik.; Bunalımdan Çıkış Yolu: Kamer Yayınları.

10)Türk Edebiyatında Anılar, İncelemeler, Tenkidler, Anı, Günce, Mektup;İstanbul, 1994.

11) Bunalımdan Çıkış Yolu: Hamle Yayınevi; İstanbul, 1996.

12) Dış Meselemiz: Berikan Elektronik Basım Yayım.

13) İlimcilik: Berikan Elektronik Basım Yayım.

14) Kahramanlık Ruhu: İstanbul, 1996.

15) Temel Görüşler: Kamer Yayınları.

16) Sistemler ve Öğretiler: İstanbul, 1994.

17) Türkiye'nin Meseleleri: Hamle Yayınevi; İstanbul, 1996

18) Yeni Ufuklara Doğru: Kamer Yayınları.

19) Sistemler ve Öğretiler; İstanbul, 1995


11 Şubat 2025 Salı

CHP. AKP TARAFINDAN YÖNLENDİRİLİYOR!..Abdullah Çağrı ELGÜN

CHP. AKP TARAFINDAN YÖNLENDİRİLİYOR!..

Salı,11.02.2025;Abdullah Çağrı ELGÜN

Ekrem İMAMOĞLU, Mansur YAVAŞ:


CHP İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İMAMOĞLU çok başarılı bir başkandır. Atalarımızın meşhur sözü vardır: “Yiğidi öldür; fakat hakkını inkâr etme!..”  İstanbul’da iki kez. AKP’yi Devletin bütün gücü ve imkânlarınr kullanmasına rağmen tuş etti! Recep Tayyip ERDOĞAN ve Ekibini, bütün medya kuruluşlarıyla birlikte bir değil (dört kez) yenmiş ve yarışmada, anlının akıyla galip gelmiştir. (Dört diyorum; çünkü seçim itirazları ve tekrarlardan, mühürsüz pusulardaki kazanımları ile birlikte kastediyorum). Bugün İstanbul Belediye Başkanlığına tekrar adaylık söz konusu olsa ve Ekrem İMAMOĞLU ve karşısına da AKP’den kim konarsa konsun, yeneceğine inanıyorum. Hatta iddia ediyorum:

İstanbul’a R.T. ERDOĞAN konsun, kesin olarak yeneceğinden eminim; çünkü iki kez İMAMOĞLU İstanbul’da ogün aday olanlardan çok, ERDOĞAN’ı yenmiş ve perişan etmiştir

 Şimdi AKP’nin İMAMOĞLU’na hıncı var! İMAMOĞLU’nu Cumhurbaşkanı adayı yapmak için var gücüyle, hem medyayı hem Özgür ÖZEL’i hem de İMAMOĞLU’nu hedef aldı…  Niçin, İMAMOĞLU?..

 İMAMOĞLUN’dan intikam almak istiyor da ondan; ancak Türkiye genel seçmeni İstanbul seçmeni değil!.. İMAMOĞLU ve ÖZEL yanılmasınlar… Anadolunun %65-70 vasat seçmen!.. Muhatapların ders çıkarması için işte, en ilginç örnek:

 AKP iktidarının %93 oy aldığı Urfa’nın Harran ilçesinde, Üniversiteden mezun olmuş kişi sayısı % 3’tür… AKP iktidarının %3 oy aldığı, Tunceli’de, Üniversiteden mezun olanların sayısı ise %97’dir… AKP okumamış, aydınlığa ulaşamamış, Urfa’nın Harran’da yüz kişiden doksan üç (93) kişinin oyunu alıyorken; Tunceli’de yüzde doksan yedisi (97) okumuş ve aydınlanmış, gerçek aydınlardan; yandaşlık veya menfaat sebebiyle de olsa; ancak üç kişiden oy alabilmektedir… Doksan yedisinden oy alamıyor…

AKP gerçek aydınların, tek bir kişisinden dahi oy alamaz!.. Anadolu’da durum farklıdır. AKP VASAT SEÇMENDEN oy alıyor…Ekrem İMAMOĞLU’nu aday etmek kaybetmek demektir… Mansur YAVAŞ için durum farklıdır. ANKARA, İSTANBUL değildir; fakat ANADOLUDUR...

  YÜZDE ELLİ BİR (% 51) MESELESİ:

Bana kalırsa, Cumhurbaşkanlığı Adaylığı için mevcutlar içinde gerçek anlamda uygun, bir aday yok! Öyleyse var olanlarla yol alınacak!.. CHP hiçbir parti ile koalisyon ve Masa kurmamalıdır. Tek başına bu seçimi götürmelidir. Ne, HDP, İYİ Parti, Zafer, DEVA, SAADET ne de YENİDEN REFAH Partisi… vb. partilerin, hiçbirine itibar etmemeli, tek ve bir başına bu zorluğu göğüslemelidir… Böylelikle göreceksiniz Vatanın her kesiminden daha fazla teveccüh görecek ve üstüne atılı, bütün suç ve isnatlardan arınmış olarak, tahmin dahi edemeyeceği bir oy alacaktır.  Ayrıca bu mevcut partilerden donanımlı, bilgili, rüştünü ispatlamış kişilerin partili veya partisiz olup olmadığına bakılmaksızın, CHP’ye transferlerine önem verilmeli, Partisini dağıtıp gelenler de derhal CHP’ye kabul edilmelidir. CHP Halkın, bu ülkenin vatandaşlarının partisi olmalıdır!.. CHP’nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde %51 için hiçbir parti ile koalisyona tenezzül etmemesi, tek başına ve bir olarak seçime girmesi CHP’yi gerçek büyüklüğüne eriştirecektir!.. Unutmayınız ki risk, risksiz atlatılamaz. Cesaret, yüreklilik olmayan hiçbir dava, başarıya ulaşamaz!..

 TÜRKİYE’DE SEÇMEN PROFİLİ:

Türkiye’nin %65’i hatta 70’i sağ görüşlü ve din eksenli olup AKP Medyası; Tarikat, Cemaat, Şeyh, Şıh, Gavs, Tarikat Ağaları tarafından şartlandırılmıştır. CHP için yapılan kötü propagandalara bu vasat, beyni bulanık insanlar çarçabuk kanmaktadır…

(CHP gelirse: Din elden gider, Bayrak iner, Ezan susar, Kadınlarımız Fahişe olur; Teröristlerle “PKK, İŞİD, PYD, KCK, HTŞ” el ele olup, ülkeyi, kan gölüne çevirirler …vb. zırvalarla kandırılmış, beyni ablukaya alınmıştır…“ Bu %30-40 lık azımsanmayacak kesim, ‘Sürü Psikolojine sahiptir!’ ve tek elden idare edilmektedirler! Çoban ne derse ‘Sürü’ oraya akar!.. (Bir tutam otun sürüyü götüremeyeceği yer yoktur!..)”

Ankara ülkemizin başkenti olsa bile, İstanbul bu ülkenin Avrupa’sıdır… Ayrıca İstanbul Türkiye’dir: Ankara’dır, İzmir’dir, Bursa, Antalya Konya, Adana, Şanlıurfa, Gaziantep, Kocaeli, Mersin, Diyarbakır…vb. velhasıl İstanbul Türkiye’dir… Her bir semtte bu şehirlerin öbeklenmesini açık ve net olarak görebilirsiniz. AKP İstanbul’da nerelerden oy alıyor?.. Bugünkü Başkan Ekrem İMAMOĞLU, hangi semtlerden oy alıyor?.. İyi ölçülüp biçilsin ve yanılgıya meydan verilmesin! Derdimiz kimin makama geçeceği değil Vatanın bu kötü gidişattan bir an evvel kimin kurtarabileceği olmalıdır!..

 Erdoğan Eğitim seviyesinin düşük olduğu Anadolu’dan, Merkez İlçe ve Şehirlerin varoşlarından, kırsal kesimlerden ve semtlerden yüksek oy alırken Eğitimi yüksek illerden aldığı oy oranı çok düşüktür… Bunun sebeplerden birincisi, Birinci Sebep:

Halkın büyük çoğunluğunun oturduğu şehirde “Kiracı” durumuna gerilemesi… Varksa ki evini, arabasını ve mal varlıklarını satarak fakirleşmesi…Tabii bu genel olarak orta direkti ve ülkenin bel kemiği, ülkeyi ayakta tutan kesimdi. Orta kesim yok edildi. Çoğu bir yüksek okul bitirmemiş “Cahil Kesim; Vasat” ise AKP yandaşlığı sayesinde zenginleşti. Bunlar sonradan görme, altın tozunda kahve içen, mütaitlikle, kirli paralarla, haksız kazançla, hayatında göremeyeceği en lüks arabalarda yatlarda gezenler, AKP sayesinde Karun olanlar. Doğum günlerini “Helâl Şarapla” kutluyorlar…

 İkincisi ise: “Doğum Oranlarının Düşmesi…

“2014 yılında Türkiye’nin nüfusu 77.695.904’tür. Ortalama hane sayısı ise 3.57 kişiden oluşuyor. Buna göre 2014 yılında Türkiye’de 21 milyon743 bin hane (aile) bulunmaktadır.

2023 yılına geldiğimizde Türkiye Nüfusu 85.327.377 kişiye yükseliyor; lâkin hane halkı küçülmüş... Artık bir hane (aile) de 3,14 kişi yaşıyor. Yani 2023’te hane (aile) sayımız 5.4 milyon artışla 27 milyon 146 bine yükselmiş…

Sonuç Olarak:

2014 yılında  21.7 milyon hanenin %22.1”i kiradaydı; ve bu rakam 4.8 milyondu…

2023 yılında 27.1 milyon ailenin % 27. 83’ü kiracı; ve bu rakam 7 milyon 555 bine yükselmiş bulunuyor…

Yani Recep Tayyip ERDOĞAN 2014 yılında, Cumhurbaşkanı seçildikten sonra, Türkiye’de aile sayısı 5 milyon 403 bin artı. Aynı süre içinde kirada olan aile sayısı ise 2 milyon 750’e yükseldi. Böylece Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde oluşan ailelerin yarısı kiracı olarak başkasının evinde oturuyor…

Erdoğan sonrası oluşan hanelerin kiracılık oranı % 50’9a karşılık gelmektedir. Bu sebeple ülkede evlilikler azaldı. Boşanmalar arttı. Erdoğan Cumhurbaşkanı olunca, yüzde 42 olan umutlu insanların oranı %23 gerilerken karamsar olan insanların oranı da yüzde 9’dan 26’ya yükseldi…

Sonuç Ortada:

Aile kirada, gelecekten umut yok! Evde çocuk yok!

Türkiye’de kaba doğum oranı %18’den % 11’e geriledi. Kiracılık oranı da o hızla artıyor. İşte asıl sorun: Samsun örneğinde olduğu gibi, eğitimli kesimin tersine: Kırsal ve kenar semtler bu sıkıntılara niçin refleks göstermiyor? Hatta tam tersine:

“Kuru soğan yeriz. Reis’i yedirmeyiz!..” havasındalar?.. Ülkenin temel ne kadar değeri varsa darmadağın olmuş; ama Kenar Semtler veya Kırsal Kesim hiç umursamamış…  Hatta koşar adım, Erdoğan’a oy vermeyi kendilerine görev bilmişler…

Kısaca ülke yıkıldıkça. Erdoğan’a sarılan bir kitle oluşmuş. Beyaz yaka eğitimli kesim ile alt eğitim ve kenar semtlerle, kırsalın tam tersine, hareket eder olmuş. Verilen oylar azalmış. Anlayacağınız boş tencere iktidarı götürmediği gibi artık bazı kesimlerde, iktidarı daha da güçlendirmiş.

Neden acaba?

Ne dersiniz?

Samsun’da CHP, Erdoğan’ın en fazla oy kaybettiği Atakum’da bir önceki seçimde   Cemil DEVECİ ile %48,46 oy almışken, seçilmiş Belediye Başkanı ile yolları ayırıp, şimdi %46.5’ düşen oyla devam ediyor. İlginç!.. (Karar Gazetesi; “Ülkenin Ayarı Kaydı; ama Oy Kaymadı”05.02.2025; İbrahim KAHVECİ”

 REİSE BAĞLILIK:

Kısaca şunu demek istiyorum: Ekrem İMAMOĞLU İstanbul’da ve bütün semtlerinden oy alırken: “Reis’in g…… kılı olurum”. Diyenler gurubundan “Türkiye Genelinde” asla oy alamayacaktır:

“Liderim nerde, biz ordayız!”; “Reisss, heybetin dünyayı korkutuyor!..”; “Sevdamız yolumuz, davamız aşkımız, Recep Tayyip ERDOĞAN:”; “Ne yapsalar boş, Göklerden gelen bir karar vardır!”; “Birlikte yürüyecek daha çok yolumuz var!”; “Ömrümden al Reise ver!..”

 İşte bu sebeple: “Atı alan Üsküdar’ı geçebilir!..”

CHP, gözlerinin önünde cereyan eden hadiseler olurken: KILIÇLAROĞLU, ÖZGÜL; MANSUR, İMAMOGLU çekiştirilmesi ve taraftarlığı ile zıtlaşma ve hizip yapma, CHP’yi parça parça etme, lüksü yoktur. AKP’nin bütün oyunları bunun üzerine kurulu. 200 bin kişilik maaşlı trol ordusu bunun için var gücü ile yalan üretmek ve karşı propaganda yapmak ile uğraştadır… Birlik olmak Atatürk’ün kurduğu partide yeniden dirilmek bir olmak, iri olmak ve diri olmak mecburiyeti vardır!..

CHP, önünde bu yarışla meşgûl oladururken mecliste “Tek Adam” a kolaylık sağlayan her türlü denetleme ve kontrol mekanizmasını “Tek Adam” eline verme kanunları bir bir geçerek yasalaşmaktadır…

(https://www.sozlervadisi.com/guzel-sozler/recep-tayyip-erdogan-icin-guzel-sozler.html)

 Mansur YAVAŞ‘ın oy oran Ekrem İMAMOĞLU’’na göre daha yüksek olacaktır; çünkü bu halk böyle bir seçmen ve takıntılardan kurtulamadığı için AKP: % 15’lere düşmüyor. Halkın %70’i sağ görüşlü. Dindar ve softalığa varan katı bir inançtan geliyor. Sol parti niçin iktidar olamıyorsa, Ekrem İMAMOĞLU da “Türkiye Genelinde” Recep Tayyip ERDOĞAN karşısında, Türkiye genelinin kültür, inanç ve şartlanmışlığın, körü körüne bağlılığın “CEHALETİNE” kurban gidecektir.

Recep Tayyip ERDOĞAN, siyatesin kurdu oldu… Yanlış ata asla oynamak istemiyor. Türk halkını tanıyor ve haklı olarak İMAMOĞLU’nu rakip seçti… Şimdi ona yükleniyor ki CHP onu aday yapsın., Yapsın ki kolayca yutayım… Belirgin bir örnek daha verelim ki daha iyi anlaşılsın:

İstatistikler de bunu gösteriyor. Mansur YAVAŞ’un Recep Tayyip ERDOĞAN karşısında oy oranı sekiz on puan daha yüksektir… İMAMMOĞLU ise bütün Türkiye’de oy alçağı şüphesiz; fakat Erdoğan karşısında “CHP li” takıntısı, biraz önce bahsettiğimiz o, “Cahil, Vasat Seçmen” karşısında, zayıf kalacaktır. Eğer bu seçimi kazanıp iktidarı devralmak istiyorsa CHP, Mansur YAVAŞ’ı aday göstermelidir. Eş başkanlık, Başkan Yardımcılıkları Ekrem İMAMOĞLU ile de paylaşılaşılır; ancak bu durumlar önceden bir protokole bağlanmalı veya kazanıldıktan sonraki iştir…Önce Mansur YAVAŞ adayı ile seçimi kurtaralım…

24 Ocak 2025 Cuma

SEÇİM İSTEMEK ve SEÇİME HAZIR OLMAK! Abdullah Çağrı ELGÜN

SEÇİM İSTEMEK ve SEÇİME HAZIR OLMAK!

Abdullah Çağrı ELGÜN

Son seçimin yapılmasından bugüne kadar, muhalefetin ciddî bir muhalefetin yapamadığı, seçmenlerinin kendisinden beklenen performansı gösteremediği apaçık belli olmuştur. Neredeyse ülke ekonomisinin % 80 yönetimi altına almış olan birinci muhalefet partisi CHP, mevcut iktidarın dümen suyunda “Yumuşama” safsatalığı ile kandırılmış, halkın kendisine verdiği muhalefetlik yetkisini kullanamamıştır!.. Böyle olunca kendi etrafında çark eden su değirmen taşı gibi çark edip durduğunu söylesek yalan olmaz! Muhalefet, özellikle de CHP’nin genel başkanından Halkın, Kamuoyunun beklediği hamleler gelmemiş, halk beklentiler karşısında hüsrana uğramıştır.

Halkın Seçim istemesi ve demokratik usuller içinde iktidarı seçime zorlaması en doğal haktır!

Sağcısıyla solcusuyla halk perişandır. Bir avuç iktidar yanlılarının mutluluğu ülkenin bu durumunu düzeltemez! Türkiye gelir garantili ödemeler, ülkenin üstüne karabulutlar gibi çökenken, beş holdingin de ülke kaynakların sömürmesi, adalete uygun değildir. Bu alenî sömürü sebebiyle ülkenin Gençleri, Akademik Personeli, Doktoru, Hemşiresi, Mühendisi, Teknik Elemanlarının Avrupa Kapılarına dayanarak (Beyin Göçü Oluşturmuş) yurtdışında gelecek ve ekmek kapısı aramalarına yol açmıştır. Göç eden nüfusun %55.2’sini erkek % 44.8’ini kadın oluşturmakta olup toplam göç eden kalifiye eleman sayısı 714 bin 579 kişidir.19 Temmuz 2024 tarihi itibari ile bu önemli nüfus, Türkiye’de yaşarken buradan ayrılıp yabancı ülkelerden birine göç etmiştir. Bunların içinde sadece 15 bininin Tıp Doktoru olduğunu Turhan ÇÖMEZ açıklamıştır. Bu Türkiye için, utanç verici bir durum olurken devrin Cumhurbaşkanı: “Giderlerse gitsinler!” Diyerek umursamamazlıktan gelip vatandaşını küstürmüştür. (https.//www.sozcu.com.tr/erdogan-giderlerse-gitsinler-dedi-15-bin-doktor-yurt-disina-gitti-p58060)

İktidar, İnsanlarına Gelecek Vaad Etmemektedir:

İnsanlarımızın ümidi kırılmış, iç cephe sarsılmıştır. İktidarsa, büyük bir çıkmazın eşiğinde bataktadır.

Bir ülkenin özenle, bin bir zorluklarla yetiştirilmiş kalifiye elemanları gençlerini, ümitsiz ve çaresiz bırakarak, yurt dışında ekmek kapısı aramak için yola çıkaran hiçbir iktidar huzur bulamaz! Hiçbir ülke de iflah olmaz! Genç beyinlerin göçü, ülkeyi ileri değil daha da gerilere götürür.  Gençlerimizin ve halkımızın geleceğini çalan ve ülke insanlarını içinden çıkamadığı ümitsizlik batağına sürükleyen bu iktidar tez vakitte gitmelidir…

Ümitsiz insan ormanda hür bir şekilde dolaşırken, avcıların tuzağı ile yakalanarak, demir kafese kapatılmış bir kuşu benzer!.. İçinde bulunduğu çıkmazdan nasıl çıkacağını düşünmek yerine, dışarı çıkmak için kafesin tellerine atladıkça, demirlerine toslar. Çarptıkça kendini yaralar ve harabeder. Sonunda kan revan içinde yığılarak intihar eder… Bugün Türkiye’deki: Gençlerin, Asgari Ücretlinin, TUİK Verilerine Bakan Emeklinin, İşçinin, Memurun, Küçük Esnafın, “Ekonomik Bozukluk” sebebiyle içine düşürüldüğü durum budur. Tabii  “Gerçekte ülkede ekonomik bozukluk varsa (!)”

Evlenmelerin azalması, evlenenlerin ise çocuk yapmaması, buna bağlı olarak nüfusun azalması, Türkiye Nüfusunun giderek ihtiyarlaması ve genç nüfusun yok oluşunun sebebi: Ekonomidir, ekonomiktir…

Yılda 958 bin bebek doğduğunu ve bu bebeklerin hepsine 5.000. aylık destek verdiğinizi kabul edelim… Bu toplam destek yılda 57.5 milyar TL yapar; oysa siz, hazine garantili müteahhitlere, hazineden ödeyeceğiniz yıllık destek: 2025 yılında 300 milyar TL’nin üzerinde olacaktır!.. Kabaca bir (1) milyon bebeğe karşılık verilen destek 50 milyar iken; beş (5-10) on müteahhitte verilen destek 300 milyar lira… (Karar: İ.Kahveci; 24.01.2025)”  

Bu nasıl insan severlik, vatan sevdası, millet sevgisi?.. Siz kime hizmet ediyor ve kimi kandırıyorsunuz?

 Halkın Seçim istemesi ve siyasîlerin, demokratik usuller içinde, iktidarı seçime zorlaması en doğal haktır! Bugün Ekonomik çöküşün getirdiği son durumda, ülke büyük bir batağın içindedir:

Kaynakların bildirdiğine göre: İcralık olan vatandaşın dosyası: 10 Nisan 2024 verilerine göre 2023’ ait bulunan: 38 milyon 969 bin 260 dosya bulunuyor. (artigercek.com) Ulusal vergi ağı proje verilerine göre  adliyede ise:  24 milyon dosya çözüm beklerken, bu dosya sayısı 2025 yılı başı itibarı ile 39 milyonu geçmiştir… (https://www.youtube.com/watch?v=Lb-y09Y_kdY)

Kredi Kartı Batağında Bulunan Vatandaş Sayısı:

Ocak 2024’te 2 Trilyon 689 milyon lira olan toplam borcu Eylül ayı itibariyle 3 Trilyon 441 milyar olmuştur…(TBB) Risk Merkezi Verilerine göre: Kullandırılan krediler geçen yıla göre % 21 artış göstererek 1 Trilyon, 52 milyar liraya yükselmiştir. (https:www.sozcu.com.tr/vatandas-borc-bataginda-kredi-karti-ve-tuketici-kredi-borclarinra-buyuk-artiş-wp7070282)

 İntiharlar:

CHP Bilim Platformunun Verilerine Göre: 2016 yılında 20-24 yaş arası 355 kişi, 2019 yılında 414, 2019 yılında 3.406 kişinin % 9 geçim sıkıntısı sebebiyle intihar etmiştir. MÜZİK-SEN verilerine göre 700 bin müzisyen işsiz kaldı. Bu sebeple de yüz bin üzerinde müzisyen de bu sebeple intihar etti. TÜİK Raporuna göre, son beş yılda açlık, geçim sıkıntısı ve işsizlik sebebiyle intihar eden kişi sayısı: 1.370 kişidir.

Boşanmalar:

2004 yılında 615 bin 557 çift evlenmişken, 91 bin 22 boşandı… 2023’te evlenenlerin sayısı 565 bin 435 iken, boşananların sayısı 171 bin 881 oldu.

Son yirmi yılda evlenenlerin sayısı % 8 ile sınırlı kalırken, boşananların sayısı da yaklaşık % 90 artı… 2023’te 11 milyon 800 bin 266 çitt evlenirken, 2 milyon 559 bin 910 çift de boşanmıştır.

Son yirmi yılda Türkiye’deki boşanma oranı % 90’a ulaşmıştır… Bu ülkemizin geleceği açısından çok ciddi bir tehlike ve çöküştür. Bu durum durdurulamadığı taktirde, ülkemiz millet olma özelliğini kaybederek belki de Türkiye geçmiş asırlardaki Sümer, Eti, Asur, Akat, Trk (Trak) uygarlıkları gibi tarihin tozlu rafları arasına gömülecektir!.. (esitlikadaletkadin.org > son-20-yilda-turkiyede-boşanma-orani-yüzde-89-artti)

Fuhuş:

Milliyet Haber verileri ve diğer güvenilir kaynaklara göre: Fuhuş ülkemizde giderek artıyor. Kemal ÖRDEK Türkiye’de, son on yılda fuhuş (Seks işçiliği) sayısının, üç kat daha artarak üç yüz bini bulduğunu belirtti. (Ankara’da) Ankara Ticaret Odasının Raporu (ATO) “Hayat Kadını”, Seks işçiliği, Fuhuş, “Hayatsız Kadınlar Dosyası”na göre fuhuş yapan kadın sayısının yüz (100) binden fazla olduğunu ortaya koyuyor. Her 350 kadından birinin fuhuş batağında olduğu bildiriliyor…

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr.  Ayşegül AKBAY: Türkiye'deki fuhuşun vahim bir şekilde arttığını ifade etmiştir. AKBAY'ın ifadesiyle: "Toplam tescilli seks işçilerinin sayısı: 15.000, vesika bekleyen hayat kadını sayısı 30.000 ve hayat kadınlarının yaş ortalaması 15-40 arasında tahmin edilmektedir."

Suriye ve Ukrayna Savaşı ile birlikte mülteci olarak ülkemize sığınan göçmenler, fuhuşa zorlanıyor.Suriyeli göçmenlerin içinde bulundukları kötü koşullar, fuhşa alet olmalarına sebep olmaktadır. Göçmen hayat kadınları ile birlikte, ülkemizde fuhuş giderek artmakta ve toplumsal çözülmeyi ve sosyal çürümeyi hızlandırmaktadır. AKBAY konu ile ilgili olarak şöyle dedi:"Hayat Kadınlarının yaş ortalaması15-40 tahmin edilmekte; ama bu veriler on iki (12) yıl öncesine aittir.2004'ten sonrası için yapılmış ciddî bir araştırma elimizde yoktur!Dünya genelinde bu sayının 42 milyonun üzerinde olduğu söyleniyor."

Basit bir hesapla, Türkiye nüfusunun oranına bakarak, Türkiye'de güncel seks çalışanı sayısının 150 binin üzerine çıktığı söylenebilir.Yani kayıtlı bir seks işçisi başına dokuz (9) kayıtsız kişi seks sektöründe çalışıyor gözüküyor.Zorla seks yapmaya sürüklenen kurbanların öykülerini medyadaki:"realitiy shdw'lardan" izliyoruz. Fuhuşa itilen kızların neredeyse 13-14 yaş alt sınırında olduğu gözlenmektedir.  (http://furkannesli.net/yazılargeldigimiz-nokta-turkiyede-artan-fuhuş-oranları)  

 Uyuşturucu Batağına Saplanmış Kişi Sayısı:

Ülkemizde on milyona yakın madde bağımlısı var!.. Emniyet raporlarına göre Türkiye’de uyuşturucu ile ilgili olarak günde: 860 kişi yakalanıyor. (27 Temmuz 2024) Kokain yakalama oranında ise % 44,9 artış yaşandığı belirtiliyor. (1 Kasım 2022) Eroinde: Isparta, Denizli ve Edirne ilk üç sırada yer alıyor. (14 Temmuz 2024)

Türkiye’de uyuşturucu kullanma yaşı: On üçe (13) indi. Türkiye nüfusunun % 15.‘i  (15-25) yaş grubunda yer alıyor. 12 milyon 971 bin 390 çocuğumuz “Madde Bağımlılığı” riskine karşı savunmasız bir durumda bulunuyor… Bu çok büyük bir risk ve geleceğimiz tehdit altındadır…

Ülkedeki Özel Hastaneler Batağı:

“Bebek Katilleri” bugün bildiğimiz on dokuz (19) hastahane ile ortaklaşıp “Yeni Doğan Bebek Çetesi” oluşturarak çocuklarımızın vücudundan, kanından ve canından para kazanma yoluna gitmişlerdir… O gün olay ortaya çıkıncaya kadar hiçbir yetkili, bu durumdan şikayetçi olmamış, denetim görevi yapanlar ise yıllarca uyumuş ve uyutulmuştur…Bütün bunlar buz dağının görünen ve ortaya çıkarılmış yüzüdür. Bunların arkasında daha gizlenmiş nelerin yattığı ise malumatımız dışındadır.

(http://tr.euronews.com/2024/10/20/yenidogan-skandalinda-ruhsati-iptal-edilen-hastane-sayisi-10a-cikti-gece-boyunca-yasananlarla)

Çocuklarımızın Durumu:

Ankara’da iki erkeğin tecavüzüne uğrayan ve faillerin serbest bırakılmasından sonra intihara sürüklenen: 18 yaşındaki Eda Nur KAPLAN’ın ölümü, “Devlet Yurtlar”ına emanet edilmiş masum kız çocuklarımızın neler yaşadıklarını gündeme getirmişti…Aynı kurumlardan birinde büyüyen Aleyna ÇAKIR’ın ölümünde de aydınlatılması gereken pek çok soru varken, en önemli şüpheli Ümitcan UYGUN, Aleyna ÇAKIR’ın ölümü sonrası değil, Esra HANKULU cinayetinin baş sorumlusu olarak cezaevine tıkılmıştır!.. 

Aleyna ÇAKAIR, Eda Nur KAPLAN, Esra HANKULU'nun ardından bu cinayetlerin arka planına dair, tartışmalarda Yetiştirme Yurtlarında büyüyen, genç kadınların, neler yaşadıklarına ilişkin çok söylenti ve iddia ortaya atıldı. Genç kadınların "Fuhuş Çetesi" ile iç içe geçmiş: "Bürokrasi-Yargı-Kolluk Kuvvetleri" eliyle "Güçlü" anlamda fuhuş yapmaya zorlandıkları, daha sonra bu ilişkilerin çeşitli kademelerdeki kişilere (Bürokratlara) şantaj yapmak için kullanıldığı, arada genç kadınların yaşamlarının harcandığına yönelik iddialardı bunlar... Bu iddialar meclis gündemine de getirildi.C evap arayan pek çok soru var; ancak henüz iddiaları araştırmakz için atılan bir adım yok!.. Bu konuyu sürekli gündemde tutmak için büyük çaba gösteren akademisyen, hukukçu, Av. Dr. Dilek EMEKÇİ ile Meclis gündemine taşıyan Milletvekillerinden HDP'li Remziye TOSUN'u kutluyoruz.

Tarikat ve Cemaat Yurtlarında, vatandaşın çocuklarına yapılan tecavüzler: Cinsel İstismar, Şantajlar…  Tarikat Yurtlarında ve Tarikat Evlerinde Yaşanan Skandal Olayları kapalı kapılar ardın ancak dışarı sızan ve duyurulanları, duyabilmekteyiz…

(https://onedio.com/haber/cinsel-istismar-tecavüz-santaj-tarikat-yurtlarinda-ve-evlerinde-yasanan-skandal-olaylar-1079131)

 İflas Eden, Kapanan Fabrikalar, İşletme ve Ticarethaneler:

Türkiye’de iflas eden şirket sayısı, Eylül 2024’te: 2221’den Ekim Ayında: 2.531’e yükselmiş… İflaslar 1995’ten 2024’e kadar 913,28 şirket, olarak gerçekleşmiş. 2023 Aralık ayında:6.236 şirket, tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmış… 2024 Ocak ve Kasım dönemlerinde kapanan toplam şirket sayısı 39. 583’ü bulmuş…Faaliyetine son veren esnaf sayısı ise 80.bin 626 olmuş… 2024 yılı itibariyle 132 şirket iflas kararı vermiştir. (TOBB-Unionof Chambers and Comoditiy Exchanges of Turkey http://tr.tradingeconomics.com/turkey/bankruptcies)

Yıllık Enflasyon Değerleri: TUİK, Türkiye’de yıllık enflasyon oranını Aralık 2024’te % 44,38, İTO %57 .99 (İstanbul için), ENAG ise:86,76 hesaplamıştır. 

(Tutrkish Statistical Institüte http://tr.serarch.yahoo.com/search fr=mcafee&type=E"!=TR&$'GO&p=ANAG%3A+y%C4%B1ll%C4%B1k+Enflasyon+verileri)

https://www.verikaynagi.com/grafik/tuik-enag-ve-itoya-gore-yillik-enflasyon-ne-oldu/) 

Ev Kiraları:

Indekssa'nın verilerine göre, İstanbul'da kira fiyatlarının en düşük olduğu ilçelerin başında Esenyurt geliyor. Esenyurt'taortalama kira bedeli 13.800, Arnavutköy'de 15.400, Sultangazi'de 16.000, Avcılar'da  16.000, Sultanbeyli'de 16.100 olarak belirlenmiştir. En pahalı kiralar ise:

Kadıköy: 38.700, Beşikktaş: 39.900, Sarıyer:44.000.TL olarak gerçekleşmektedir... Kiraların bu kadar yüksek olduğu bir ülkede, hangi genci evlendirmeye zorlayabilirsiniz? Hasbel kadar evlenmiş olan ve çalışan bir çift, evi barkı olmadığı için uzun yıllar buzdolabı, ocak, çamaşır makinası, bulaşık makinası, fırın…vb. ev eşyaları ve kira için uzun yıllar, bunların taksitlerine çalışmak zorunda kalacak. Buralarda doğum oranı da kendiliğinden düşerek, sıfır doğum olacaktır!.. Gençler bu zor şartlarda. evlenemeyeceği için de nüfus giderek azalacaktır!..

Halkın seçim istemesi ve seçime hazır olması en doğal haktır!  

Alacaklının alacağını alamaması, borçlunun borcunu ödeyemediği, aldığı ücretle geçinemeyerek ikinci, üçüncü iş kapısı arayan ve asla bulamayan insanlarımız bunalımla, fuhuşa, gayrimeşru ilişkilere mecbur bırakılmakta, iktidar ülkeyi yönetememektedir!.. Ülkede aileler çatırdamakta, boşanmalar artmakta, bu ekonomik zorluklarda kutsal değerlerimiz  zaafa uğramaktadır.  

Ailelerin sağlam durmadığı, duramadığı ülke, her ktürlü işgale müsait hale gelir. Ülke gençliğinin geleceğini, ekmeğini çalarak gençlerimizi yurt dışına göçe zorlayan iktidar, ülkenin sorunlarından ve milletin derdinden bihaberdir.  Gençlerimizin geleceğini çalan, çırpan, soyan ve talan eden iktidarın başına çöreklenmiş bu soyguncuların TUİK'in, ellerine verrdiği raporlar gibi sahte, ellerine yetki geçirmiş siyasilerin, asgari ücretliyi, emekliyi, çalışanı, memuru ve işçiyi geçinemez duruma getirmiştir.

Bu sebeple  yirmi üç (23) yıla yakındır, ülkemizin koltuklarına bir akrep gibi yapışmış, beceriksiz iktidarın, en kısa sürede, demokratik yollar ve seçimle iktidar koltuğundan  al aşağı indirilmesi her vatandaşın boynunun borcudur. Bu şartlarda iktidar bir ay daha kalmamalıdır... 

Bütün yukarıda bahsedilenler sebebiyle iktidar, devlete hükümetlik edememektedir. Bu sebeple bunun için Çözüm Şudur:

Muhalefet adı altındaki bütün partilerin hiçbir şart ve kayıt olmaksızın, iktidarın ceberrut yaptırımları karşısında, tek bilek tek yürek olarak, bir araya gelmesi olacaktır.

Halkın Seçim istemesi ve demokratik usuller içinde, muhalif partilerin iktidarı seçime zorlaması, en doğal haktır! 

Kaynaklar:

(https://www.sozcu.com.tr/erdogan-giderlerse-gitsinler-dedi-15-bin-doktor-yurt-disina-gitti-p58060)

(artigercek.com) 

(https://www.youtube.com/watch?v=Lb-y09Y_kdY) 

(http://www,sözcü.com.tr/vatandas-borc-batağında-kredi-karti-ve-tuketici-kredi-borclarinda-buyuk-artis-wp7070287) 

(esitlikadaletkadin.org>son-20-yilda-turkiyede-bosanma-orani-yüzde-89-arti)       

(https://furkannesli.net/yazilar/geldiğimiz-nokta-turkiyede-artan-fuhus-oranlari)

(https://tr.euronews.com/2024/10/20yenidogan-skandalinda-ruhsati-iptal-edilen-hastane-sayisi-10a-cikti-gece-boyunca-yasananlar) 

(https;//onadio.com/haber/cinsel-istismar-tecavüz-santaj-tarikat-yurtlarinda-ve-evlerinde-yasanan-skandal-olaylar-1079131) 

(TOBB-Union of Chambers and Commodity Exchanges of Turkey)

 (https://tr.tradingeconomics.com/turkey/bankruptcies) 

(Turkish Statistical Institute) (https://tr.search.yahoo.com/search? fr=mcafe&-type=E210TR647GO&p=ANAG%3A+y%C4b1ll%C4%B1k+Enflasyon*verileri) 

(https://www.verikaynagi.com/grafik/tuik-enag-ve-itoya-gore-yillik-enflasyon-ne-oldu/  TurkishStatistical Institute)

(https://tr.search.yahoo.com/search?)

(fr=mcafee&typ=E210TR647GO&p=ANAG%3A+y%C4B1ll%C4%B1lk+Enflasyon+verileri)

(https://www.veikaynagu.com?grafik/tuik-enag-ve-itoya-gore-yillik-enflasyon-ne-oldu/)


Translate