4 Temmuz 2016 Pazartesi

İNFİAL ve ÇÖKERTME; Abdullah Çağrı ELGÜN

İNFİAL ve ÇÖKERTME
                                   Abdullah Çağrı ELGÜN

    Şanlı Urfa Suruç İlçesi saldırısı, Rusya gerginliği, Ankara Kumrular Sokak Bombalı Araç Patlaması, Ankara Gar’ında canlı bomba  saldırıları, Ankara İnönü Bulvarı Dikmen Caddesi Merasim Sokak,’ta Askerî  Servis Aracının Patlatılması,  Ankara Kızılay Bakanlıklardaki Canlı Bomba saldırısı, Bursa’da Ulu Cami saldırısı, Hatay Saldırısı, İstanbul'da Sultanahmet Veznecilerde, Çevik Kuvvet Arabasına yapılan bombalı saldırılar, Alman ve İsrailli turistlerin bombalanması, …vb. ülke içinde adı konmamış bir savaştır…
        Almanya'nın “Ermeni Soykırımı Yasası”nı bir çırpıda geçirmesi,  Güneydoğu bölgemizdeki iç savaş, ve en son olarak büyük İnfial ve Çökertme taktiği ile dünya gündemine oturan ve insanlığı derinden sarsan, İstanbul Atatürk Hava Limanı,  canlı bomba saldırısı ile … yüzlerce vatandaşımızın ölümü, ülkemiz üzerinde bilmediğimiz, bilemediğimiz kahpe oyunların oynandığını plan ve projelerin hayata geçirilmek istendiğinin açık bir delili, ispatlıyor… Bu hadiseler bize, aynı zamanda devlet içinde kamufle olmuş, kimi üst düzey yetkililerinin ve vatan hainlerinin el ele, koyun koyuna işbirliği halinde çalıştığını göstermektedir.
Bunların en kısa zamanda ve süratle bürokrasiden atılması, cezalandırılması, ve vatandaşın vergileri ile aldıkları maaşlarının kendilerinden derhal tahsil edilmesi, icracıların, başbakanın ve bakanların vatanî bir görevidir.
      Doğu bölgemizdeki hadiselere bakıldığında: Yerle bir olmuş ilçeler, Halaç pamuğu gibi dağıtılmış sokaklar, kazılmış tüneller, yıkılmış binalar, her gün üç beş şehit… Bana öyle geliyor ki bu işte devletin içine sızmış vatan hainlerinin ve işbirlikçilerin de parmağı ve eli var!..  El ele, kol kola birlikte hareket ediyorlar. Bunları kim, niçin gizliyor, ve veya görmek istemiyor?..
(http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/can-atakli/bu-terorun-sorumlusu-turkiyeyi-cihatci-otoyolu-yapanlardir-1297176/)
İsrail ile barıştık saldırı geldi, Rusya ile barıştık saldırı geldi, Mısırla hatta Suriye ile  barışırken daha dikkatli olmak gerekiyor?!.
“Yandaş, yalaka takımı çok memnun. Her terör olayından sonra neredeyse ambulanslar olay yerine gelmeden, “Yayın Yasağı” konuyor ya, bunlar havalara uçuyorlar. Neymiş efendim: “Ceset fotoğrafı mı görmek istiyormuşuz?”  Ya da: “Teröristin istediği buymuş propagandasını yapmayalım”mış. Bunların hepsi suçluluğun telaşıdır. Bir yılda patlayan (17) on yedi bombanın yarattığı sorumluluktan kaçma gayretleridir. Terörü önleyecek bilgi, yetenek ve kararlılığa sahip olamadıklarının oraya çıkmasının yarattığı korkudur. Her seferinde, aynı yönteme başvuruyorlar. Yayın yasağı koyarak, gerçekleri gizleyebileceklerini sanıyorlar.”
(http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/can-atakli/bu-terorun-sorumlusu-turkiyeyi-cihatci-otoyolu-yapanlardir-1297176/)
          İKİ İLEri bir geri politikalar ve  
bir SEÇİM ORTAMI İSTENİYOR OLABİLİR Mİ?


İktidar ve saray onca terör olayına karşı sanki hiçbir sorumlulukları yokmuş gibi davranıyor. Bunca insan hayatını kaybetmiş, bunca insan bedeninin birkaç uzvundan ayrılmış, ne vicdanî bir ıstırap duyan ne hayıflanan ne sorumluluk alan yok!..İstifa eden hiç yok!..  Öylesine bir pişkinlik ve kokuşmuşluk var ki önümüzü asla göremiyoruz… (Japonya’da iki bakan haklarındaki yolsuzluk iddiaları sebebiyle istifa etti. 21 Ekim 2014;  “http://www.aktifhaber.com/japonyada-2-bakan-yolsuzluk-iddiasiyla-istifa-etti-1063178h.htm”; Belçika'da 34 can 2 istifa, Türkiye'de binlerce can sıfır istifa 26 Mart 2016;

www.diclehaber.com/tr/news/content/view/507728?from=1815887918; “Ingiliz Bakan Hakkındaki Yolsuzluk İddiaları Sebebiyle Görevinden İstifa Etti “www.haberler.com › Haber; 9 Nis 2014” örnekleri çoğaltmak mümkün. Türkiye’de onlarca şehit, onlarca patlama, yüzlerce ölü; ama sıfır istifa?!.. Üstelik elinde tuttuğu medya ile beyin yıkar gibi bütün terör eylemlerini kendine prim olarak yazdırmayı da başarıyorlar.

Son olayda da “Dik duran Türkiye'nin başına bunlar gelecektir.” algısını yaymaya çalışıyorlar. İsrail ve Rusya ile kendi bozdukları ilişkiyi yeniden kurma çabalarını “ne zaman bir dış zafer kazansak, saldırıya uğruyoruz” diyerek yüceltmeye uğraşıyorlar…”
PROF.DR. ÜMİT ÖZDAĞ:
 “MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Muhalif Başkan adaylarından Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ, iktidarın terörle mücadele ve dış politikasını ağır bir dil ile eleştirdi: “Devleti ayağa düşürdüler. Ortadoğu politikası, ilkokul bilgisi ve lise heyecanlı ile sürdürülen, her türlü gerçekçi milli menfaat tanımlamasından noksan olan bir politikadır. Dış politikada satranç değil, tavla oynuyorlar” dedi.
         Gelişmeleri Odatv'ye değerlendiren Prof. Ümit ÖZDAĞ, bölgemizde çizilmek istenen yeni haritaları da anlattı:  Meclis'ten bölücü terör örgütüyle müzakere yasası dahi çıktı. Dolmabahçe mutabakatı imzalandı. Bunların öncesinde Oslo pazarlıkları yapıldı. Ne oldu da PKK 7 Haziran'dan sonra yeniden katliamlara, şehirlere yerleşip, halka zulme başladı? Ortada bir anlaşmazlık mı var? Varsa nedir? Ya da halkı, “özerklik” başta olmak üzere, “Yeter ki analar ağlamasın” diye yeni bir şeylere ikna “operasyonu” mu yürütülüyor?”
           MHP ve DEVLET BAHÇELİ
   Sn. Dr. Devlet BAHÇELİ, Alparslan TÜRKEŞ'in 4 Nisan 1997'de geçirdiği kalp krizi sonucu Ankara'da vefat etmesinin ardından 6 Temmuz 1997 tarihinde gerçekleştirilen MHP 5. Olağanüstü Kongresinde, 1193 delegeden 697’sinin oyunu alarak yeni Genel Başkan seçilmiştir.
      Sn. Dr. Devlet BAHÇELİ’nin MHP’ye Genel Başkan olmasının ardından geçen on dokuz(19) yılda: 
1) 1999 Türkiye genel seçimleri'nde %8,18 - oy oranını %17,98 çıkardı; fakat tek başına İktidar olamadı. MHP (21)yirmi bir yıl sonra hükümete sokarak, Başbakan Yardımcısı olarak görev aldı. Ekin bir varlık gösteremedi.
2) 1999 Yerel Seçim, 21 ilin belediye başkanlığını kazandı; fakat tek başına Birinci Parti olamadı   
3) 2002 Türkiye genel seçimlerinde 17.98.oyu %9,62 düşerek baraj altında kaldı.
4) 2002 Yerel Seçim Yapıldı
Seçimlerin ardından yaptığı açıklamada Bahçeli: "Başarısızlığın tek sorumlu benim!" açıklamasını yaparak genel başkanlık görevinden istifa ettiğini açıkladı. 
5) 2003Ara Seçim Yapıldı
6) 2004 Ara Seçim Yapıldı
7) 2007 Türkiye Genel Seçimleri'nde MHP’nin oyunu %5.91 oranında artırarak  %14,27 oy aldı
8) 2009 Yerel Seçim Yapıldı
9) 2011 Türkiye Genel Seçimleri'nde %1,26 düşerek %13.01'e geriledi.
10) 2014 Yerel Seçim Yapıldı
11) 2015 Haziran Türkiye Genel Seçimleri’nde oyunu %3,28 oranında artırarak  %16,29'a getirdi.
12) 2015 Kasım Türkiye Genel Seçimleri’nde  %4,39 oy kaybederek  %11,90 oy oranına geriledi.  (http://www.mynet.com/haber/haberler/devlet-bahceli-5909/)
      DENİZ BÖLÜKBAŞI: 
    “Ben partinin bu siyasî yapısıyla devam edemeyeceğini düşünüyorum. Parti yönetim kadrosunun değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Devlet Bey’in kendi takdiridir ama bu yapıyla gitmeyeceğini kendisinin de gördüğünü zannediyorum. Özü değişmeden, yeni bir siyasî strateji ve söyleme ihtiyaç olduğu kanaatindeyim. Devlet Bey’in artık Balgat’taki binadan süratle çıkıp, Anadolu’ya gitmesi gerektiğini düşünüyorum.”
(http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/ahmet-hakan_131/mhp-bu-kaos-ortamindan-ancak-devlet-beyle-cikar_40065624)
     Sn. Dr. Devlet Bahçeli, 2004 yılında Atatürk Araştırma ve Eğitim Hastanesi'nde kalp ameliyatı olmuş tıkalı olan dört(4) damarına müdahalede bulunulmuştu. 16 Ocak 2016 yılında tekrar kalp ameliyatı olmuştur. Bunca yıldır MHP’si ve Ülkücülük faaliyetlerindeki hizmetleri kayda değer olup, bugün hem sağlığı bozulmuş hem de yorulmuştur.  Yukarıdaki belgelerle de görüldüğü gibi geçirdiği on iki(12) seçimde de MHP gibi bir aksiyon hareketini, tek başına iktidar yapamamıştır. Her defasında mağlup olmuş, kimi zamanda tam anlamıyla partiyi sendeletip diz çöktürerek baraj altına itivermiştir…
            Sn. Dr. Devlet Bahçeli,  ne MHP’yi birinci parti durumuna getirebilmiş ne de ikinci parti yapma beceri ve kabiliyetine sahip kılmıştır. Durum yukarıdaki verilerden de anlaşılmaktadır ki bir partide (19) on dokuz yıllık zaman, ve on (12) mağlubiyet, ve bunu körü körüne destekleyen biz dava adamları!.. Elli yıllık bir davanın hiçbir şekilde başarılı olamaması garip değil mi?.. Hiçbir akıllı kişi, lider, ille de ben koltukta kalacağım diyerek, milyonlarca idealistin ümit bağladığı bu parti ve partililere böyle bir zulmü reva göremez, görmez!      
             Görebilir mi?!.   
          Vebal var!.. Yüzlerce şehidin bu dava için akmış kanı, ceza evlerinde işkence çekmişlerin vebali,  ahı insanı boğar… Bu dünyada olmazsa öbür dünyada bilmem kaç el yakanızda olur. MHP’yi şimdi yönetenlerin, hiç biri, huzur ve rahat bulamazlar… DEĞİŞİM ŞART!


Sn. Dr. Devlet BAHÇELİ’nin kendisi de bunu bir ara 2002 seçimlerinde fark etmiş ve sorumluluk anlayışı ile :"Başarısızlığın tek sorumlu benim!"  diyerek yenilgisini kabul etmiş; ve geçirilen on üç seçimde de tam başarı sağlayamadığını, hezimet olmasa da başarısızlığı, defalarca tatmış, ve bu ıstırabı yüreklerinde hissederek istifa etmiştir.
Şimdi de kendisine yakışan şey: Alpaslan TÜRKEŞ gibi büyük bir liderden teslim aldığı bayrağı, ya göstereceği kendi adayına veya hiçbir şekilde tarafsızlığını bozmadan kendisi ve ülkücü camiaya yakışmayan Kurultay Bilmecelerinden, Ali Cengiz Oyunlardan vaz geçip, yeni MHP liderine teslim etmek olmalıdır.
Aksi halde: Bahçeli giderse talan olur, Ülkücüler sahaya iner, Ülkücüler sokağa çıkar” “Ben gidersem bu iş biter.”  Sözleri boş, beyhude ve yok hükmündedir. Geçmişte böyle düşünen ve diyenlerin çoğunun bugün, kabirlerini ziyaret ediyoruz. Taziye bulunuyoruz; fakat günümüz geçmişten çok daha iyi. Ne talan var ne de yok olma!.. 
        BASKIN SEÇİM OLABİLİR
        Sayın BAHÇELİ bu ısrarında diretecek olursa belki, muhtemelen kontrol AKP’nin eline geçebilir… Bu arada MUHALEFETİN yönetime gelemeyeceğinin anlaşılması ile de Saray’ın baskı ve kontrolüyle  Başkan olabilmek için gerekli ortamın ve yeterli meclis arikmatiğinin sağlanabilmesi  amacıyla dirsek teması ilk yeterli sayı: (330)’u bulmak amacıyla, “SEÇİM” e start verilebilir!.. 
          Yani şimdilerde iki ileri bir geri politikalarla yollardayız. İnşallah millet için, ebed i devlet için hayırlı olur…
        Türkiye, kendisini yalnızlaştıran, içeride ve dışarıda menfaat şebekelerinin bir ahtapot gibi sarmalayarak gözlerini iç ve dış dünyaya kapattığı uzun uykudan, birden bire uyanıverdi… “Yeni Türkiye”nin iliklerini kurutmak için saldırdığı bu dönemde, çağdaş politikaları devreye sokup, etrafındaki “KUŞATMAYI” bir huruç hareketiyle, yarmak, İsrail ve Rusya’dan sonra, Mısır hatta Eset ile de anlaşma yoluna giderek içine itildiği atalet ve anafordan, bir huruç hareketiyle kurtularak, geleceğine koşuyor
KAYNAK:
1).http://odatv.com/operasyonlarin-amaci-dolmabahceyi-pkkya-kabul-ettirmek-1401161200.html”
2).http://www.yenisafak.com/yazarlar/hayrettinkaraman/islamda-din-adami-yoktur-2-2030116
3).http://www.yenisafak.com/yazarlar/yusufkaplan/ingilizlerin-iki-asirlik-oyunlarinin-merkezinde-neden-turkiye-var-2030124
4).http://www.yenisafak.com/yazarlar/yusufkaplan/ingilizlerin-iki-asirlik-oyunlarinin-merkezinde-neden-turkiye-var-2030124)
5).https://www.msxlabs.org/forum/soru-cevap/274042-akdenize-kiyisi-olan-ulkeler-hangileridir.html
7).(http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/can-atakli/bu-terorun-sorumlusu-turkiyeyi-cihatci-otoyolu-yapanlardir-1297176/)