Alparslan
TÜRKEŞ(25
KASIM 1917 KIBRIS - 4 Nisan 1997 TÜRKİYE)
Abdullah Çağrı ELGÜN
Ölümünün 28. yılında rahmet ve minnet ile anıyor, Büyük Türk Milletini başı sağ olsun diyorum.
Kayseri, Pınarbaşı İlçesi’nin
Yukarı Köşkerli Köyünde, bir Avşar Obası olan Koyunoğlu Ailesinde
dünyaya geldi. 1860 yılında bir toprak meselesi yüzünden kavgaya girişince, Sultan
Abdülaziz’in fermanıyla Kıbrıs’a iskân edildi.
25 Kasım 1917 tarihinde Lefkoşa’da
Haydarpaşa Mahallesi Kirlizâde Sokağında bir eve yerleştiler. Kıbrıs’a yerleşen
Tuzlalı Ahmet Hamdi Bey ve eşi Fatma Zehra Hanım’ın Ali Arslan
(Alparslan Türkeş) adını verdikleri oğulları dünyaya geldi. Bununla beraber o,
ailenin beşinci çocuğuydu. Ali Arslan, ilköğrenimini Sarayönü
İlkokulu’nda, orta öğrenimini ise yine Lefkoşa’da tamamladı. Burada, her biri
birbirinden daha değerli Hüsnü Bey, Selahattin Bey, Mehmet Asim Bey, Ragıp
Tüzün Bey, Turgut Bey, Osman Zeki Bey ve Faiz Kaymak gibi Türklük
ve Türkçülük şuuruyla bilenmiş hançer gibi olan hocalarından feyz alır.
Onlar müfredatın yanı sıra, Kıbrıs Türklerinin yalnız olmadığını, hür ve
müstakil Türkiye’nin yanı sıra yeryüzünde kendileri gibi bahtsız esaret altında
milyonlarca Türk olduğunu da öğretirler. Öğretmenlerinden: Osman Zeki
Bey, Ali Arslan’ın adını “Senin adın Alparslan olsun ve Sultan
Alparslan’a denk bir yiğit Türk ol!”, diyerek değiştirdi.
1934'ten
sonra resmi bir isim olarak aldığı bir savaş adıydı. Eski adı tartışma
konusu olmuştur. Resmi biyografisinde Ali Arslan olarak bahsedilirken
diğer kaynaklar adının: Hüseyin Feyzullah olduğunu ileri sürmektedirler.
Yakın arkadaşları ve onun eski tanıdıkları ona: "Albay"
demekteydiler…
Alparslan’ın
doğup, yetiştiği o yıllarda Kıbrıs’ın tamamı İngiliz işgali
altındadır. Türk’ün istiklâlini kaybetmesinin ne demek olduğu, Alparslan’nın
ruhunun derinliklerine işlemiştir. Çocukluk tutkusu, hep asker olmaktır. O bu tutkuyla
büyürken, Türkiye’ye gelip asker olma rüyasıyla uyur, uyanır. Nihayet 1933
yılında Kıbrıs’tan ayrılmak üzere babası Ahmet Hamdi Bey’i ve annesi Fatma
Zehra Hanım’ı ikna eder… Aile, hür toprakların, Türk’ün Türk olduğundan
utanmadığı, boynunun eğik olmadığı anavatanın, Türkiye’nin yoluna düşerler…
TÜRKEŞ:
1917'de Kıbrıslı
Türk bir ailenin çocuğu olan TÜRKEŞ’in doğum adı tartışmalıdır,
bazıları Hüseyin Feyzullah olduğunu iddia ederken, MHP ise Ali
Arslan olduğunu iddia etti. Baba tarafından büyük babası 1860’larda Osmanlı
İmparatorluğunun Orta Anadolu bölgesindeki Kayseri'nin Pınarbaşı
ilçesi Köşker Köyü’nden Kıbrıs'a göç etmişlerdi…
Babası
Ahmet Hamdi Bey, Gazimağusa yakınlarındaki Tuzla'dan,
annesi Fatma Zehra Hanım ise Larnakalıydı; ancak gazeteci Hrant
Dink, Akademisyen Fatma Müge Göçek ile yaptığı bir
röportajında TÜRKEŞ’in ERMENİ kökenli olduğunu,
aslen Sivaslı bir yetim olduğunu ve daha sonra Kıbrıslı bir Müslüman
çift tarafından evlat edinildiğini iddia etti…
1932'de,
on beş yaşındayken TÜRKEŞ ailesiyle birlikte İstanbul, Türkiye'ye göç
etti. 1933'te İstanbul'daki askeri liseye kaydoldu ve orta öğrenimini
1936'da tamamladı. 1938'de orduya katıldı ve askeri kariyeri başladı. 1933 1963
Kuleli Askerî Lisesinde başlayıp, Türk Kara Harp Okulu ABD Kara Kuvvetleri
Komuta ve Genelkurmay’da Askerlik hizmetlerini yürüterek görevini Albay rütbesi
ile tamamlar.
Nihal ATSIZ ve Nejdet SANÇAR gibi diğer milliyetçilerle birlikte TÜRKEŞ, 1945'te "Faşist ve Irkçı Faaliyetler" suçlamasıyla askeri mahkemeye çıkarıldı. Aynı yıl serbest bırakılmadan önce 10 ay hapis yattı. Suçlamalar sonunda 1947'de düşürüldü. Dava, “Irkçılık-Turancılık” davaları olarak bilinecekti.
27
Mayıs 1960'ta Başbakan Ali Adnan MENDERES Hükümetine karşı gerçekleştirilen
ve daha sonra Yassıada Davasının ardından idam edilen darbenin sözcüsü
olarak, ün kazandı.
Başbakanlık
Müsteşarlığı
görevini üstlendi; ancak TÜRKEŞ, cuntanın diğer üyesiyle
birlikte iktidarın sivillere geri verilmesine karşı olduklarını
açıkladılar ve bu nedenle cunta içindeki bir iç darbeyle (Milli Birlik Komitesi)
ihraç edildiler. TÜRKEŞ, Yeni Delhi'deki Türk büyükelçiliğine sürgüne
gönderildi.
Şubat 1963'te
geri döndü ve on dört kişiden diğerleriyle birlikte daha sonra
Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'ne (CKMP) katıldı. TÜRKEŞ, 1
Ağustos 1965'te genel başkan seçildi. 1969'da CKMP'nin adı Milliyetçi
Hareket Partisi (MHP) olarak değiştirildi. MHP'nin lideri olarak aynı zamanda
Bozkurtlar’ın fiili lideriydi. Bu aşırı sağcı hareket, 1968'de başlayan siyasi
cinayetleri işledi. 1968 ile 1980 arasında 600'den fazla kişinin
kurban gittiği söyleniyor.
TÜRKEŞ, 1970'lerde sağcı
Milliyetçi Cephe hükümetlerinde Başbakan Yardımcısı olarak görev yaptı. 1980
Askeri darbesinden sonra dört yıldan fazla hapis yattı ve Hükümet
onun ve diğer Türk milliyetçilerinin idam cezasına çarptırılmasını talep etti.
Ancak olayların gelişmesi üzerine 9 Nisan 1985'te serbest bırakıldı. 1987'de Milliyetçi
İşçi Partisi, (MÇP) içindeki siyasi arenaya yeniden katıldı ve
1991'de Refah Partisi'nin (RP) adayı olarak Yozgat ilini
temsil eden parlamentoya seçildi. 1992'de Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)
ismi, MÇP ismi yerine yeniden kullanıldı ve üç hilalli parti logosu kamuoyuna
sunuldu.
Takip
Ettiği İdeolojisi:
TÜRKEŞ,
aşırı sağcı MHP aracılığıyla, Nihal Atsız gibi seleflerinin sağcı
görüşlerini aldı ve bunları güçlü bir siyasi güce dönüştürdü. 1965'te TÜRKEŞ, CKMP'nin
milliyetçi ideolojisinin temelini oluşturan Dokuz Işık Doktrini başlıklı
bir siyasi broşür yayınladı.
Bumetin, milliyetçilik; idealizm; ahlakçılık; bilimcilik; toplumculuk; kırsalcılık
özgürlükçülük ve kişiselcilik ve halkçılık; endüstricilik, ve teknolojilik
olmak üzere dokuz temel ilkeyi sıralamıştı…
Hans-Lukas
Kieser: “TÜRKEŞ'in
açıkça Pantürkizm ile özdeşleştiğini ve Nasyonal Sosyalizm ile Adolf
Hitler'e sempati duyduğunu belirtmesi” ne rağmen, Türk Ordusu saflarında
yükselmesine izin verildiğini ve hatta NATO içinde, askeri
eğitim ve iş birliği yapmak için Amerika Birleşik Devletleri'ne taşınmasına
bile, izin verildiğini belirtiyor.
TÜRKEŞ,
Türkiye'de anti-komünizmin öncülüğünü yaptı; Türk Gladio'su
olan Kontgerilla’nın kurucu üyesiydi.
Ülkü
Ocakları Kültür ve Sanat Vakfı'nın manevi önderi olmuştur. Takipçileri
onu Türk milliyetçi hareketinin önde gelen ikonlarından biri olarak
görmektedir.
Siyaset Anlayışı:
Kendisine
göre, ister Yunanistan'da, ister Kıbrıs'ta veya başka bir yerde
yaşasınlar, Türkleri de kapsayan ve Turan olarak adlandırılan
bir ülkede yaşayan daha büyük Türk milletinin refahı, onun siyasi
görüşlerinin temel kaygısıydı.
28
Nisan 1978'de, Almanya'da eski savunma ve maliye bakanı ve CSU partisinin
geçici başkanı olan Franz Josef Strauss tarafından kabul edildi.
1992'de
Alparslan TÜRKEŞ, Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı seçimleri
sırasında Abulfaz Elçibey'i desteklemek
için Bakü'yü ziyaret etti. Ayrıca, 1990'larda Ermenistan Cumhurbaşkanı
olan Levon Ter-Petrosyan ile bir görüşme yapt.
Aile
Hayatı:
TÜRKEŞ
iki kez evlendi ve yedi çocuğu oldu. 1940'ta Muzaffer Hanım ile
evlendi ve ondan dört kızı (Ayzıt, Umay, Selcen ve Çağrı) ve bir oğlu
( Tuğrul ) oldu. Evlilikleri, eşinin 1974'teki ölümüne kadar
sürdü. 1976'da TÜRKEŞ, Seval Hanım ile evlendi ve bir kızı (Ayyüce) ve
bir oğlu (Ahmet Kutalmış) oldu.
TÜRKEŞ, 4 Nisan 1997'de 80 yaşında kalp
krizinden öldü. Ülke çapında güvenlik önlemleri uygulandığı için
ölümünün duyurulması beş saat gecikti; ardından binlerce destekçisi "Liderler
asla ölmez" sloganlarıyla Bayındır Hastanesi'ne gitti. Cenazesi Ankara'daki Kocatepe
Camii’nde kıldırıldı.
TÜRKEŞ'in en küçük oğlu Ahmet
Kutalmış TÜRKEŞ, Adalet ve Kalkınma Partisinden, 2011
yılında İstanbul milletvekili seçilmiştir. Haziran
2015 seçimlerinden birkaç gün önce, partinin parlamenter sistemi
başkanlık sistemine dönüştürme planlarını protesto ederek istifa etmiştir.
2015
yılında TÜRKEŞ'in en büyük oğlu Tuğrul TÜRKEŞ, Türkiye'nin
Başbakan Yardımcısı olan ilk Kıbrıslı Türk kökenli kişi
oldu.
Eylül 2015'te TÜRKEŞ, Kuzey Kıbrıs'a ilk resmi ziyaretini gerçekleştirdi. Bağımsız bir milletvekili olarak TÜRKEŞ, babası tarafından kurulan Milliyetçi Hareket Partisi'ni ve Cumhuriyet Halk Partisi'ni, Kasım 2015 seçimlerine yol açan uzlaşmaya yanaşmamaları nedeniyle eleştirdi.
Türkeş’in Miras Davası:
TÜRKEŞ, 1940'lardan itibaren Türk milliyetçiliğini şekillendirmede ve Pan-Türkizmi yeniden canlandırmada kilit bir figürdü. 1997'deki ölümünden kısa bir süre sonra, Türkiye Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL, onun ölümünün: "Türkiye'nin siyasi hayatı için büyük bir kayıp!.." olduğunu belirtti. Benzer şekilde, Türkiye'nin ilk kadın Başbakanı Tansu ÇİLLER onu "Tarihi bir birey" olarak tanımladı.
Tartışmalar : Öldüğünde, Avrupa Türk Federasyonu'ndan 2 trilyon lira zimmetine para geçirdiği ortaya çıktı. Pan-Türkist Grup, İkinci Çeçen Savaşı'nı desteklemek ve Abulfaz Elçibey’in Azerbaycan’da başarılı olmasına yardımcı olmak için gizli bir kara para fonu oluşturmuştu…
Bu para, daha önce Azerbaycan Darbe
Planında yer alan, Enver ALTAYLI tarafından yönetiliyordu.
Kızları: Ayzıt ve Umay Günay, bu paranın
aslında kendilerinin parası olmamasına rağmen, bu paraya kimin hak sahibi
olduğu konusunda kavga ettiler.
İkili,
dolandırıcılık nedeniyle Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandı.
İddianamede, TÜRKEŞ'in Deutsche Bank'ın İngiltere Şubesindeki Hesabında: 575.000
DM, 845.000 ABD Doları ve 367.000 GBP bulunduğu belirtildi. Mahkeme, Ayzıt'ın
200.000 GBP, Umay Günay'ın ise 42.000 GBP çektiği sonucuna vardı.
Ayzıt: “1975'ten beri, İngiltere'de
yaşadığını ve babasının 1988'de hesabı açtığını ve babası Alpaslan TÜRKEŞ’in kendisi
için bu hesaba, tam erişim hakkı verdiğini…” söyledi. Babasının, ölümünden sonra, belirli
ödemeler yaparak: "Türklük Davası"nı desteklemek maksadı ile
bu mali yükümlülüklerin yerine getirmesi talimatını verdiğini söyledi. TÜRKEŞ'in
ikinci eşi Seval Hanım ise, Ayzıt'ın parayı kendisine saklamadığı
iddiasını reddetti.
Seval
Hanım, kendisinin
ve oğullarının, Ayyüce ve Ahmet Kutalmış'ın çekilen 242.000
GBP'lik payının 112.355 GBP olduğunu iddia ediyor.
MHP
Genel Başkanı Devlet Bahçeli, skandalın, partinin kapatılmasına yol açabileceği
endişesiyle. Millet vekillerine sessiz kalmaları talimatını verdi…
1917’de
doğan Başbuğ TÜRKEŞ 4 Nisan 1997’de Ankara’da kalp krizi neticesinde vefat etmiştir.
Ölümünün 28. yılında rahmet ve minnet ile anıyor, Büyük Türk Milletini başı sağ
olsun diyorum.
İLGİLİ
KAYNAKLAR:
1) Ülkücülük; Hamle Yayınevi; İstanbul,
1995.
2) 12 Eylül Adaleti : Savunma; Hamle
Yayınevi; İstanbul, 1994.
3) 1944 Milliyetçilik Olayı: Hamle
Yayınevi;
4) TÜRKEŞ'li Yıllar: Hasan Sami BOLAK, Modern
Türkiye; İstanbul.
5) Milliyetçilik Olayları: Berikan
Elektronik Basım Yayım.
6) 27 Mayıs ve Gerçekler: Berikan
Elektronik Basım Yayım.
7) 27 Mayıs, 13 Kasım, 21 Mayıs ve
Gerçekler: İstanbul, 1996.
8) Ahlakçılık: Berikan Elektronik Basım
Yayım.
9) Etik (Ahlak Felsefesi), Etik.; Bunalımdan
Çıkış Yolu: Kamer Yayınları.
10)Türk
Edebiyatında Anılar, İncelemeler, Tenkidler, Anı, Günce, Mektup;İstanbul, 1994.
11)
Bunalımdan Çıkış Yolu: Hamle Yayınevi; İstanbul, 1996.
12)
Dış Meselemiz: Berikan Elektronik Basım Yayım.
13)
İlimcilik: Berikan Elektronik Basım Yayım.
14)
Kahramanlık Ruhu: İstanbul, 1996.
15)
Temel Görüşler: Kamer Yayınları.
16)
Sistemler ve Öğretiler: İstanbul, 1994.
17)
Türkiye'nin Meseleleri: Hamle Yayınevi; İstanbul, 1996
18)
Yeni Ufuklara Doğru: Kamer Yayınları.
19) Sistemler ve Öğretiler; İstanbul, 1995